Mut İlçemiz

ALAÇAM KÖYÜ

ALAÇAM KÖYÜ
23
15 Kasım 2018 - 17:09

Alaçam Köyü Mut’un batısında, Mağaras Dağının eteklerinde, Mut’a 23 km. uzaklıkta bir köydür. En yaygın söylentiye göre adı, köyün üst tarafındaki, kabuklarının bir kısmı soyulmuş, ala bir çamdan dolayı verilmiştir. Bir görüşe göre de, buranın eskiden çok sık çam ağaçlarıyla kaplı olduğu, tarla açmak için bu çamların aram aram kesildiği, bundan dolayı da ala bula bir görüntü oluştuğundan bu ad verilmiştir.
Eskiden köyün geliri üzüme pekmeze, buğdaya arpaya ve davara dayanırdı. Pekmezi ayna gibiydi, onlarca ailenin beş yüz / bin davarlık sürüleri vardı. Hatta daha da önceleri, yedi sekiz devesi olanlar bile vardı.

Şimdi bunların hepsi ya tükendi ya tükenmek üzere. En büyük neden de susuzluktur. Oysa arazisi bol bir köydür Alaçam. Bu yüzden de köylüler, özellikle gençler, Mut’a ve Karaman’a göçmektedirler. Alaçamlı birçok insan inşaat, boya, badana, sıva işlerinde çalışmaktadır.
Mut’un en yeşilliksiz köylerinden birisidir.
Uzun süre soluksuz esen, hele hele yazları köyü tozutup kavuran poyrazı vardır bir de.
Şimdilerde ise bu poyraz bir işe yarayacak gibi. Büyük bir şirket yörede rüzgâr enerjisi üretme çalışmaları yapmaktadır.
Son nüfus sayımına göre 474’ü kadın, 420’si erkek, toplam 894 nüfusu vardır. Hane sayısı 280’dir. Anasınıfı ve beş sınıflı bir okulu vardır. Muhtarının adı Abdullah Örs’tür.
Alaçam Köyünün bir özelliği de, fıkra türü sözler üretmedeki ustalığıdır. Sakız Köyüyle yarıştırılır bu konuda hep.

Yaşanmış bir Alaçam öyküsünü anlatmak istiyoruz şimdi de sizlere:

Anlatı İmam Ali ve Ahmet Küçükten alınmıştır.

Dorla Köyündeki Hacı Yusuf Hasan, Alaçamlı Helim Topal takma adlı, Halil Yaşlı’nın yanına gezmeye gelir bir kış günü. İkisi çok yakın arkadaştır, dostlukları çok eskilere dayanır. O günlerin şakaları da çok ağır olur. Neyse, akşam yemeğinin arkasında söyleşi başlar. Helim Topal sözü uzatır da uzatır. Ne kadar beklediyse de söz sırası bir türlü Hacı Yusuf Hasan’a gelmez. Baktı olmayacak Hacı Yusuf, başındaki külahı çıkararak ortaya kor, “Helim, laf soğumasın, ben bir tuvalete gidip geleyim, ihi benim külah, biraz da onunla konuş sen” der. Dışarı çıkar ya, Helim Topal da kapıyı arkasından küssükler (kitler). Dışarısı buz gibi; poyraz, kar, don… İşini bitirir bitirmez kapıya koşar Hacı Yusuf Hasan. Ama kapı açılmaz, içeriden küssüklü. Tak, tak, tak!.. “Ulen aç şu kapıyı!” “Daha laf bitmedi, laf bitsin açayım!” Pencereye koşar, “yahu aç şu kapıyı, donduracaksın beni!” “Senin külahla konuşuyoruz daha, konuşma bitsin açarım.” Saatlerce tirtir titretmiş adamı. Sonunda ikinci karısı başka bir odaya bir yatak ediverir de, donmaktan kurtulur Hacı Yusuf Hasan.
İlle bunun öcünü alacak Hacı Yusuf Hasan. Bunun gününü saatini bekler artık. Helim Topal’ın da bir kekliği var. Durmadan da kekliğini över. O devirde de iyi bir keklik iyi bir öküz parası. Hacı Yusuf’a haber gönderir bir gün, “öyle bir kekliğim var ki, kaç küme kurarsan o kadar keklik öldürürsün (Küme kurmak; kafesli kekliği dağdaki çalılıklı bir yere koymak, çalılıkların arasına da gizlemek ve kafesteki kekliğin ötüşüne gelen dağ kekliklerini öldürmek olayıdır).
“Tamam” der Hacı Yusuf, yarın ikindin yanındayım.”
Akşam olur, yine yenilir içilir. Yatacağı oda da keklikli odadır, Hacı Yusuf’un. Herkes uyuyunca kalkar bu, kafesteki kekliği buğday sandığına bırakır, dışarıdaki kümesten de bir horoz getirerek kafese kor.
Ala şafakta kalkarlar. Kafesi o alır, omuzlarında tüfek, Mağaras Dağı’nın dibine doğru giderler. İyi bir yere kümeyi kurarlar. Yeni yeni ışımaya başlar ortalık. Az sonra keklikler ötüşmeye başlar çevreden. Kafesten de bir ses gelir: “gın gılı gık gık, gın gılı gık gık!..” Hacı Yusuf öç alacak ya, basar lafı, “ulen hunun için mi yordun beni be?! Keklik değil bir horoz! Zaten bilmeliydim Helim Topal’ın iyi kekliğinin olmayacağını.” Helim Topal bu sözün altında kalır mı? “Seni keklikli odada yatırdım ya, işte benim düşünemediğim bu, senin böyle bir oyun oynayacağını düşünmeliydim aslında” der o da.

