Ödünç bir kazan alır Hoca bir komşusundan.
Verirken bir tencere yerleştirir içine.
Komşusu sorar: – “Bu ne?”
– “Doğurdu senin kazan.”
Komşusunun ölçü olmaz sevincine.
Üç beş gün bir zaman geçer aradan.
Hoca yine kalkar, komşuya gider;
Bir iki gün için kazanı ister.
Komşu da “hay hay!” der, “baş üstüne!” der.
Geçer yine zaman.
Komşu bakar kazan gelmiyor geri;
Çekince ayağına çedikleri,
Hocanın evinde alır soluğu;
Sorar: – “Yahu! Bizim kazan ne oldu?”
– “Ha sizin kazan mı? Sizlere ömür?”
– “Aman, Hocam! Kazan bu; nasıl ölür?”
– “Komşum, vallahi saçmaladın yine.
Kazan neden ölmesin, doğursun da?
Doğurduğuna inanıyorsun da
Neden inanmıyorsun öldüğüne?”
Orhan Veli Kanık/Yüksel Pazarkaya