Mut İlçemiz

HER ŞEYE BAŞTAN BAŞLAMAK İÇİN

HER ŞEYE BAŞTAN BAŞLAMAK İÇİN
Serkan YALÇIN
Serkan YALÇIN( smmmser@hotmail.com )
03 Nisan 2021 - 18:59

Buz gibi bir hava var dışarıda. Pencerelerin tahtaları çürümüş. Tüm hafta sonu yağdı kar, hiç durmadı. Bütün hafta sonu evde oturdum, tek başıma. Herkes gitti. Yalnızlığın beni bu kadar etkileyeceğini hiç düşünmemiştim.

Uzun ve şehirlerarası yolculuklar yapmıyorum artık. Son zamanlarda beklemedeyim. Hayatımın bir çeyreğini feda ettiğim insanlar var, hepsi terk edip gitti beni. Artık Ankara’da tek başımayım. Bazen hüzün, bazen keder, hayat her şeye rağmen yaşamaya değer değil mi? İçimden böyle söylesem de artık yeni bir sayfa açmam gerekiyor hayatımda. Hiç gücüm yok biliyor musunuz? Her şeye sıfırdan baştan başlamak çok zor geliyor bana. Bir an önce Ankara’yı terk etmem gerekiyor. Çünkü her sokak her kaldırım her yol her caddede çok anı var ve unutmak için çok zamana ihtiyaç var.

Kurtuluş Parkı’ndayım bu günlerde. Kuşlara ekmek atıyorum. Ekmek bitiyor, ellerim boş kaldığı anda olduğum yerde donup kalıyorum. Bir süre bekledikten sonra karşı büfeden bir torba ekmek daha alıyorum. Bazen günümün yarısı kuşlara ekmek atmakla geçiyor. Yol kenarındaki banklarda oturuyorum, gelen araçların plakalarının tek mi çift mi olduğunu sayıyorum. Bu süreçte hep kendimle konuşuyorum. Benim bu şehirde ne işim var? Kim için? Ne için, neden?  Tek arkadaşın parktaki kuşlar kalmış. Ekmek yoksa onlarda yok…

Memlekete her geldiğimde beni karşılayan kahramanlarım vardı, hatırlıyor musunuz?  Çınaraltı’ndaki çeşmelerim. Otobüsten indiğim anda koşarak merdivenleri çıktığım ve kana kana su içtiğim çeşmelerim. La’al Paşa Camisi’nin bahçesindeki çam ağaçlarım. Birkaç çift kumru vardı sabahları öten. Ve bana uzaktan ‘gene mi geldin siyah beyaz mutlu çocuk’ diyen Mut Kalesi. Onlara o kadar ihtiyacım var ki şuan. Keşke Ankara’da yanımda olsalar. Onlar ile konuşsam ne yapacağım konusunda bana fikir verirler belki…

Kalabalık sokaklarda geziyorum tek başıma. Galiba hayatta ilk defa bu kadar çaresiz kaldım. Ne yapacağımı bilmeden o kadar amaçsız geziyorum ki… İnsanların gruplar halinde gezmelerine, kahkahalar atarak yürümelerine, kafeteryalarda arkadaş gruplarının oyunlar oynamasına sinir olmaya başladım. Nasıl olacak şimdi, sekiz yıl öncesindeki gibi sıfırdan mı başlayacağım her şeye?

İnsanın hem gurbette olması hem de tek başına olması kadar zor bir şey yokmuş. Evde oturuyorum tüm gün. Evde iken dışarı çıkarsam sıkıntım geçer diye düşünüyorum, dışarı çıkınca milyonlarca insanın eş dost, arkadaş olarak gezmesinden psikolojim bozuluyor, kendimi hemen eve atmak istiyorum.

Sene 2004 soğuk bir Kasım ayı. Bu günlerde rüyalarıma Mut Kalesi giriyor sık sık. Kalenin üst katındayım, şehri izliyorum. Gözlerimin önünde kırmızı bir ışık var. Perde oluyor gözlerime. Masal şehrimi görmek istiyorum ama bana engel oluyor. Kalenin en üstünden aşağıya doğru asılan bayrak var. Mut Kalesi bu günlerde rüyalarıma giriyor. Elimde bir silah bayrağın altında nöbet tutuyorum. Çok güzel bir yağmur sonrası pasparlak bir Mut var gözlerimin önünde. Gökyüzünden yeryüzüne inanılmaz bir ışık kümesi yansıması var.

Uzun bir zaman sonra ilk defa şehirlerarası yolculuk yapıyorum… Mesajını aldım Mut Kalesi. Siyah Beyaz Mutlu Çocuk askere giderken defterini eline alıp yazmaya başlıyor tekrardan. Her şeye baştan başlamak için. Her şey Vatan İçin demek için.

Levazım Çavuş Serkan YALÇIN, Gaziantep 5. Zırhlı Tugayı, Aralık 2004

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

© Mutilcemiz.Net 2021 Sitede bulunan tüm paylaşımların hakları saklıdır, izinsiz ve direkt bağlantı gösterilmeden kullanılamaz. Muthaberleri.Com