Mut İlçemiz

SİYAH BEYAZ MUT’LU / 15

SİYAH BEYAZ MUT’LU / 15
Serkan YALÇIN
Serkan YALÇIN( smmmser@hotmail.com )
16 Ekim 2020 - 17:19

KORKULARIM

Bir film müziği melodisi ile ilerliyoruz. İlk defa uzun ve şehirlerarası yolculukların bitmesini istemedim. Yeşilçam klasiklerinden bir tanesini açtılar otobüste. Yanımda bir amca var ısrarla muavine ha babam sınıfı var mı diye soruyor. Yavaş yavaş teknoloji ile tanışmaya başladık yolculuklarda. Cep telefonu ile yılan oyunu oynayanların sayısı kitap okuyanların sayısını geçmeye başladı. Bu arada ben niye hep gece yolculukları yapıyorum ki. Biletimi bu sefer gündüz seferine aldım. Uçsuz bucaksız Konya ovasında ilerliyoruz.

Artık memleketinden yeni kopmuş ve memleket hasreti ile yanıp tutuşan bir genç değilim. Yavaş yavaş Ankara’ya alıştım çünkü artık hayatımda değişiklikler var. Ankara’ya gelmem için birçok sebebim var. Kendi başıma gezdiğim ve keşfettiğim her yeri keşfedeceğim arkadaşlarım var.

Hep diyorum ya beni memleketten uzaklaştıran nedenler ne idi? Neden tekrar dönemedim? Herkes okulunu bitirdi ve memleketine geri dönmüştü. Ben üniversitenin yurt sokağında tek başıma anılarımla uzun yıllar geçirdim. Öğrencilerin arkadaş grupları ile toplu bir şekilde vakit geçirmelerine ve eğlenmelerini uzaktan iç çekerek izledim. Bunu neden kendime yaptım bilmiyorum. Her şeyi bırakıp neden memlekete dönemedim? Çünkü korkuyordum. Mut’ta çocukluktan gördüğüm ve tanık olduğum bir durum var. Bu da herkesin birbirini tanıması ve buna bağlı olarakta herkesin birbirine kendini kanıtlama çabasıydı bence. Ben bu durumdan çok korkmuştum. Ben memleketime geri dönemedim çünkü etrafımdaki insanların ve ailemin benden beklentileri çok yüksekti.

Yaylada boş vakitlerimde inşaatlarda çalışıyordum. Ustanın bir tanesinin “eee okudun her tatil memlekete geldin sorduk okuyoruz dedin ama eline gene küreği aldın bizle harç karıyorsun” demesi ile irkilmiştim ve bu defa memleketime dönersem mesleğimi yapamama korkusu beni sarmıştı.  Birçok arkadaşım Ankara’da çok elit bir hayat yaşadığımı düşünebilir. İnanın memleketimde yaşamış olsaydım belki söyledikleri gibi olurdum. Çünkü memleketimde etiketin çok önemli olduğunu gözlemlemekteyim. Ama şunun bilinmesini istiyorum ben gurbette kalıp memleket özlemi ile yaşamayı tercih ettim. Bütün bu satırları yazmama sebepte bu olsa gerek. Hayat ve yaşamış olduğum kayıplar bana öğretti ki, önemli olan bu kısacık ömürde sağlıklı bir şekilde yaşamak. Sağlık her şeyin başında geliyor.

Ankara’nın yemeklerine alışmaya başladığım gün geri dönemeyeceğimi anlamıştım. Artık döner kebap ve köfte yemeyi çok seviyordum. Yaylada tatil yaparken 17 Ağustos depremi olmuştu. Bir yarım artık Ankara’da olduğundan dolayı bütün gece uyuyamamıştım. Oda arkadaşlarımın iki tanesi Gölcük’te yaşıyor ve onlara bir türlü ulaşamıyordum. Bütün imkânsızlıklarımın ve parasızlığımın tavan yaptığı bir zamana denk gelmişti ve otobüse binip deprem bölgesine de gidemiyordum. Elimden gelen tek şey ise arkadaşım İlker’in cep telefon numarasını ev telefonu ile çevirmekti. İki gün iki gece hiç uyumadım. Yatağımda yatarken elimde ev telefonu arkadaşımı arıyordum. Sabaha karşı telefon çaldı. İnanamadım acaba numarayı yanlış mı çevirdim diye düşünürken arkadaşım telaşlı bir sesle yaşadığını fakat Gölcük’te durumun çok kötü olduğunu söyledi. Ne ona ulaşabildiğime o inanıyor ne de ben inanabiliyordum. Çünkü telefonlar deprem sonrası hiç çekmiyordu. O zamanın şartlarında bu ya bir rüya ya da bir mucize idi. İlker ile konuştuktan sonra ona uzunca bir süre ulaşamadım. Evde tüm ev ahalisini uyandırıp kapının önünde bağırıyor ardıç ağacına sarılıyordum. Annem bir taraftan ağlarken babam sevinçten gözyaşı döküyordu. 1999 Gölcük depremi bizleri çok derinden etkilemişti. Bazen düşünüyorum beni Ankara’ya ve arkadaşlarıma bağlayan en büyük nedendi belki. Sonra ne mi oldu? Herkes Ankara’yı terk etti ben ise anılarımızla tek başıma kaldım. Üniversitenin kampüsünde arkadaşlarımla vakit geçirdiğim her anın ve her anının gözümün önünden film şeridi gibi geçmesine aldırış etmeden yaşamayı öğrendim. Üniversite yıllarımda hayatıma giren tüm arkadaşlarımın yeri ayrıdır. Ama depremde İlker’e ulaştıktan sonraki duygu ve sevincimin tarifini anlatmam imkânsız.

Geçen yıllar bizleri rüzgârıyla çeşitli yerlere savurdu. Herkes kendisine bir hayat kurdu. Ben bu süreç içerisinde hep Ankara’da kaldım. Ankara’daki nöbetimi onlar için ömür boyu tutmaya hazırım yeter ki, arkadaşlarım sağlıklı olsun, mutlu olsun..

Ne demiş şair;

Çocukken güneş olmak isterdim,
Sonra anladım ki en iyisi çocuk olmak.
Çünkü güneşten sıcaktı kalbim.
Büyüdüm derken, yaşam denen ayazda üşüdüm.
Soğudu buza döndü kalbim.
Ne “güneş” olabildim,
Ne “çocuk” kalabildim.

Özdemir Asaf

GÜNLÜK HABER AKIŞI
TAŞHAN CANLANDI
GÜNLÜK HABER AKIŞI
SONER SOLAK: “HEDEF 2023”
GÜNLÜK HABER AKIŞI
MUT’TA CUMHURİYET KONSERİ
GÜNLÜK HABER AKIŞI
MUT’TA ÖLÜMLÜ KAZALAR
GÜNLÜK HABER AKIŞI
MUT’TA EKMEK ZAMLANDI
GÜNLÜK HABER AKIŞI
MUT’UN BİTKİ ÖRTÜSÜ
GÜNLÜK HABER AKIŞI
DEDEMİN KÖŞKÜ

© Mutilcemiz.Net 2020 Sitede bulunan tüm paylaşımların hakları saklıdır, izinsiz ve direkt bağlantı gösterilmeden kullanılamaz. Muthaberleri.Com