Mağaras eteğinin en kırmızısı
Davarı pekmezi şimdi sızı sızı
Poyrazla güneştir sazı sözü
Kavrulurken susuzluktan
Sözleri sular Alaçam Köyü…

Kaynak: MUT ÇITLIK Kültür Sanat Dergisi “Bir Köy Bir Öykü” yazı dizisi, (2009 yılı, sayı 11)

 

ALAÇAM KÖYÜ

Adı: Alaçam

Nüfusu: 819 (414 erkek, 405 kadın)

İlçeye Uzaklığı: 20 km.

İle Uzaklığı: 180 km

Konumu: Mut’un kuzey-batısında ve Mağras Dağının güneyinde olup; Mut-Ermenek yolunun 7. km’sinden sağa ayrılan asfalt yolla ulaşın sağlanır.

İnternet Adresi: Yok

Tarih

Alaçam köyünün tam olarak hangi tarihte kurulduğuna dair kesin bir bilgiye sahip değiliz. 1518 yılına ait Tapu Tahrir Defterinde, Dorla ve Sakız köyleri olduğu halde Alaçam köyü yoktur.

Mut’un idari yapısı hakkında 1913’te hazırlanan raporda ise köyün 29 haneden oluştuğu kaydedilmiştir. Demek ki Alaçam köyü, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde, belki de Sakız veya Karadöne’den ayrılarak köy statüsü kazanmıştır.

Köyün, çevrede bulunan çam ağaçlarından isim aldığı tahmin edilmektedir.

Coğrafya

Alaçam köyü, Mut ilçe merkezinin kuzey-batısında, düz bir arazi üzerinde kurulmuştur. Kuzeyinde bulunan Mağras Dağının kuytu eteğine sığınmış görüntüsü vermesine rağmen, köyün poyrazı çok meşhurdur.

Bitki örtüsü, köyün adıyla çelişki oluşturacak kadar çam ağaçlarından yoksun olduğu gibi, makilik de yok denecek kadar azdır.

Nüfus

Alaçam köyüne ait görebildiğimiz ilk nüfus istatistiği 1913 tarihlidir. Bu tarihte 29 haneden oluşan köyün toplam nüfusu 186 (92 kadın, 94 erkek) kişidir.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında 1935 yılı sayımında 258 nüfusa sahip olan köy, 2007 yılına gelindiğinde ciddi bir artışla 819 kişiye çıkmıştır.

Alaçam, son yıllarda ilçe merkezine yoğun göç vermiş ve bu durum köy nüfusunun artış hızında yavaşlamaya neden olmuştur.

