Giriş yapmadınız.

  • "Celal Necati UCYILDIZ" bir erkek
  • Konuyu başlatan "Celal Necati UCYILDIZ"

Mesajlar: 484

Konum: Sartavul - Mut

Meslek: Araştırmacı - Yazar

  • Özel mesaj gönder

1

Monday, March 5th 2018, 1:17am

Nuh’un Gemisi Gedikdağ’dan Geçmiş mi ?

NUH’UN GEMİSİ GEDİKDAĞ’DAN GEÇMİŞ Mİ ?


Bir ilkbahar sabahında uykuyu yarı bölerek yola çıktık. Buz Çamdüzü, Gelin Suyu derken Han Gediği’ne ulaştık. Orada doğal güzellik olan Çatal Çam önünde bir anı fotoğrafı çektirdik. Yıllar önce Gülnar’dan çıkanlar at, eşek ile Han Gediği’ne gelirmiş. Orada mola verirler, sonra tekrar yola çıkarlarmış. Çok yakın zamana kadar Han Gediği’nde bulunan yapıların kalıntıları yer alıyordu. Şimdilerde o yapılardan kalıntı yok. Açılan orman yolundan aşağılara doğru yürümeye başladık. Yol kenarında bir sıra çamlar kesilmiş, aşağı dereye inerken, Ali Okur’un bir zamanlar emekle yaptığı bahçeyi görüyoruz. Artık o bakımlı durumu kalmamış.

Orman işletmesi kesim sahası planı yapmış, yollar yapılıyor. Bir tarafta Gedik Dağ, diğer tarafta Han Gediği’ne ulaşan yamaçlar yer alıyor. Derelere inen vadi boyunca balta girmemiş orman güzelliği yer alıyor. Ara ara, araçlar gidiyor, işte bir motosikletli, kuzu göbeği toplamış. Orman içinde toprak üstünde yeşillik yeni çıkmaya başlamış, yer yer papatyalar var. Aşağı indikçe çoğalıyor. Kayanın arasında bir tek sümbül görüyoruz. Koparmaya kıyamıyoruz.

Molalarda Gedik Dağı’nın resimleri çekiliyor. Bir zamanlar Karakaya köyünün sığırlarını güttükleri Sığırlık mahallesine geliyoruz. Erikler çiçek açmış, birisi sera içinde erikleri yetiştirmiş, turfanda satış yapmaya başlayacak.

Aşağılarda Göksu vadisi, baraj alanı yer alıyor. Akan Göksu nehri üzerinde köprü yer alıyor. Tek tük evlerin arasında arı kovanları yer alıyor. Gezgincileri gören köpekler ürerek hoş geldin diyor.

Öğle olurken, Kır kahvesine ulaşıyoruz. Yemek molası veriliyor. Közde çaylar geliyor. Bir Pazar yürüyüşü burada biterken, Poyraz Doğa Gezginleri gezi aracına biniyor. Silifke 15 km. levhasını ardımıza alırken, Göksu nehri, aşağılara akmaya devam ediyor.

Gedikdağ yürüyüşü biterken bir öykü dilleniyor. Sizleri öykünün düşçelerine bırakıyorum.

GEDİKDAĞ’DA GECE YATTIM

“Nuh'un gemisi geçedursun Ağrı dağından (*) ...Yeni bir Nuh'un gemisi göründü dağlarda. Göksu vadisinde, Toroslar yeni bir konuk uğurladı. Nuh’un gemisi geçti gitti. Bir de gedik bıraktı ardından. Kuş’un getirdiği zeytin dalı Akdeniz'den olmalı. Ağrı’da Zeytin dalı nerden olacak sanki....

