Mut İlçemiz

FESLİKAN KOKUSU

FESLİKAN KOKUSU
Serkan YALÇIN
Serkan YALÇIN( smmmser@hotmail.com )
15 Mart 2021 - 21:23

Yağmur yağıyor. Bahçelerdeki otlar boyum kadar olmuş. Öyle bir yeşil ki, yeşilin asil koyu bir rengi var otlarda. Toprak çok güzel kokuyor. Taş ve çakıllı bir tepenin üzerinde kayaların arasından pembe bir çiçek çıkmaya çalışıyor. Canım ne istiyor biliyor musunuz? Dışardan, biraz nemlenmiş kıymıkları kıyıp sobanın kovasına yerleştirip sobayı yakmak  ve sobanın üzerindeki güğümün sesiyle yere kıvrılıp yatmak. Sobanın kuzinesinde ekşi mayalı çörek pişse bol cöccemli olsa üzeri. Çayım da ada çayı olsa veyahut kekik çayı. Yeni kırılmış yeşil zeytinin üzerine biraz zeytinyağı biraz da nar ekşisi….

Tam ekmeği nar ekşisine banacağım sokaktan bir ses yankılanıyor her seferinde. “Tazeler taze simit tazeler.” Saat 07.00 oldu. Ulucanlar caddesindeki bekâr evimdeyim. Memleket üzerine gördüğüm bir rüyadan daha aynı şekilde uyanıyorum. Neyse moral bozmaya gerek yok. Annemin benim için göndermiş olduğu kesede kuru çökelek var. Ben şimdi bir yumurta kırarım yanına, bol nar ekşili taze kırılmış zeytin ve yanında da ada çayı.

Ankara’da çiçekli fesleğen var. Çiçekçilere gittiğimde “feslikan” deyince anlamıyorlar, kokulu bir çiçek veriyorlar. Bakıyorum bakıyorum hiç bizim feslikana benzemiyor. Ben de Mut’tan tenekeye ekilmiş feslikanı alıp Ankara’ya getirdim. Arada yaptığım salataların içerisine atıyorum. Ne yapayım; batırık yapmayı bilmediğim için feslikanın kokusu ve tadı ile kendimi avutuyorum.

Uzun zamandır memlekete gitmiyorum. Memleketime olan özlemim her geçen gün artmakta. Bu günlerde evime çok insan geliyor memleketten. Kimisi memur olacak, kimisi üniversite sınavına girecek, kimisinin hastane işi var. Şimdi kimseyi hatırlamıyorum. O kadar çok kişi geldi gitti ki. Memlekete geldiğimde simasını tanıdığım kendisini hatırlamadığım bir arkadaş bana evimde kaldığını söylüyor ben de hatırlıyormuş gibi “ya, evet kalmıştık değil mi” diyorum. Sonra içimden bu kimdi diyorum.

Yalnız yaşadığım yıllarda bir bayram tatilini Mut’tan ayrı Ankara’da geçirdim. Otobüslerde yer kalmamıştı ve bilet bayramın ikinci gününe vardı. Ben de gitmemeye karar verdim. Kurban bayramı benim için memlekette herkesin bahçesinde ailece kurbanını kestiği ve konu komşu bir arada yemek yediği günleri anımsattığı için büyük şehirdeki bayramın bana göre olmadığını o zaman anladım. Hiç bayrammış gibi gelmedi. Diğer günlerden bir farkı yoktu. Dört gün gezebildiğim kadar Ankara’da gezdim. Bayram gibi bayram olmadığı için o günden sonra hiçbir bayramda Ankara’da kalmamaya çalıştım. Oysa ki memlekette olsam neler yapardım değil mi? Maalesef şuanda bayramda memleketime geliyorum ve evde dört gün boyunca oturuyorum. Annem ve babamı da kaybedince hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Ankara’daki bayramlar gibi oldu Mut’taki bayramlarım. En son geldiğim bayramda o kadar sıkıldım ki, bayramın üçüncü günü geri dönmek istedim.

Uzun ve şehirlerarası yolculuklarda çok hayaller kurdum. Memleketten ayrılırken çok özgür olacağımı düşünmüştüm. Oysa ki, memlekette kalanların daha özgür ve daha güzel bir hayat yaşadığını çok geç farkettim. İnsanların büyük şehirlerden küçük il ve ilçelere kaçmak istediğini çok geç gördüm. Gidince geri dönülmeyeceğini, geri dönülünce hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını çok geç anladım.

Ne demiş Orhan Kemal:

“Gurbete düşersin sıla çağırır, sılana kavuşursun gurbet el eder”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

© Mutilcemiz.Net 2021 Sitede bulunan tüm paylaşımların hakları saklıdır, izinsiz ve direkt bağlantı gösterilmeden kullanılamaz. Muthaberleri.Com