DOLAR
32,7411
EURO
35,0939
ALTIN
2.456,93
BIST
10.471,32
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Az Bulutlu
30°C
Mersin
30°C
Az Bulutlu
Pazartesi Açık
30°C
Salı Açık
32°C
Çarşamba Az Bulutlu
31°C
Perşembe Az Bulutlu
31°C

Nihat MUSTUL

YAZARIN KALEMİNDEN

KÜÇÜCÜK YAŞAM KESİTLERİ / 49

A+
A-

“Davarımız Söğütözü’nün sonundaki Çağılıbunar’da. Çobanımız var, o güder. Mut’taki evimiz de Güllük mahallesinde. Evimizin önünde bir iki kayısı ağacımız var; tokalıoğlu, septik, şekerpare… Bir de katırımız var. Sarı bir şey, dedemden kalma.
Anamla babam yaylada, ben Mut’tayım. Bir sabah çıkageldi babam, kayısı toplamaya. Mut yanıyor sıcaktan. Ama babam ceketli, yayladan geldiği için.
Neyse, topladık kayısıyı, ben de gittim babamla. Akşamüzeri konu komşu toplandık bizim çatmanın önünde, çay içiyoruz, kayısı yiyoruz. Babam anneme dönerek:
“Az üşümeye başladım, hendeğirden sırtıma bişey ver gııı” dedi!
“Sabah ceketle gitmedin miydi sen, nerde ceketin?”
“Ulaannnn, bak sen, unuttum geldim ceketi!”
Nasıl unuturum o günleri…”
+++
“ ‘İnsanın anayurdu çocukluğudur’ diyerek, Almanya’da emekli olunca Mut’a geri döndük.
Mut’un içinde babadan kalma bir evimiz vardı, onu sattık. Bir ev yaylaya, bir evde de sahile yaptırdık.
Bir baktık; hastaneler ve hapishaneler insan dolu, demokrasi yok oğlu yok, hak hukuk hak getire, konuşana küüüttt, tarikatlar cirit atıyor!..
İçimiz daraldı yahu, dar geldi buranın giysisi bize. Kafayı üşüteceğiz neredeyse, vallahi.
Duramadık, geri döndük gittik.”
+++
“Akşam üç dört genç geldi parka. Baktım sigara içiyorlar, sigara tablası var zaten, birini daha koydum, bir daha baktım çekirdek çıtlatıyorlar, bir değil iki de tabak koydum. Sabah bir geldim, çekirdek kabukları tüm yerde!
Anlamıyorum ben bu gençleri. Ev yüzü, okul yüzü görmemişler sanki. Gözünü seveyim eskilerin!..”
+++
“Babam çelimsiz birisiydi. Ama yaman güreşirdi. Söğütözü yaylasında bir gün birisine, ille “gel bir güreşelim” diye tutturur. Adam da güçlü kuvvetli birisi. Babamı bir üfürse uçurur.
Neyse, güreşir bunlar. Adam hem yıkılır hem de kolu çıkar.
Tam ertesi gün de harman sürecektir adam. Babama “püsküllü bela!” Ne yapsın, harmanını sürüverir adamın, Bir de kırıkçı çıkıkçı Numan Ali vardır oralarda, ona götürüp kolunu kattırıverir.”
+++
“Akkuyu Nükleer Santralinin yapılmaması çok istedim, hatta birkaç kez eyleme bile katıldım, hep karşı çıktım. Ama şu anda çocuğum orada çalışıyor. Bu düzen böyle acımasız bir düzen işte!”
+++
“Bizim Gençali ve Yapıntı köylerinde yıllar önce bir domates olurdu bir domates, kimisi domates parasıyla araba bile alırdı. Günde kırk elli kamyon kalkardı arkadaş.
İşte tam o yıllarda gübre çıktı, gübre kullanmaya başladı köylü. Ziraatçılar “Dönüme 25 kilo atacaksınız” dedi. Ama bizimkiler 100 kilo attı. İki yıl sonra da toprak çöktü, çürüdü, kireçleşti, çoraklaştı, bitti.
Domates işi de böylece bitti bizim köylerde.”

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.