Mut İlçemiz

HAYATIMIZ İMECE

HAYATIMIZ İMECE
Nevruz ÖZCAN
Nevruz ÖZCAN( dj-nevruz33@hotmail.com )
H/İÇSEL YOLCULUK
3
25 Aralık 2018 - 18:01

Bizim köyün hoşgörüsünü anlatayım size bugün. Öyle hoşgörülü öyle güzel köylülerimiz var ki nice köylülere taş çıkartır. Anlamak o kadar zordur ki, hendek atlayarak izleyip, düşünmemiz gerekir.

Olay şu ki, ben de tam olarak anlamış değilim ama yazarken düşünmek, düşünürken yazmak çoğunlukla anlamamıza yardımcı oluyor. Bazen, ağzımdan çıkan sözler kulağıma giriş yapıp oradan da bilincimde doğruluğu test ve teyit edilmek üzere beynime ulaşıyor.

Ve bilin bakalım ne oluyor? Büyük bir çoğunlukla testi geçip doğruluğu teyit ediliyor! Evet! Belki bu da böyle sonuçlanır. Şimdi anlamlı cümleler ve sonuçlarla buluşmak dileğiyle harfler arasında kaybolalım…

Köy dediğin üçyüz-beşyüz haneden oluşan; yüzölçümü insanlarının yüreğinin sığamayacağı kadar düşük sayılara kıstırılmış bir yerleştirme birimidir. Alan dar olunca insanlar birbirlerine yapışık halde yaşarlar ve buna içsel dünyaları da dahildir. Okul, köy çeşmesi (artık olmasa da misalen), cem/camii evleri… nasıl ki köyün ortak malı, duygu ve düşünceler de köylünün ortak malıdır.. Hem duygusal hem fiziksel bir bütünleşme mevcuttur. Çok boğucu gibi görünse de aslında bir kenetlenme örneğidir.

Karşılarındaki… Pardon, diplerindeki diğerleri o kadar kendileridir ki adeta ağzındaki kaşık, üzerindeki sütyen, saçındaki bitlerle yarendirler. Kapının kilididirler yeri geldiğinde, yeri geldiğinde ağdan, yeri geldiğinde her birini bir ped olarak bacaklarının arasında görebilirsin. Çok hoş bir şey bu. Düşünsenize ya, her şeyini onlar düşünüyor, onlar duygulanıyor, onlar seviyor… Sana hiç zahmet çektirmeden hemen yanında bitiveriyorlar. Aslında yanında bitmeleri teknik olarak mümkün değil çünkü hem içsel hem dışsal olarak yapışık yaşadığımız için zaten yanımızda oluyorlar ve zorda kalma durumlarında şehirlerde olduğu gibi dakikalarca ambulans beklemek zorunda kalmıyorsun mesela.

Haa doğru ya onlar senin yerine de zorda kalıyorlardı… (Bu sonucu buraya not alalım) O kadar sendirler ki, duygu beslemene, düşünmene gerek bırakmazlar. O kadar düşüncelidirler ki sana hayatta hiç bir alanda zahmet vermezler. “Ne zaman uyusam ki, ne zaman uyansam ki…” gibi ufak tefek şeyler için hiç endişe etmenize gerek yoktur; ummadığınız bir anda sizin yerinize düşünüp yeterince uyuduğunuza kanaat getirir ve sizin çalar saatiniz bile olurlar.

“Yaa biraz da ben siz olayım, çok seviyorum sizi… Bana çok emeğiniz geçti, bırakın biraz da ben sizin için düşünmeye çalışayım.” demeyi düşünmeyin bile, onlar senin için kendilerini de düşünür, senin yerine de severler, hem seni hem kendilerini.

Hayranlarının omuzlarında yükselen sanatçılar vardır ya hani, el üstünde gezinirler; işte, ömrünce o sanatçılar gibi yaşayabilirsin. Yapman gereken, kendini onların hoşgörüsüne teslim etmektir, gerisi misss… (Sonuç iki.)

Başka köylerde göremeyeceğiniz bir şey daha var ki, bizim “Hacı Bektaş-ı Veli Hoşgörü Parkı’mız bile var; işte düşünün! Ne kadar örnek bir köylümüz var! Köylümün hoşgörüsü saymakla bitmeyeceğinden en belirgin örnekleri verdim.

Sevgili köylüler, bizi sevmeye devam edeceğinizden hiç kuşkum yok; kendinizi de… Biz sevemediğimiz için de beklemiyorsunuz haliyle. Teşekkür edebilir miyim? Son cümle de hem üçüncü sonucumuz hem de hayatımızın ilk büyük soru işareti olsun: Bu yazıyı da onların yazmadığını nereden bilebiliriz ki?

© Mutilcemiz.Net 2019 Sitede bulunan tüm paylaşımların hakları saklıdır, izinsiz ve direkt bağlantı gösterilmeden kullanılamaz. Muthaberleri.Com