Mut İlçemiz

“DENİZE VARINCA” ALİ F. BİLİR KİTABINA DAİR

“DENİZE VARINCA” ALİ F. BİLİR KİTABINA DAİR
Musa DİNÇ
Musa DİNÇ( musadinc2109@gmail.com )
21 Şubat 2020 - 14:08

Usta yazar, Eczacı Ali F. Bilir, çok eskilere dayanan güzel bir dostluğumuz var. Adana / Çukurova 13. Tüyap Kitap Fuarı’nda, Edebiyatçılar Derneği standında birlikte imza günümüz oldu. Birbirimize karşılıklı kitap imzalama jestinde bulunduk.

 31. 01. 2020 tarihinde PEN Türkiye Merkezi’nin Genel Kurul’u vardı.  İstanbul’a bir gün öncesinden otobüsle yola çıktım. Beraberimde Sayın Ali F. Bilir’in “ Denize Varınca “  adlı öykü kitabını da götürdüm.  Yolda kesintisiz bir saat öykülerini okudum.  Kitabın yarısını giderken, kalan yarısını da geliş yolunda okudum ve bitirdim. Kitabın tadına varamadığım için bu sefer evde sessiz, sakin bir zaman diliminde tekrar okudum.

Usta kalem Ali F. Bilir 68 kuşağındandır. Öyküleri akıcı ve kelime dağarcığı açısından bir hayli zengindir.  Kendisine has üslubu, kurgulaması ve yaratıcılığıyla öykülerine hayat veriyor.

Öykülerinde; egemen düzeni sorgular, yozlaşan toplumsal normları ve etik çöküşe parmak basar.

Emperyalizme, faşizme, yobazlığa ve gericiliğe karşı yurtsever, devrimci üniversite gençliğinin yılmaz mücadelesini gözler önüne serer. Haksızlıklara direnen, başkaldıran üniversite gençliği ve bir döneme damga vuran 68 kuşağının lideri parkalı gencini de görüyoruz.

Güçten yoksun arkasızların köyde barınmalarının kolay olmadığını, nasıl göçe zorlandıklarını…

Çok sevdiği babaannesinin yitirilişine tanık oluyoruz.  “ Üşüyorum babaanne!…”

Tefecilerin eline düşen mazlumları, yokluk pençesine düşen ırgatları…

Kitabın adını taşıyan son öykü “ Denize Varınca” öyküsü müthişti, mest oldum adeta. O kadar güzel kaleme alınmış ki, hayranlığım büsbütün arttı.  Batıl inanç / itikat gelenek ve göreneklerin baskın çıktığı ataerkil bir aile,  babaanne ve torun arasındaki tanımsız sevgi; sayrılık karşısında çaresiz arayışlar ve bitmeyen umutlar…

Sürgüne gönderilen yüreği aydın bir öğretmenin içsel duyguları….Hüzün, yalnızlık korkusu, çaresizlik,  umarsızlık;  hayatın acımasız labirentleri, gerilim.  Kabaran yürekler, neredeyse nefes alamayacak denli oksijensiz kalabilecek bir gerilimli atmosfer… Metaforlar ve kör bir döngüde ıskalanan hayatlar…

Varsıl ve yoksul/güçlü ve güçsüzlerin denklem bileşkesine vurgu yapar.

Yurt savunmasında olan bir asker ailesinin çileli yaşamından kesitler….

Yoksul halk tabakalarının çaresizliklerini, iş bulamama; evsiz, barksız dışarıda kalanların hayatta kalma mücadelelerine tanık oluyoruz.

 “Ne olacak memleketin hali?” Öyküsünde ironi görüyoruz.  “ Her yurttaşın gönlünde yatan ise Kafdağı’ndaki Hindu Ülkesini bir kez olsun gidip görmektir.” İğneleyerek, toplumu çok güzel silkeleyen mizahi tam da Aziz Nesin’lik veya benlik bir öykünün tadına vardım.

Yürekten kutlarım can dostum.

© Mutilcemiz.Net 2019 Sitede bulunan tüm paylaşımların hakları saklıdır, izinsiz ve direkt bağlantı gösterilmeden kullanılamaz. Muthaberleri.Com