Gedik dağ kayalık , ormanlık bir görünümde. Bir uçtan bir uca uzanıp gitmede. Birden ırmağın vadisinde uzanan yükseltiler. Göklere doğru adım, adım tırmanmakta. Çamlar, meşeler, tepelerde tek tük ardıçlar var. Topak, topak boz ardıçlar. Yeller esmede püfür, püfür. Kah, Sertavul'dan poyraz, kah denizden gelen meltem rüzgarları. Göksu vadisi rüzgar akışını sağlamada her gün. Bu esen rüzgarlar Gedikdağ‘ı tatlı tatlı yalamada...

Gedikdağı ardında çukurlar uzanır, Balandız'dan, Kandil'den akıp gelen sular Göksu'ya ulaşır. İşte bu dere üzerinde zakkuml diye bilinen ağı ağaçları , kavaklar yer alır. Dere boyunca su, ha çıktım, ha çıkacağım dercesine üzerindeki bitkileri yaşatır. Dere kenarı verime hazır.
Ali Okur, Vabis kamyonu ile her geçişte buralara imrenerek bakar. Öğrenir ki, burası kayın babasının. Bir gün Han gediğine kamyonu durdurup, aşağılara iniyor. Geziyor, ağaçları elleri ile okşuyor. Bir kavak gölgesine oturuyor. Gökyüzüne bakıyor, düşçelere dalıyor. Elini toprağa değiyor. Islak, deşelese su çıkacak.
“ Buraları bahçe yapacağım. Vabis kamyonu kim sürerse sürsün. “
Gitti, kayın babasından burayı istedi. Birkaç yılda bir ekin ekilen yerdi. Onu da, çobanlar keçilerine yediriyordu. Enişteye verdi gitti.
Artık hayalleri gerçekleşiyordu. Hemen çalışmaya başladı, kamyon ile taş taşıdı. Duvarlar yaptırdı. Toprak döktü içine. Çeşmenin etrafını kendine yurt edindi. Buraları kazma ile, kürek ile işledi. Taşını ayıkladı tek, tek. Toprak işledikçe buğu gibi koktu. Koktukça kabardı güzelleşti. Toprak kokusu çam kokuları ile birleşti. Umut yeşile dönüştü. Hayaller gerçekleşti, Sevinçler doğdu birer birer. Çekilen emekler üretime dönüştü.
Tüm bu uğraşlardan sonra; her uğrayışında diktiği fidanları ya kesilmiş, ya da sökülmüş oluyordu. Kızıyor, bağırıyor , ama nafile. Ses seda yok. Kimler yapıyor? Aramalar sonuç vermiyordu.
Kamyonunu Hamgediği'nde bıraktı. Kendisi aşağıya bahçeye indi. Kendine bir gizli yer buldu, beklemeye başladı. Vakit gece yarısını geçerken; bir ıslık sesi, sonra bir keçi sürüsü gözüktü. Ardından ıslığın sahibi çoban gözüktü. Sürü hışımla çevliğe girdi. Sağa sola saldırmaya, kemirmeye başladı. Ali OKUR yerinde duramıyordu.
Hemen kalktı koşarak geldi çobanı kıskıvrak yakaladı. Bütün emeklerini yok eden buydu demek.
"Ne arıyon burada ? “
"???"
" Kimin oğlusun ?"
"??? "
"Sana söylüyorum sana." Hırpalamaya başladı.
"???" Çobandan tıs ses yok. Biraz daha hırpaladı. Ama sonuç almak mümkün değil.
" Seni bağlayayım da gör bakalım." İple çobanı iyice bağladı. Sürüleri kovdu evlikten. Sonra beklemeye başladı. Gün ağardı, Çatal Çam’dan aşağı güneş süzüldü, ama ses gelmiyor çobandan. Çoban boynu bükük, korka korka soluyor. Acıdı bu durumuna.
"Oğlum kimin oğlusun? Burada öleceksin, seni öldürüp dereye atsam kimsenin haberi olmaz."
"Çadırlı’dan!..." Bir ses çıkmıştı. Tat değildi, gerisi gelecekti demek. Hemen çobanın iplerini çözdü. Çoban ellerini ovuşturdu, sağına soluna baktı.
"Babamın oğluyum."
"Babanı... Babanın süla......"
Çoban birden koşmaya başladı, arkasına bile bakmıyordu. Bir daha ne gelen oldu, ne ağaçları kesen, ne söken... Çoban her gittiği yerde anlatıyor. Ağılı Derede ejderha var! Oraya gitmeyin!... Civardaki tüm çobanlar artık gelmiyordu...
Gedik dağı bir daha keçi sürüsü görmedi. Ağılarla ağaçlar yeniden yeşerdi.. Domates, biber, patlıcan ekildi, bir de salatalık... Bir havuz yapıldı, meşe dallarından bir de talvar yapıldı.
Çatal Çam’ın yanından geçenler; aşağılarda vadide bir şeylerin olduğunun farkına vardılar. Zaman içinde yabani ağaçlar azaldı yerini yeni dikilen ağaçlara bıraktı. Az ilerde Orman’da kesim başladı. Yolu da yapıldı bu nedenle. Vabis'le ormandaki tomrukları taşıdı bir süre. Her geçen kamyon toz bulutu kaldırdı, Yeşil toza belendi. Ali Okur su ile yıkadı tek tek ağaçlarını... Umut sevgiye dönüştü. Gerçekleşen düşçeler meyve oldu. Gönüller bir çiçek açtı. Umutlar yeni bir atılıma geçmesine neden oldu. Kendine çocuklarına birer ev yaptırdı.
Geceler, gündüze dönüştü. Yeni bir gemi geçti dağlardan. Bu Nuh'un gemisinin torunu muydu bilmem. Biraz yukarıdan geçti, yıldızlara karıştı. Gedik Dağ’da serinleyen gece de yatanlar oldu. Sabah kalktılar erkenden geldiler Ali Okur’un nar gibi kızarmış domateslerini yoldular. Sepetlerine doldurup ormana çadırlarına gittiler. Ali Okur sabah kahvaltıda domates, salatalık koparmak istedi. Ama yoktu. Koparılmıştı. "Olsun. Ben ürettim ya, birileri yesin. Afiyet olsun!" Kamyonunu çalıştırdı. Az ilerdeki çardaklara doğru sürdü.
"Gedik Dağı’nda gece yattım" dedi.
Kamyon çardaklara vardığında bıçkı motorları çalışmaya başlamıştı. Biri bağırdı..
"Domatesleri biz yolduk helal et..."
"Helal ettim bile..." Bir korna çaldı, Yolu tozutarak ormana doğru gitti.”

