Mut İlçemiz

İSTANBUL GÜNLÜĞÜ / 2

İSTANBUL GÜNLÜĞÜ / 2
Nihat MUSTUL
Nihat MUSTUL( nmustul@hotmail.com )
YAZARIN KALEMİNDEN
05 Şubat 2020 - 22:04

15 Ocak 2020…
Çatıları ve balkon demirleri kargalı ve martılı, sokak ortaları, kaldırımları ve dükkân girişleri etkisizleştirilmiş köpekli, duvar dipleri kedi mamalı bir şehir, bu İstanbul…
Toplu taşıma araçlarına bakıyorum, insanlar mutsuz; yorgun, yalnız, umutsuz, en yakın arkadaşları telefon, genç ve orta yaş erkeklerin çoğunluğu sakallı, hatta kimisinin saçı sakalına karışmış, tarak bilmez, kızların ve orta yaş kadınların çoğunluğu türbanlı…
Eskiden gençler tarak ve ayna taşırdı ceplerinde. Şimdiki gençler telefon tutsağı, sakal toslağı…
Son yılların yarattığı korkunç tablo bu…
Marmaray Maltepe durağı. Beş kişi biniyor trene, beşi de elindeki telefona bakarak…
Tepemde iki kişi; birisi telefona bakıyor, birisi kitap okumaya çalışıyor. Bir sonraki durakta ineceğim, yerimi kitap okumaya çalışana veriyorum…
Zaten zamanları yok ya, telefona bakmaktan düşünmeye, sorgulamaya, gözlemlemeye zamanları yok gençlerin, insanların…
“Kadınlar İstanbul Boğazı’ndanmış” diyecektim ki, bir kadının, “Ben İstanbul Boğazı’nı hiç görmedim ki” dediğini duyar gibi oldum. Ve şöyle dedim ben de: “Kadınlar mı İstanbul Boğazı’ndan, İstanbul Boğazı mı kadınlardan, pek bilemedim?”
Şair, “Şiir biterse insan da biter” demişti. Ama şu da kesin ki, insan güzelleştikçe şiir de güzelleşir ve de şiirle güzelleşir insan.
Kalem doğadan/Kağıt doğadan/Ben doğadan/Üçümüz de insandan…
İstanbul’un bir İstanbul kalbi vardı, bir Anadolu kalbi. Şimdi çok kalpli olmuş İstanbul…
16 Ocak…
Bugün nerelere gittim nerelere! On iki araç değiştirdim sabahtan akşama kadar. Asya’dan Avrupa’ya, sonra Avrupa’dan Asya’ya; bu yoğunluk bu karmaşa, in bin, bir otobüs, bir metro, bir metrobüs, bir Marmaray, bir deniz otobüsü, bir yerüstü, bir yeraltı, bir deniz içi, bir deniz altı, her metroya binişte otuz katlı bir yapıya in çık, bu durak o durak, o adres bu adres… Şaşırmadan ve yitmeden evi bulabildiğim için kendime kocaman bir “aferin” veriyorum, akşam eve varınca…
Derken, yonta yonta yontuyorum İstanbul’u, kala kala bir Boğaz kalıyor, biraz de eski…
Mut Çıtlık’ın bir güzel gönüllüsü de Mehmet Acar. Selam olsun kendisine!..
Bir lokanta, yemekleri çok ucuz, insanlar kuyrukta… İki garsona memleketlerini soruyorum. Birisi “İran” diyor, birisi “Gürcistan.”
Kadıköy, Eminönü, İstiklal Caddesi… Ne diyebilirim ki insan kalabalığından başka…
65 yaşımın bir yanı ölüme uzanır, bir yanı yaşama…
Üç kitap bitirdim, sıra dördüncü de. Yazacağım adlarını…
İstanbul ki, bir metre Anadolu ıssızlığına aşktır…
Özlemeye başladım küçücük Mut’umu…

© Mutilcemiz.Net 2019 Sitede bulunan tüm paylaşımların hakları saklıdır, izinsiz ve direkt bağlantı gösterilmeden kullanılamaz. Muthaberleri.Com