Mut İlçemiz

ANILARIM / 6

ANILARIM / 6
Konuk Yazar
Konuk Yazar( bilgi@mutilcemiz.net )
15 Nisan 2021 - 16:49

Hasılı ertesi gün Karaman’a, ikindi üzeri Mut yönüne giden bir kamyona bindim gece Mut’a geldim. Mut’ta kimse yoktu. Azmi abim Gedikköy’de oturuyordu. Ebem, babam, Türkan halam da beraberdiler. Dedemin evinin balkonunda kuru tahta üzerinde, açıkta yattım. Sabahleyin kardeşim Oğuz geldi onunla beraber Gedikköy’e gittik.

Burada yaşantıma giren bireyleri anlatmaya çalışayım:

Anam: Melleçli oymağından Melleç Dede kızı 1904 doğumlu Fatma. 4-5 yaşlarında iken anasını kaybetmiş. Çocukluğumda yayladaki mezarlıkta anasının mezarını beraber ziyaret etmiştik. O zaman anasının ölümünü şöyle anlatmıştı: “Anacağızım sökele yatmıştı (tifo veya tifüs) günlerce yattı, saçları döküldü, bir şey yemez, içmez oldu. Babam, darı yarmasından sütlü çorba yapmış tasa katıp geldi. Anamı oturumuna getirdi; “İç hunu!” Deyince anam; özsüz özsüz “İçesim yok” dedi. Gözleri dönü dönü veriyordu. Yatağa yatırdı. O imiş… Bitti…” Böyle anlatmıştı anam, anasının ölümünü…

Anam gil üç kardeşti; Hatice teyzem, anam, Şerif teyzem. Bunların anaları ölünce; en büyüğü yedi, en küçüğü iki yaşlarında üç çocuğun bakımı. Ayrıca Kardeşi Melleç Memet’in de ölümü ile yetim kalan Ali, Ömer, Memet adındaki çocukların da bakımını üstlenmiş olmakla zor bir yaşantıya giren Dede, ne yapsın, Karadöneli aşiretinden Sallan kızı Haççe (Hatice, biz ona Sallan ebe derdik) adında bir kadınla evlenir. Ondan da Ayşe ve Mevlüt dünyaya gelir beş kardeş olurlar.

Melleç Dede gençliğinde Toru döllük’te döl alırken yakınlarında kolcularla kaçakçılar arasında müsademe başlar. Dede onlara seyretmek için bir çam ağacına çıkar, yaslandığı dalın kırılmasıyla düşen Dede’nin beli incinir, yürüyemez olur. Ancak asa ile biraz gezebilir. O olaydan sonra Topal Dede diye anılır.

Melleç Dede çok zengin bir yörük ağası imiş. Abidin adında yoksul, öksüz bir tahtacı çocuğunu yanına almış, bakıp büyütmüş, okutmuş. Ölünceye kadar onu bırakmamış. Sonraları Abidin’le tanıştım, konuştum. Dedemi hep saygıyla anardı. Bir anısını şöyle anlatmıştı: “Deden bir gün beni çağırdı, içeriye girdik, kapıları kapattı, iki bohça getirdi, bana: „Abidin bunları ayır, say” dedi. Ben de pangunutları (banknot) ayrı, altınları ayrı ayırdım, saydım. Altınları bir bohçaya, pangunutları bir bohçaya çıkıladım. Ondan sonra deden çok yaşamadı. „Nere gitti o paralar?..” diye de bir soru ile sözünü bitirdi.

O zamanlar banka bilinmezdi. Dedem o paraları sağlam bir yerlere saklamış olmalı ki daha bulunmadı.
Melleç Dede, anam 20 yaşında iken 1924 kışında Çevlik’teki evinde karavurgundan (zatürrie) ölünce, anam tek dayanağını kaybetmiş olur. Genç, gürbüz, sıhhatli, akranları içinde en güzel sayılan, korumasız bir yörük kızını çevre gençleri istemeye başlarlar… Ne var ki anam hiç birini beğenmez, hepsine red cevabı verir. Gençlerden bazıları zora baş vurmak isterler. Bunu duyan anam, üzücü bir olayı önleme çareleri düşünür… O sıralar Bağımsızlık savaşı bitmiş, askerler terhis edilmiş, babam da askerliğni bitirip dönmüş imiş. Evelce amcasının kızı ile mutsuz bir evlilik yapan babam amcasının kızını aile olarak kabul edemiyordu (bu yüzden ömrü boyunca mutlu bir günü geçmedi) anamı rastlantı sonucu görmüş ve ya methini duymuş olmalı, her haliyle anamı beğenen babam, Arap Havva’yı görücü gönderir.

Zaten bir arayış içinde olan anam, Arap Havva’nın tekliflerini kabul eder. Babama kaçmayı kararlaştırırlar. 1925 yazı Navdalı Özü‘nde yaylada olan anam, Navdalı’da yaylada olan dedem gillere (iki yaylanın arası 2-2,5 km. kadar) Arap Havva ve Kâzım amca (Yaprak) yardımı ile bir akşam üzeri kaçar.

O yıllarda babam Eleksi’de öğretmendir. İlk hanımı oğlu Mustafa ve kızı Nilüfer ile Mut’ta, Babamla anam da Eleksi’de otururlar. Orada 1926 Aralık ayında Azmi abim dünyaya gelir. Ardından Hümeyra adında bir kızları olur altı aylıkken Navdalı’da kara öksürükten (boğmaca) ölür Navdalı mezarlığına gömülür. Anam, Navdalı’daki evin aşenesinin kapısının üstündeki hatıla o günkü acısını; “Gadın Hümeyra’m bu gün öldü” diye yazmış imiş. (Bu anıyı Türkân halam anlatmıştı.)

Sonraları babam Yapıntı ilkokuluna atanır. Yapıntı’da 28 Nisan 1930 günü ben doğmuşum. Babam Yapıntı’nın Çevlik semtine bir ev bile yaptırmıştı, 1935 yılında Mut İlkokuluna ataması yapılınca hep birlikte Mut’a göçtük. Babam sonraları o evi Hatice teyzemlere sattı. O evde oturduğumuzu çok iyi anımsıyorum. Ömer dayımın askere gidişini, uşağımız Malyalı Memet’i korkutuşumuzu, Ayşe teyzemin ölümünü iyi anımsıyorum.

ANILARIM – Doğan Atlay (28 Nisan 1930 – 10 Nisan 2013)

Devam edecek…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

© Mutilcemiz.Net 2021 Sitede bulunan tüm paylaşımların hakları saklıdır, izinsiz ve direkt bağlantı gösterilmeden kullanılamaz. Muthaberleri.Com