DOLAR
32,4013
EURO
34,5455
ALTIN
2.458,49
BIST
9.814,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Açık
24°C
Mersin
24°C
Açık
Salı Açık
26°C
Çarşamba Açık
25°C
Perşembe Az Bulutlu
22°C
Cuma Az Bulutlu
21°C

Nihat MUSTUL

YAZARIN KALEMİNDEN

US YÜRÜTMEK VE…

A+
A-

Özgürlük Yolumdaki yürüyüşten sonra Çocuk Parkına geliyor, spor aygıtlarının her birinde elli çalışma yapıyorum ya…
Dün yine öyle…
“Bir, iki, üç… yirmi, yirmi bir, yazının başlığı ne olsun, ne olsun, ne olsun? Kırk iki, kırk üç, şu adam olsun mu?.. kırk dokuz, elliiii!..”
Evet, sabah sabah bir adam. Şalvarlı, şapkalı, topak yüzlü, yetmiş yaşlarında… Simsiyah şalvarının altında bembeyaz, gıcır gıcır bir spor ayakkabısı. Belki de ilk kez giyiyor, bu yüzden de uçuyor, felekten gün çalıyor. Eminim ki bu adam bugüne kadar hep lastik ayakkabılar giydi, sağlıksız ve ucuzlarını. Bir yılda iki ayakkabı yüzü bile görmedi. “Oh beee! Dünya varmış!” demesin mi şimdi? