Mut İlçemiz

NASIL MİZAH YAZARI OLDUM?/ 13

NASIL MİZAH YAZARI OLDUM?/ 13
Musa DİNÇ
Musa DİNÇ( musadinc2109@gmail.com )
27 Temmuz 2020 - 1:00

Sınavdan sonra kendime bir iş buldum. Seyyar gezginci Seyhan Lunapark’ta.

 Lunapark dönemi başlıyordu.

Diyarbakır’da yazlık Yıldız Sineması’nın arkasındaki boşluk alanda kurulan Seyhan Lunaparkı ortaklarından Günay ile Zeki kardeşler aslen Doğu’lu /Ağrı Kürtlerindendiler, çok sonradan öğrendim. Önceleri Adanalı biliyordum.  Kış sezonunda yerleşik düzen olarak Tarsus’ta kalıyorlardı, diğer zamanlarda her ay bir şehirde lunaparkı kurup işletiyorlardı. Bunların yanında kendime iş buldum.

Diyarbakır’da zaman nasıl geçer? Yaz döneminde eğer çalışmazsan / meşguliyetin veya cebinde doğru dürüst harçlığın yoksa vakit asla geçmez.

Lunaparkta dolaşıyordum akşam serinliğinde saat 17.00-18.00 civarıydı. Atlıkarınca ile pompalı tüfekler reyonunda iki kişi kendi aralarında konuşuyordu. Belli ki eleman arıyorlardı.  Cesaretimi topladım.

“Ağabey, size eleman mı lazım?”

“Evet,” dedi.

“Ben çalışabilirim,” dedim.

“Pekâlâ,” deyip pompalı tüfeklerin bulunduğu reyonun önüne koydu beni, iş ile ilgili teknik bilgileri anlatıp, gösterdikten sonra, “ haydi işin hayırlı olsun, “dedi.

O gün iş başı yaptım, iş saatleri akşam saat 16.00- 24.00 arasıydı.

Birçok Diyarbakırlı ve çevre illerden olan işsizler yanlarında çalışıyordu. Patronumuz Günay, hafif aksayarak yürüyordu. Biraz topal olmuştu. Atlıkarınca montajında, zamanın birinde kuleden düşmüş; sakatlığı iş kazası neticesinde olmuştu.  Her zaman Cumhuriyet gazetesiyle dolaşırdı. Belli ki solcu bir kimliği vardı. Bir anlamda ben de ona sempati duyuyordum. Bazen boş zamanlarda

“Günay abi, gazeteye göz atabilir miyim?” dediğim zaman.

“Olur,”  derdi.

Günay abi,  lunaparkta çalışan elemanlardan farklı bir kategoriye sokuyordu beni. Dürüst çalışıyordum, daha önce çalışanlardan bazıları kasadan para çalmış, onları dolandırmıştı. Birkaç kez beni denediler, gülüp geçtim; oralı bile olmadım.

“Musa senin bizim için özel bir yerin var kardeşim, Lunapark hayatı sana göre değil; burada çalışanların çoğu sabıkalıdır, ya da hapisten çıkmış; iş bulamayanların kendisine mesken tuttukları bir yerdir. Bir kavga durumu oldu mu sakın bulaşma, zekisin; senin okuman lazım,” derdi.

