Mut İlçemiz

TAŞELİ DEYİNCE YERKÖPRÜ ŞELALESİ AKLA GELİR

TAŞELİ DEYİNCE YERKÖPRÜ ŞELALESİ AKLA GELİR
Celal Necati ÜÇYILDIZ
Celal Necati ÜÇYILDIZ( celalnecatiucyildiz@hotmail.com )
KİRMEN
67
20 Mart 2019 - 10:22

Toroslar da Taşeli yöresinden iki çay akla gelir. Aladağ dan, Ermenek Dağlarından yeli Bel den akan sular vadileri yararak Mut un Su Çatı köyüne gelir. Ermenek ve Göksu Çayları birleşir, Göksu nehri olarak , vadilerden gümbür, gümbür akarak Akdeniz e ulaşır. Kış günlerinde bilmecelere gider. “ eğir gider, büğrü gider, Silifke ye doğru gider “  bilin bakalım derler. İşte bunun yanıtı GÖKSU NEHRİ dir.

Göksu çayının üstünde Hadım – Bozkır yakınlarında sular kaybolur. Bir bakmışsınız, gürültürlerle ortaya çıkar. Oraya Göksu Şelalesi / Göksu Yerköprü Şelalesi demişler. Birkaç yıl önce Karaman üstünden oraya gitmiştik.

Bu kez bize daha yakın olan Mut’a 30 km. yakınlarında Ermenek suyu üstünde MUT YERKÖPRÜ şelalesine gittik. Sabah yine uykularımızı bölerek Taşucu- Silifke den yola çıktık. Mut Çınaraltında Karacaoğlan- Karakız ın anıtının yanında çaylarımızı yudumladık. Hem de gezginci tarifesinden çaylarımızı içtik. Kahvaltımızı yaptık. Su çarkının sesleri bize yoldaş oldu. Çınar ağaçları daha yaprak açmamış, güneş bize bakıyordu. İçimizi ısıttı.

Aracımıza binip Ermenek yoluna saptık. Kadıköy, Hamam köy, Su Çatı, Evren köyü derken, 20 km. de yolumuz sola düşütü. Yaklaşık 10 km. orman içinden ağır,ağır aracımız yol aldı. Dağların yeşili, aşağılarda akan Ermenek suyu ise Türküaz renginde gözlerimize cümbüş yaptırdı.

Şelale alanında bizi Milli parkların görevlileri karşıladı. 2000 yıllarında başlayan çalışmalar sona ermiş. Artık Yerköprü şelalesi görümlüğe hazır. Taşları yere döşemişler, ağır, ağır üzerinde yürüyoruz.  Bir iki viraj, derken Bizi asma köprü karşılıyor. Tahtaların üstünden sağa, sola bakarak, ama aşağılar bir  harika. Sağ tarafa bakıyoruz. Uzaklarda şelale akıyor. Sola bakıyoruz. Aşağıda Türküaz renkler bize göz kırpıyor. Güneş in ışıkları tepeden vuruyor. Yukarılara bakıyoruz. Yalçın dağlar gökyüzü ile buluşuyor. Ama grubun önü merdivelerden aşağı inmeye başladı bile.

Döne, döne iniyoruz. Çok emek çekilmiş. Sonra taş kaplama yollardan yürüyoruz. Adım  başına çeşmeler konmuş. Susayan kana , kana içiyor. Dağların içinden doğan kaynak suları. Hem yürüyoruz, hem çevreye bakıyoruz. Yaklaştıkça şelalenin sularının sesleri geliyor. Az aşağıda sular akıp gidiyor. Taşların arasından giderken sesler geliyor. Bize bakın diyor. Hem bakıp, hem el sallıyoruz.

Sonra tekrar merdivenler başlıyor. Aşağılarda şelale bizi çağırıyor. Bu kez daha heyecanla iniyoruz merdivenlerden, yukarılarda gök yüzü görünmez oldu. Seyir terasında duruyoruz. Sular şelaleden aşağı akıyor. Kimi yerlerde çok büyük, kimi yerlerde siyem, siyem akıyor. Akan sulara güneş vurunca ; hafif gökkuşağı olarak bize yansıyor.