1913: 186
1935: 258
1940: 306
1945: 301
1950: 380
1970: 590
1975: 592
1980: 714
1985: 775
1990: 844
2000: 851
2007: 819

Sosyal ve Ekonomik Hayat

Köyün ekonomisi büyük oranda tarım ve hayvancılığa dayalıdır. İçme suyunun bile yetersiz olduğu Alaçam’da, doğal olarak sulu tarım yapılamamaktadır. Bundan dolayı, susuz tarıma uygunbir ürün olan üzüm başta gelen meyvecilik olmasına rağmen, son bir kaç yıldır süre gelen kuraklıktan dolayı üzüm bağlarınında yer yer kuruduğu veya yeterli verim alınamadığı için köylüler tarafından bakımsız bırakıldığı göze çarpmaktadır.

Ayrıca son yıllarda Hacıilyaslı sınırına yak3n yerlerde zeytin ve kayısı bahçeleri yapılarak, bu bahçeler Göksu nehrinden çıkarılan su ile beslenmeye çalışılmaktadır. Buğday ve arpa gibi hububat tarımına uygun topraklar, diğer bir çok köyegöre daha geniştir.

Köyde küçük ve büyük baş hayvancılık yapılmasına rağmen, modern çiftlikler henüz kurulamamıştır.
Mut’taki genel yapıya uygun olarak bu köyde de yazın yaylaya çıkma geleneğidevam ettirilmektedir. Alaçamlılar yazın boğucu sıcağında Derepazarı ve Sertavul yaylalarına çıkarak kaçmaya çalışmaktadırlar. Son yıllarda özellikle Sertavul bu köylüler için de bir cazibe merkezi olmuştur. Köyde bir bakkal mevcuttur. Okuma-yazma ve üniversite okuma oranı yüksektir.

Alaçam köylüleri halk arasında genellikle yaşamayı seven, çok konuşan, neşeli ve sosyal yönü güçlü kişiler olarak tanınırlar.
Ayrıca güney komşuları olan Sakız köyüyele aralarında fıkralara da konu olan hoş bir rekabet (belki de gerginlik) yıllardan beri süregelmektedir.
Köyde sağlık evi vardır fakat faal değildir. İlköğretim okulu faal durumdadır. İçme suyu yeterli, sulama suyu yoktur.

Kaynak: Mutlu Köyler – Ensar Köse, Ekim 2008

 

ALAÇAM KÖYÜ

Köyün kökeni Karadöneli Aşiretinden gelmektedir.

2005 yılı nüfus sayımına göre 405’i kadın, 414’ü erkek olmak üzere nüfusu 819 olan köy, 200 hanelidir, il merkezine 185, ilçe merkezine 20 km uzaklıktadır. 1985 yılında tapu kadastro çalışmaları tamamlanmış olan köy 13131 dönümdür.

Köy halkının geçim kaynağı hayvancılık ve tarımdır, özellikle küçükbaş hayvancılığın geliştiği köyde 2006 yılı sonu itibariyle, yaklaşık 210 koyun, 1100 keçi, 168 sığır, 12 at, 1569 tavuk ve 59 güvercin bulunmakta, ayrıca arıcılıkta yapılmaktadır. Köyün başlıca tarımsal ürünü bağ olup, yoğun bir şekilde zeytin fidanı dikilmekte, adi fiğ ve hububat üretimi yapılmaktadır.

Köyde, sağlık evi ile içme suyu şebekesi, içme suyu, su deposu, köy konağı ve umumi WC bulunmaktadır. 20 km asfaltlı yolu mevcuttur.

Alaçam Köyü’nde yılın 12 ayında rüzgâr eksik olmamaktadır. Köyde tarih boyunca rüzgâr esmiş olmalı ki yakınlarında Mağaras Dağı’nın üstündeki kale kalıntısının yanında bir yel değirmeni bulunmaktadır. Esen rüzgâr halkını da etkilemiş ve köylüler yüksek sesle konuşmasıyla bilinir olmuştur.

İyi güreşen pehlivanları ve Aşıraf Kekliği ile tanınan köyün Horca Suyu gibi doğal güzelliğinin yanı sıra önemli tarihi yerleri de bulunmakta, eski bir yerleşim yeri olan Çevlik ve Mağaras dağlarının üstündeki kale ve değirmen kalıntıları da görülmesi gereken yerleri arasındadır.

