Mut İlçemiz

ACIKAN KARINCALAR

ACIKAN KARINCALAR
Musa DİNÇ
Musa DİNÇ( musadinc2109@gmail.com )
28 Nisan 2020 - 21:19

657’ye tabiîlere sunulur.

Uzaylı bir memur grubu, Dünyalı memur meslektaşlarının durumunu öğrenmek için uçan dairelerle ufolar kılığında dünya yolculuğuna çıkarlar. Uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra, en ilginç yöntemleriyle ilgi odağı haline gelen bir ülkeyi gözlerine kestirirler.

            Kendilerine merkez üs olarak Kapadokya’yı seçen Ufolar, buradan memurun ne alêmde olduğunu analiz etmeye çalışırlar.

            Ufolar, ilk iş olarak uydu bilgisayarlarıyla ülkenin hangi çağda olduğunu öğrenmek isterler.

            Şef Galaksi Ufo, bilgisayarın klavyesine dokununca ekranda bir yazı görünür. Memur Piyon Ufolar, yazıyı okumak için ekranın başına akbabalar gibi üşüşürler. Ekrandaki yazı, leisser ışınlarıyla anında Ufoca’ya çevrilir. Ufoca’ya çevrilmeden, biz önceki haline baksak, kanımca daha iyi olur.

            Ekrandaki yazı: “Cilalı Taş Devri mi  desem, Tunç Devri mi desem! Yok yok, Puşt Devri!”

            Tam bu sırada ekranda kararma başlar. Akla ilk sansür uygulaması gelir. Ama, hayır! O da ne? Kem küm eden iki medyum ekranda görüntüye girer. Medyum Keto ile Medyum Memiş’ten medet uman çaresiz kitleler…

            Bu görüntüden sonra ekrana devir/çağ “Medyumlar Devri” olarak geçer.

            Şef Galaksi Ufo: “O halde medyum kılığına girip Dünyalı memur meslektaşlarımızın durumunu tespit etmiş olalım; medyaya reklam verelim,” der.

            Ufo Medyum İftiharla sunar: “900 999 999”

            Medyum Keto ile Memiş’in pabucu da dama atılmış olur.

            Toplumda sorunlar karşısında en çok bunalan memurlar Ufo Medyum’a başvururlar.

            Ufo Medyum’un memur hakkında dikkate değer düşünceleri:

            “Sayın Ufo Medyum, sizce memur ne demektir?”

            “Efendim, çok önemli bir konuya temas ettiniz. ‘Memur’ kelimesi iki sözcükten ibarettir. ‘Mem-ur’ kök olan ‘Mem’ hiçbir anlam ifade etmez. Keza, asıl memuru tanımlayan ‘Ur’ ekidir. ‘Ur’ kelime olarak kanser demektir. Kanserin iki çeşidi var. Biri habis, diğeri salim huyludur.

            “Sayın Ufo Medyum, bir döneme damgasını vuran Cumhurbaşkanımız Rahmetli Sayın Turgut Özal, derdi ki: ‘Benim memurum akıllıdır, işini bilir.’ Buna ne dersiniz?”   

            “Efendimiz, bu söze göre hareket edenler Rahmani (salim) huylu memurlardır. Diğer memurlar da Şeytanî (habis) huylulardır.

            “Sayın Ufo Medyum, yüz yıl sonrasını merak ediyoruz. 3001 yılında memurun durumu ne olacak?”                                                                                                          

            “Efendimiz, memurun yazgısına benim gibi Ufo Medyumlar’da bakamayacak artık! Değişiklik rüzgârları burada da kendisini hissettirecektir. Memurların falına galaksi karıncalar bakacak; çünkü, Evrim Teorisi’ne göre emekçi memurlar karıncaya geçiş yapacaktır. Her memurun boynunda kravat yerine ‘Karınca Duası’ olacaktır.

            Kemerleri sıka sıka iskeletorlara benzeyen memur ve çocukları çizgi film yerine kendilerini seyredeceklerdir artık. Hepsi birer çizgi film kahramanı olacaktır. Bizim boynu kalın, kocaman göbekli memurlarımız, salim huylu olanlar He men’i oynayacak ‘güç bende’ deyip her şeyi vurdum duymazlıkla geçiştirme yoluna gideceklerdir.

