DOLAR
46,1187
EURO
53,3887
ALTIN
6.431,11
BIST
13.873,84
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Az Bulutlu
28°C
Mersin
28°C
Az Bulutlu
Çarşamba Az Bulutlu
28°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
28°C
Cuma Hafif Yağmurlu
28°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
27°C

Serpil TOMAK

HER AÇIDAN

    PARTİ DEĞİŞTİREN SİYASİLER

    Amerika’daki siyasetçiler genellikle nadiren parti değiştirir. Birçok Amerikalı siyasetçi belirli bir partiye sadık kalmayı tercih eder. Çünkü bu durum onların seçmen kitlesiyle, ideolojik inançlarıyla ve kariyer hedefleriyle uyumludur. Ancak, nadiren de olsa siyasetçiler partiler arasında geçiş yapabilir. Bu durum, özellikle partilerin ideolojik çizgilerinde büyük değişiklikler yaşandığında veya bireysel politikaların bir partiyle uyumsuz hale geldiğinde gerçekleşebilir.

    Daha köklü ve geleneksel partilerin olduğu ülkelerde, bu tür değişiklikler sert eleştirilere yol açar ve seçmenlerin güvenini sarsar. Örneğin, İngiltere’de özellikle İşçi Partisi ve Muhafazakâr Parti gibi büyük ve köklü partiler arasında parti değiştirme genellikle olumsuz karşılanır. Ülkede güçlü bir siyasi kültür ve partizanlık mevcuttur. Benzer şekilde Almanya’da parti değiştirme, özellikle Hristiyan Demokratlar (CDU) ve Sosyal Demokratlar (SPD) gibi büyük partiler arasında genellikle hoş karşılanmaz. Avrupa’nın diğer birçok ülkesinde (Fransa, İspanya, Yunanistan, Polonya gibi) köklü partiler arasında parti değiştirme genellikle hoş karşılanmaz ve skandal olarak nitelendirilir.

    Parti değiştiren bir siyasetçi, halk nezdinde güven kaybına uğrar. Seçmenler, özellikle uzun yıllar aynı partinin bir parçası olmuş bir siyasetçiyi ani bir şekilde başka bir partiye geçmiş olarak görürse, bu durum olumsuz algılanır. Siyasi istikrarın önemli olduğu ülkelerde, sürekli parti değiştiren siyasetçiler genellikle “güvenilmez” veya “istikrarsız” olarak görülür.

    Peki, bizim ülkemizde durum nasıl? Türkiye’de parti değiştiren siyasilere karşı genel bakış açısı hem halk hem parti tabanında çoğu zaman karşılık bulmaz. Parti değiştirme, özellikle uzun süre aynı partinin mensubu olmuş ve kitlelere hitap eden siyasetçiler söz konusu olduğunda, genellikle “sadakatsizlik” olarak algılanır ve siyasi güven kaybına yol açar. Bununla birlikte, özellikle seçime yakın dönemlerde arka planda kapalı kapılar ardında yapılan pazarlıklar ve transferler herkesin bildiği bir gerçektir.

    Siyasetçilerin kendi kariyerlerini sürdürme hırsı ve seçimde kazanan tarafın parçası olma amacı gibi siyasi taktiklerle sürdürdükleri transferler ve çıkarcı yaklaşımların ülkeye ve o partiye zarar verdiği bir gerçektir. Seçim dönemlerinde parti değiştiren siyasetçiler, genellikle seçmen kitlesinin büyük kısmından eleştiriler alır. Buna rağmen, ne yazık ki futbolcu transferleri gibi bu eylemlerin artarak devam etmesi, politikaya olan güveni zayıflatmakta ve halkın siyasi süreçlere olan ilgisini azaltmaktadır. Bu tür çıkarcı yaklaşımlar ve geçişler, seçim dönemi dışında da politikaya olan güvenin azalmasına yol açarak, uzun vadede demokrasinin sağlıklı işleyişini tehdit eder. Ne demiş büyüklerimiz, “Çok gezenin ayağına pislik bulaşır.” Anlayanlar anladı.

    Yazarın Diğer Yazıları