 

DÜNDEN BUGÜNE HER YÖNÜYLE MUT – Nurşen Tekin – Nisan 2008

Alaçam Köyü Mut’un batısında, Mağaras Dağının eteklerinde, Mut’a 23 km. uzaklıkta bir köydür. En yaygın söylentiye göre adı, köyün üst tarafındaki, kabuklarının bir kısmı soyulmuş, ala bir çamdan dolayı verilmiştir. Bir görüşe göre de, buranın eskiden çok sık çam ağaçlarıyla kaplı olduğu, tarla açmak için bu çamların aram aram kesildiği, bundan dolayı da ala bula bir görüntü oluştuğundan bu ad verilmiştir.
Eskiden köyün geliri üzüme pekmeze, buğdaya arpaya ve davara dayanırdı. Pekmezi ayna gibiydi, onlarca ailenin beş yüz / bin davarlık sürüleri vardı. Hatta daha da önceleri, yedi sekiz devesi olanlar bile vardı.

Şimdi bunların hepsi ya tükendi ya tükenmek üzere. En büyük neden de susuzluktur. Oysa arazisi bol bir köydür Alaçam. Bu yüzden de köylüler, özellikle gençler, Mut’a ve Karaman’a göçmektedirler. Alaçamlı birçok insan inşaat, boya, badana, sıva işlerinde çalışmaktadır.
Mut’un en yeşilliksiz köylerinden birisidir.
Uzun süre soluksuz esen, hele hele yazları köyü tozutup kavuran poyrazı vardır bir de.
Şimdilerde ise bu poyraz bir işe yarayacak gibi. Büyük bir şirket yörede rüzgâr enerjisi üretme çalışmaları yapmaktadır.
Son nüfus sayımına göre 474’ü kadın, 420’si erkek, toplam 894 nüfusu vardır. Hane sayısı 280’dir. Anasınıfı ve beş sınıflı bir okulu vardır. Muhtarının adı Abdullah Örs’tür.
Alaçam Köyünün bir özelliği de, fıkra türü sözler üretmedeki ustalığıdır. Sakız Köyüyle yarıştırılır bu konuda hep.

Yaşanmış bir Alaçam öyküsünü anlatmak istiyoruz şimdi de sizlere:

Anlatı İmam Ali ve Ahmet Küçükten alınmıştır.

Dorla Köyündeki Hacı Yusuf Hasan, Alaçamlı Helim Topal takma adlı, Halil Yaşlı’nın yanına gezmeye gelir bir kış günü. İkisi çok yakın arkadaştır, dostlukları çok eskilere dayanır. O günlerin şakaları da çok ağır olur. Neyse, akşam yemeğinin arkasında söyleşi başlar. Helim Topal sözü uzatır da uzatır. Ne kadar beklediyse de söz sırası bir türlü Hacı Yusuf Hasan’a gelmez. Baktı olmayacak Hacı Yusuf, başındaki külahı çıkararak ortaya kor, “Helim, laf soğumasın, ben bir tuvalete gidip geleyim, ihi benim külah, biraz da onunla konuş sen” der. Dışarı çıkar ya, Helim Topal da kapıyı arkasından küssükler (kitler). Dışarısı buz gibi; poyraz, kar, don… İşini bitirir bitirmez kapıya koşar Hacı Yusuf Hasan. Ama kapı açılmaz, içeriden küssüklü. Tak, tak, tak!.. “Ulen aç şu kapıyı!” “Daha laf bitmedi, laf bitsin açayım!” Pencereye koşar, “yahu aç şu kapıyı, donduracaksın beni!” “Senin külahla konuşuyoruz daha, konuşma bitsin açarım.” Saatlerce tirtir titretmiş adamı. Sonunda ikinci karısı başka bir odaya bir yatak ediverir de, donmaktan kurtulur Hacı Yusuf Hasan.
İlle bunun öcünü alacak Hacı Yusuf Hasan. Bunun gününü saatini bekler artık. Helim Topal’ın da bir kekliği var. Durmadan da kekliğini över. O devirde de iyi bir keklik iyi bir öküz parası. Hacı Yusuf’a haber gönderir bir gün, “öyle bir kekliğim var ki, kaç küme kurarsan o kadar keklik öldürürsün (Küme kurmak; kafesli kekliği dağdaki çalılıklı bir yere koymak, çalılıkların arasına da gizlemek ve kafesteki kekliğin ötüşüne gelen dağ kekliklerini öldürmek olayıdır).
“Tamam” der Hacı Yusuf, yarın ikindin yanındayım.”
Akşam olur, yine yenilir içilir. Yatacağı oda da keklikli odadır, Hacı Yusuf’un. Herkes uyuyunca kalkar bu, kafesteki kekliği buğday sandığına bırakır, dışarıdaki kümesten de bir horoz getirerek kafese kor.
Ala şafakta kalkarlar. Kafesi o alır, omuzlarında tüfek, Mağaras Dağı’nın dibine doğru giderler. İyi bir yere kümeyi kurarlar. Yeni yeni ışımaya başlar ortalık. Az sonra keklikler ötüşmeye başlar çevreden. Kafesten de bir ses gelir: “gın gılı gık gık, gın gılı gık gık!..” Hacı Yusuf öç alacak ya, basar lafı, “ulen hunun için mi yordun beni be?! Keklik değil bir horoz! Zaten bilmeliydim Helim Topal’ın iyi kekliğinin olmayacağını.” Helim Topal bu sözün altında kalır mı? “Seni keklikli odada yatırdım ya, işte benim düşünemediğim bu, senin böyle bir oyun oynayacağını düşünmeliydim aslında” der o da.

