Mut İlçemiz

BIRAKIN KONUŞSUN

BIRAKIN KONUŞSUN
Mehmet AKPINAR
Mehmet AKPINAR( mehmet.akpinar33@hotmail.com )
İMBİKTEN SÜZÜLENLER
24 Mart 2021 - 13:33

“Yeni araştırmalara göre, Amerikan toplumunda sıradan bir erkek günde ortalama 12-13 bin, kadın 24-25 bin kelime sayısı ile hayatını sürdürür.”

Merhum Doğan Cüceloğlu “Var mısın ?” adlı kitabında böyle diyor. Ülkemizde bu konuda yapılmış bilimsel bir araştırma olup olmadığını bilmiyorum. Ama dost sohbetlerinde sıkça konuşulur ve kadınların daha fazla konuşma ihtiyacı olduğuna vurgu yapılır.

Esas anlatmak istediğim kadın- erkek meselesi değil tabi ki. Ben genel anlamda insanların konuşma ihtiyacı üzerinde durmak istiyorum. Özellikle bir yılı aşan salgın sürecinde bu ihtiyacı daha iyi idrak ediyoruz.

İnsan, diğer canlılardan farklı, konuşarak anlaşan bir varlıktır:
Çocuktur; ağlar konuşur, naz eder konuşur, güler konuşur. İyi ki konuşur, konuşsun!

Gençtir; şarkı söyler, şiir okur, dertlenir, hislenir konuşur. İyi ki konuşur, ya susarsa! Çözülmesi zordur.

Kadındır; evladına, kocasına dert anlatır konuşur. İyi ki konuşur. Susarsa, işler iyi gitmiyor demektir.

Erkektir; işte konuşur, kahvede konuşur, muhabbette konuşur, sazda sözde konuşur. İyi ki konuşur, bırakın konuşsun, iyi gelir.

İnsanlar, siyaset yapar, nutuk çeker konuşur; ticaret yapar konuşur, pazarcılık yapar konuşur; şarkı söyler, kavga eder, konuşur da konuşur… Konuştukça ferahlar, rahatlar, kafası boşalır. Boşalır ki dinlemeye hazır hale gelir. Belki bir derde derman olur.

Lakin bazıları çok konuşur, boş konuşur; kendisi rahatlar, dinleyeni bunaltır.

Evet konuşmak, salgın sürecinde yeterince karşılanamayan bir ihtiyaç oldu. Günlük kelime sayısı mı? On binleri değil, binleri konuşuyoruz, belki de yüzleri…. Şükür telefon, onlıne iletişim var; lakin yetmiyor, kesmiyor. Vücut dili, göz teması olmadan eksik kalıyor; tuzsuz, yavan yemek gibi…

Konuşmak, hatta bazen bağırarak konuşmak da ihtiyaçtır. Günün birinde, eski bir dostumla sohbet ederken, 75 model Murat otomobilini gösterdi, o benim sırdaşım diyerek devam etti: “15 günde bir, atlarım düldüle, dağlık, ormanlık bir alana gider, yüksek sesle konuşur; içimde ne varsa dökerim, kızdıklarıma söver sayarım. Oh be rahatlarım.” Kim bilir neden bunalmıştı, bu hale nasıl gelmişti? Yoksa günlük kelime sayısını mı dolduramamıştı!? Her neyse, on beş gün rahattı artık!

Konuşmak önemli bir ihtiyaçtır; yazar rahatlarsın, okur dinlenirsin, ama konuşmak başka.
Veciz bir söz vardı;
“Okumak, insanı dolu ; konuşmak, hazır cevap; yazmak da ince düşünceli yapar. Hepsine sahip olan, bulunmaz insandır”

Hazır cevap olmak hem zeka, hem pratik işidir. Yani konuşmak; dolanı boşaltmak; ince düşünceleri söze dökmek gerek.

Lakin ihtiyacımız olanı sarf edebildik mi? Salgın sürecinde ne çok tasarruf ettik! Kelimeler dağarcığımızda paslandı. Korkarım, bir kısmı silinmeye yüz tuttu.

Hepimiz, bu musibetten bir an önce kurtularak, sevdiklerimizle, dostlarımızla yüz yüze, göz göze konuşmayı ne kadar da özledik.

Ne demişler; insanlar konuşa konuşa…

@kpınar 240321

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

© Mutilcemiz.Net 2021 Sitede bulunan tüm paylaşımların hakları saklıdır, izinsiz ve direkt bağlantı gösterilmeden kullanılamaz. Muthaberleri.Com