Suyun kokusu geliyor. Kendimizi değirmen önünde nöbent bekler gibi oluyoruz. Yüzümüze serin bir yel esiyor. İçimize çekiyoruz.. fotoğraf kareleri arıyorlar. Kimileri daha aşağılara iniverdi. akan şelale sulanırın arkasında arkaya doğru giden gölü görüyoruz. Koyu bir Türküaz rengi hakim duruyor. Kenarlarda sarkıt, dikitler. Yeşilin değişik tonları yosun olarak kayaların üstünde desen oluşturmuşlar. Baktıkça , gözlerimiz, ruhumuz aydınlanıyor. Serin suların içimizdeki cümbüşü , beynimize vuruyor. İyi ki gelmişiz. Görmüşüz.

Sonra Poyraz Doğa Gezginleri ile birlikte anı fotoğrafı çektiriyoruz. Zamanın nasıl geçtiğini bilemiyoruz. Bir ses “ artık dönme zamanı “

Merdivenlerden yukarı çıkıyoruz. Sonra eniş, yokuş yollardan dönüşe geçiyoruz.  Çeşmeden suyu hak ediyoruz. Kana , kana içiyoruz. Şişemizi dolduruyoruz. Adım, adım , basamakları çıkıyoruz. Bizi bir şeyler geri, geri çekiyor gibi, bırakmak istemiyoruz. Dünya da yaşarken doğa güzelliklerini görmek. Dünya cennetini kendin yaratmak diye buna derler. Gidip, görmek lazım. O güzel havayı, doğayı solumak.

Bizler yukarı çıkarken, gruplar gelmeye başlıyor. “ uzak mı “ diyorlar. Yanıt. “ görmeye değer. “

Gidiş – dönüş yaklaşık 5 km. yol gideceksin. Ama merdivenlerden inerken, çıkarken, ciğerlerin açılacak. Yüreğin kocaman olacak. Beynine taze bir bahar havası gelecek.

Yukarı alana ulaşınca yorgunluk hissetmiyorsun. Ama dönme zamanı. Aracımıza biniyoruz. Karşımızdan Erdemli Ayyıldız Gurubu 3 araç ile geliyor. Yolda bir davar sürüsü. Çoban bir ses ediyor. Hep birlikte kenara çekiliyorlar. Sürüye, çobana el sallıyoruz. Bu kez eniş aşağı gidiyoruz.  Köyleri hızla geçip, MUT çınar altında masalarımızı birleştirip, azıklarımızı çıkarıyoruz. Çaylar yine demlenmiş, özel tarifeden geliyor.  Bir kaçımız Ermenek Lokantasından paça- çorba içiyorlar.

Kılınç Peynir den Toros pekmez helvası, peynir alıyorlar. Aydoğan lardan Zeytin, zeytin yağı alınıyor. Poyraz Doğa Gezginleri Mut Alahan manastırını gezmeye gidiyorlar. Biz de Mut ‘un içinde eşim Nuran Üçyıldız ile dolaşıyoruz.  Ne de olsa yirmi yıl tazları Sertavulda yaşadık. Her bir yerinde anılar var.  

Saat 16.00 ya doğru gurubumuz geliyor, Mut  a, Çınar Altın a el sallıyoruz. Köseler li, Kemenli, Kurt Suyu, Beş Çatal, Hocalı, Haydar , Evkaf Çiftliliği , Kargıcak, Orta Ören, Keben derken , Değirmendere de tadlı yeme molası veriyoruz. Tatlıcı Mustafa Doğan ın , Şam tatlısı, sarı burma tarlısı bitiveriyor.

Bir Pazar günü daha doğa ile baş başa gün geçiyor. Doyasıya yaşamak. İşte buna denir. Evde pineklemek, ya da kahvede piş pirik oynamak.  Yaşamak lazım. Günü yaşamak. Sonra hafta başına dinç kafa ile girmek. Poyraz Doğa Gezginleri her hafta bunu yapıyor. Emeklerine sağlık.

afyon escort