Mağaras eteğinin en kırmızısı
Davarı pekmezi şimdi sızı sızı
Poyrazla güneştir sazı sözü
Kavrulurken susuzluktan
Sözleri sular Alaçam Köyü…

Kaynak: MUT ÇITLIK Kültür Sanat Dergisi “Bir Köy Bir Öykü” yazı dizisi, (2009 yılı, sayı 11)

 

ALAÇAM KÖYÜ

Adı: Alaçam

Nüfusu: 819 (414 erkek, 405 kadın)

İlçeye Uzaklığı: 20 km.

İle Uzaklığı: 180 km

Konumu: Mut’un kuzey-batısında ve Mağras Dağının güneyinde olup; Mut-Ermenek yolunun 7. km’sinden sağa ayrılan asfalt yolla ulaşın sağlanır.

İnternet Adresi: Yok

Tarih

Alaçam köyünün tam olarak hangi tarihte kurulduğuna dair kesin bir bilgiye sahip değiliz. 1518 yılına ait Tapu Tahrir Defterinde, Dorla ve Sakız köyleri olduğu halde Alaçam köyü yoktur.

Mut’un idari yapısı hakkında 1913’te hazırlanan raporda ise köyün 29 haneden oluştuğu kaydedilmiştir. Demek ki Alaçam köyü, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde, belki de Sakız veya Karadöne’den ayrılarak köy statüsü kazanmıştır.

Köyün, çevrede bulunan çam ağaçlarından isim aldığı tahmin edilmektedir.

Coğrafya

Alaçam köyü, Mut ilçe merkezinin kuzey-batısında, düz bir arazi üzerinde kurulmuştur. Kuzeyinde bulunan Mağras Dağının kuytu eteğine sığınmış görüntüsü vermesine rağmen, köyün poyrazı çok meşhurdur.

Bitki örtüsü, köyün adıyla çelişki oluşturacak kadar çam ağaçlarından yoksun olduğu gibi, makilik de yok denecek kadar azdır.

Nüfus

Alaçam köyüne ait görebildiğimiz ilk nüfus istatistiği 1913 tarihlidir. Bu tarihte 29 haneden oluşan köyün toplam nüfusu 186 (92 kadın, 94 erkek) kişidir.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında 1935 yılı sayımında 258 nüfusa sahip olan köy, 2007 yılına gelindiğinde ciddi bir artışla 819 kişiye çıkmıştır.

Alaçam, son yıllarda ilçe merkezine yoğun göç vermiş ve bu durum köy nüfusunun artış hızında yavaşlamaya neden olmuştur.

1913: 186
1935: 258
1940: 306
1945: 301
1950: 380
1970: 590
1975: 592
1980: 714
1985: 775
1990: 844
2000: 851
2007: 819

Sosyal ve Ekonomik Hayat

Köyün ekonomisi büyük oranda tarım ve hayvancılığa dayalıdır. İçme suyunun bile yetersiz olduğu Alaçam’da, doğal olarak sulu tarım yapılamamaktadır. Bundan dolayı, susuz tarıma uygunbir ürün olan üzüm başta gelen meyvecilik olmasına rağmen, son bir kaç yıldır süre gelen kuraklıktan dolayı üzüm bağlarınında yer yer kuruduğu veya yeterli verim alınamadığı için köylüler tarafından bakımsız bırakıldığı göze çarpmaktadır.