            Zira, zavallı sınıfı oluşturan karıncayı bırakın da karıncacıkların karnı aç, yalın ayak, sefil görünümlü olanlar; kaderlerini değiştirmek isteyeceklerdir.

            Bu da sendikalaşma ve örgütlü mücadele bilinciyle olacaktır ancak. Bu doğrultuda sendika mücadelesini başlatacak zavallı karnı aç karıncacıklar birçok olumsuz tablolarla; sindirme, bezdirme politikalarıyla karşı karşıya gelecekler ve pes etmeyeceklerdir. Sonuçta: Bu makus talihi, örgütlü, dayanışmalı mücadele azimleriyle değiştireceklerdir.

            Bir gün mutlaka ‘ur’lar salim huyluya dönüşecektir. Ufukta gözüken de budur.

            Karıncaların en zavallısı karıncacıklardır. Karıncacıklar hastalanır; sağdan soldan utana,sıkıla borç alır. Doktora muayene olmak ister. Karınca doktor, bir anda unutur kendini; aslında kendisi de bir zamanlar karıncacık idi.

            Eh, ne dedik? Karıncaların hepsinin aynı olması mümkün değildir. Karıncalar da farklılıklar gösterir. Örneğin; Atlı karınca, öncü karınca, işçi karınca vb. gibi…

            Karınca ve karıncacık dışında bir gurup daha vardır. Bunlar da ‘Kaderince ve Karınca’dır. Kaderinceler kolay kolay ortada gözükmezler. Onlar holding babalarıdır. Ancak, özel günlerde, resmi törenlerde, açılışlarda, kokteyllerde Karıncalar’la birlikte olurlar.

            Kaderince ve Karıncalar paralel hareket ederler, birbirlerine sembolik saldırılarda, sataşmalarda bulunurlar; ama boşuna aldanmasın karıncacıklar! Bu bir oyundan ibarettir. Yeni karıncacıkları doğurmada üstlerine yoktur.

            “Sayın Ufo Medyum, ‘Kaderinceler’ kimdir?”

            “Efendimiz; Kaderinceler, sermayeyi ellerinde bulunduranlardır.”

            “Peki, ‘Kararıncalar’ ne oluyor?”

            “Kararıncalar karar sahibidirler. Yürütme gücünü ellerinde bulundururlar. Ellerine ne geçirirlerse yürütürler. ‘Devlet malı deniz yemeyen keriz’. Her Kararıncaların’ın arkasında bir babayiğit Kaderince vardır. Kaderinceler desteğini çektiği an Kararıncalar tepe taklak olur; ama tepe taklakta fire vermeyeceklerini bildikleri için, harcın mihenk taşı kalem tutan karıncacık ile kürek, kazma taşıyan karıncacıklar desteğini çektiği an, asıl o zaman deprem olur. Tepe taklak değil; taklak tepe olur! Un ufak olurlar; ortada hiçbir şey kalmaz.

            Yalnız, kravatlı karıncacıklar ile çekiçli karıncacıkların son günlerde birlikte hareket etmeleri, Karınca Kaderince mekânizmasını endişelendirmektedir. Gerçi, çekiçli karıncacıkların sendikalı olması, kravatlı karıncacıkların sözde sendikalı olması, bu iki emekçi kardeş karıncacık sınıfı birbirine küstürmek istemişse de tersi olmuştur, güçlerini birlikte ortaya koymuşlardır. Ne de olsa kardeştirler. Kardeşlerden biri açsa diğer kardeşin boğazından lokma geçmez ki!

            Çekiçli karıncacıkların öncüleri her türlü uyarı eylemlerini gerçekleştirmek için kolları sıvayacak. ‘Öncü Karıncacıklar Başkanlar Kurulu’ toplanacak. Son uyarı verilecektir artık. Uyarıyı dikkate alırlar mı acaba? İşte burası arapsaçı gibi bir şey!