------------
(*) Nuh un Gemisi : rivayete göre Nuh Tufanı sonrası bir güvercin gelir. Ağzında zeytin dalı vardır. Artık sular çekilmeye başlamıştır. Gemi karaya oturur. Hala Nuh’un gemisini Ağrı Dağında ararlar. Bir türlü bulamazlar. Ama yöre halkı, dağda bir gediği , Nuh’un gemisinin geçtiği yer olarak inanırlar. İnanç bu ya. Haklı da sayılırlar. Ağrı da zeytin yok. Ama Göksu Vadisin de var. Nuh’un gemisi buradan geçip, Bolkar Dağlarında bir tepe de olmasın.








































NOT: FOTOĞRAFLARI İÇİN ÜMİT HALİT ÜÇYILDIZ VE AHMET ÇELİK E TEŞEKKRÜLER.


KİRMEN
Celal Necati ÜÇYILDIZ
celalnecatiucyildiz@hotmail.com
mutilcemiz_logo

mutilcemiz


Counter:

Hits heute: 369,775 | Hits gestern: 46,405 | Hits Tagesrekord: 369,775 | Hits gesamt: 11,372,191 | Klicks heute: 1,454,014 | Klicks gestern: 277,171 | Klicks gesamt: 117,917,256 | Alter (in Tagen): 2,692.83 | Gezählt seit: Jul 27th 2011, 11:39pm
Bu konuyu değerlendir
istatistikler

 

Web Stats