Ayrıca son yıllarda Hacıilyaslı sınırına yak3n yerlerde zeytin ve kayısı bahçeleri yapılarak, bu bahçeler Göksu nehrinden çıkarılan su ile beslenmeye çalışılmaktadır. Buğday ve arpa gibi hububat tarımına uygun topraklar, diğer bir çok köyegöre daha geniştir.

Köyde küçük ve büyük baş hayvancılık yapılmasına rağmen, modern çiftlikler henüz kurulamamıştır.
Mut’taki genel yapıya uygun olarak bu köyde de yazın yaylaya çıkma geleneğidevam ettirilmektedir. Alaçamlılar yazın boğucu sıcağında Derepazarı ve Sertavul yaylalarına çıkarak kaçmaya çalışmaktadırlar. Son yıllarda özellikle Sertavul bu köylüler için de bir cazibe merkezi olmuştur. Köyde bir bakkal mevcuttur. Okuma-yazma ve üniversite okuma oranı yüksektir.

Alaçam köylüleri halk arasında genellikle yaşamayı seven, çok konuşan, neşeli ve sosyal yönü güçlü kişiler olarak tanınırlar.
Ayrıca güney komşuları olan Sakız köyüyele aralarında fıkralara da konu olan hoş bir rekabet (belki de gerginlik) yıllardan beri süregelmektedir.
Köyde sağlık evi vardır fakat faal değildir. İlköğretim okulu faal durumdadır. İçme suyu yeterli, sulama suyu yoktur.

Kaynak: Mutlu Köyler – Ensar Köse, Ekim 2008

 

ALAÇAM KÖYÜ

Köyün kökeni Karadöneli Aşiretinden gelmektedir.

2005 yılı nüfus sayımına göre 405’i kadın, 414’ü erkek olmak üzere nüfusu 819 olan köy, 200 hanelidir, il merkezine 185, ilçe merkezine 20 km uzaklıktadır. 1985 yılında tapu kadastro çalışmaları tamamlanmış olan köy 13131 dönümdür.

Köy halkının geçim kaynağı hayvancılık ve tarımdır, özellikle küçükbaş hayvancılığın geliştiği köyde 2006 yılı sonu itibariyle, yaklaşık 210 koyun, 1100 keçi, 168 sığır, 12 at, 1569 tavuk ve 59 güvercin bulunmakta, ayrıca arıcılıkta yapılmaktadır. Köyün başlıca tarımsal ürünü bağ olup, yoğun bir şekilde zeytin fidanı dikilmekte, adi fiğ ve hububat üretimi yapılmaktadır.

Köyde, sağlık evi ile içme suyu şebekesi, içme suyu, su deposu, köy konağı ve umumi WC bulunmaktadır. 20 km asfaltlı yolu mevcuttur.

Alaçam Köyü’nde yılın 12 ayında rüzgâr eksik olmamaktadır. Köyde tarih boyunca rüzgâr esmiş olmalı ki yakınlarında Mağaras Dağı’nın üstündeki kale kalıntısının yanında bir yel değirmeni bulunmaktadır. Esen rüzgâr halkını da etkilemiş ve köylüler yüksek sesle konuşmasıyla bilinir olmuştur.

İyi güreşen pehlivanları ve Aşıraf Kekliği ile tanınan köyün Horca Suyu gibi doğal güzelliğinin yanı sıra önemli tarihi yerleri de bulunmakta, eski bir yerleşim yeri olan Çevlik ve Mağaras dağlarının üstündeki kale ve değirmen kalıntıları da görülmesi gereken yerleri arasındadır.

 

DÜNDEN BUGÜNE HER YÖNÜYLE MUT – Nurşen Tekin – Nisan 2008

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

© Mutilcemiz.Net 2019 Sitede bulunan tüm paylaşımların hakları saklıdır, izinsiz ve direkt bağlantı gösterilmeden kullanılamaz. Muthaberleri.Com

bahis siteleri