            ‘Kararınca Üyeleri Kabinesi’ de çok ilginç! Saf kan değil; biraz melezimsi. Kararınca Kabinesi’nde, Kaderince’den (sermayeden yana) olanlar, Kararlıca (devletçilikten yana) olanlar ile sözde kravatlı karıncacık ile çekiçli karıncacıktan yana olanlar da vardır.

            Ama, görünen o ki,sonuç ortada. Seçimler yaklaştığında Kararlıca’nın öncüleri olan başkanları ağızlarından sakız misali, kravatlı karıncacık ile çekiçli karıncacığı eksik etmezler hiç. Meydanlarda nutuk üstüne nutuk çekeceklerdir:

            ‘Benim emekçi karıncam, benim öksüz yetim karıncam, benim elinden tırmığı, küreği kazması, çekici düşürmeyen çıplak baldırlı alın teriyle sauna yapan karındaşlarım’

            ‘Gün bu gündür! Kurtuluşunuz elinizdedir. Gelin bu makus talihinizi değiştirin’

            ‘Adil bir yaşamı benimseyin. Verdiğiniz vergiler size milli gelir olarak eşitçe dağıtılsın’

            ‘Oyunuzu bizim Kararlı Kaderlice Partisi’ne veriniz’

            “Kemerleri sıkmaya paydos! Sıka sıka kabız oldunuz. Bizim ilk icraatımız: ‘Kemerlerinizi üç delik daha geri alacaksınız’

            ‘Toplumun asıl harcını oluşturan emekçi kravatlı karıncacıklar ile çekiçli karıncacıklar da tabii hakları olan yıllık izinlerinde tatili yapabileceklerdir’

            ‘Biraz da para babası işveren, patron Ağustos Böcekleri çalışsın! Karıncacıklarımıza tatili çok görmeyelim! Önce karnı doysun, sonra tatil yapsın!’

            ‘Karıncacıklarımıza yeterli ve dengeli beslenme imkânları verelim,’

            ‘Karıncacıklarımıza onurlu bir yaşam, başı dik, alnı açık, sözünü budaktan esirgemeyen mert, cesur bir kişilik kazandıralım,’

            ‘Karıncacıklarımızı toplu konut imkânlarıyla konut sahibi yapalım’

            ‘Karıncacıklarımıza, eğitim, sağlık, ulaşım, kültürel, sosyal alanlarda imkânlar tanıyalım,’

            ‘Karıncacıklarımıza kendini geliştirme imkânları verelim.’

            Evet, Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde son basamak olan ‘Kendini ispatlama hakkını’ verelim.

            “Bizim karıncacıklarımızda ne mucitler, ne cevherler vardır. O zaman hep birlikte görelim. Biraz da kâşifler, icatlar, keşifler karıncacıklar arasından çıksa yer yerinden kopacak yani?”   

            Hey gidi hey!

            Ne güzel de pembe bulutlar üzerinde uçuyoruz!

            Karnı kaburgasına yapışmış karıncadan ne beklenir? Üç kravatlı karıncacık Boğaz Köprüsü’nden atlayarak intihar etti. İki çekiçli karıncacık cinnet geçirdi; ortalığı kana buladı. Beş ölü, üç yaralı.

            Kel başa şimşir tarak!

            Bu Medyumluk Devri’nde, ülkenizde maalesef, durum hiç de iç açıcı değil!

            “Fakiri daha fakir,

             Zengini daha zengin,

             Hakiri daha hakir!

                        ***

          “Acıkmasın karıncalar,

            Kahkahalar ile sırıtmasın kargalar,

            Karıncalar arasında dolaşmasın dinozorlar,

            Elbet bir gün mutlaka ;

            Karıncacıklar da doyar.

            Ama, nasıl?

            Politikacılardan medet umarak değil!

            Örgütlü dayanışma, azmiyle!…”

Çizim: Mehmet Karataş

Dipnot: 1996 yılında kaleme almıştım, ama halen güncelliğini koruyor. 

Musa  DİNÇ / Acıkan Karıncalar  / Öykü

© Mutilcemiz.Net 2019 Sitede bulunan tüm paylaşımların hakları saklıdır, izinsiz ve direkt bağlantı gösterilmeden kullanılamaz. Muthaberleri.Com