Ben de ona ” Teşekkür ederim ağabey, yaz tatilinde çalışırım, yazdan yaza yanınızdan olurum,” derdim. O da ılımlı yaklaşıyordu.  Dürüst çalışıyordum, her akşam günübirlik yevmiyemi alırdım. Keyifliydi, lunaparkı yaşamı da insanda bağımlılık yapıyordu. Diyarbakır’dan sonra Lunaparkın ortaklarından İrfan Bey Batman’a, Günay Bey ile Yılmaz Bey’de Kayseri Anadolu Fuarı’nda lunaparkını kurmak üzere Diyarbakır’dan ayrıldılar. Bir haftalığına Çınar’a gittim Dayımgilin evi Çınar’daydı. Dayım çocuklarına takıldım. Bir gün Göksu Çayı’nda yüzmek ve orada piknik yapmak için gittik.  Bir gün de beş kilometre mesafe uzaklığında bulunan Tavşantepe’ye gittik. Burada sulama amaçlı kurulan havuzda keyif çatarak yüzdük ve piknik yaptık.   Tavşantepe’de yer altıdan soğuk kaynak bir su çıkıyordu, önünde kocaman büyük bir havuz yapmışlardı, orada yüzüyorduk. Dönüş yolunda da ekili bostanlardan kavun, karpuz araklardık. Üçüncü günün sonunda oradan da sıkıldım, pek sarmadı beni,  şehre döndüm. İki gün evde kaldıktan sonra pusulayı Batman’a çevirdim ve Batman’a gittim. Esentepe de Lunapark kurulmuştu. Oraya gittim, iş başı yaptım. Lunaparkı sökme ve kurma çok ağır işti.  Yevmiyesi düşük ve çok yorucuydu, her bünye kaldıramazdı. Zor bela bir hafta dayanabildim ağır iş koşullarına.  Postaneye geldim. Kayseri Anadolu Fuarı’nı telefonla aradım. Günay Bey’in kadirşinas kardeşi Zeki Bey’le irtibata geçtim.

“Zeki abi Kayseri’ye yanınıza geleceğim, bana iş verir misiniz?”

“Tamam, gelebilirsin Musa,” dedi.

Derin bir oh çektim.

O dönemde de herkes bir koleksiyon yapardı. Bende şehir kartpostal koleksiyonuna meraklıydım. Türkiye coğrafyasını baştanbaşa gezme merakım vardı. Bu benim için bir şans ve fırsat idi. İlk kez gurbet ile tanışacaktım, hem de tek başıma ve büyük sorumluluk alarak.

 Batman’daki işimden ayrıldım. İrfan Bey’e durumu açıkladım.

“Kayseri’ye gideceğimi ve Günay Bey’in yanında çalışacağımı,” söyledim.

“Buna sevindim. Günay Bey ortağımdır; ha onun yanı, ha benim yanım; hiç fark etmez,” dedikten sonra konuşmasını sürdürdü; “Merak etme Musa, on beş gün sonra biz de orada olacağız,” dedi.

*

 Gazetelerden şu haber gözüme çarpmıştı:

‘Tarık Akan ve Müjde Ar Hasankeyf’te nehir filmini çekiyorlar.’

Bu haber üzerine Hasankeyf’e gittim. Tarık Akan ile Müjde Ar’ı görmek istiyordum.  Müjde Ar’ı Hasankeyf Belediyesi’nin misafirhanesinde gördüm. Onunla konuştum, çok cana yakın ve içten davrandı. Tarık Akan’ı sordum; “Dicle Nehri kıyısında yüzmeye gitmiş,” dedi.

Dicle Nehri kenarına geldim, köprüye yakın bir yerde Tarık Akan’ın yüzdüğünü gördüm. Çıktı, kıssa kolu keten gömleğini ve keten pantolonunu giydi.   Selamlaştık. O da çok iyimser yaklaştı.

‘Hayranı olduğumu ve onun için özel olarak geldiğimi,’ söyledim. Ayaküstü üç dakika konuştuk, acelesi var gibiydi.

“Teşekkür ederim canım kardeşim, film çekimine yetişmem gerek, beni bekliyorlar,” dedi ve ayrıldı yanımdan.

Hasankeyf’in tarihi yerlerini gezdim. Mem û Zin filminin çekildiği yere geldim. Burada incelemeler yaptım. Üç saate yakın dolaştım, sonra dolmuşla Batman’a geri döndüm. Batman İstasyonu’ndan trenle ver elini Diyarbakır’a. Güzel bir tren yolculuğuyla Diyarbakır’a geldim. Bir haftalık kazancımı trende hırsızlara kaptırmadan Babamgile sağ salim vardım. Üç gün sonra Kayseri’ye gitmeyi düşünüyordum, ama Fuar dönemini ve işimi kaybetmemek için bir gün sonra trenle Kayseri’ye gittim.

*

Musa DİNÇ

Devam edecek…

© Mutilcemiz.Net 2019 Sitede bulunan tüm paylaşımların hakları saklıdır, izinsiz ve direkt bağlantı gösterilmeden kullanılamaz. Muthaberleri.Com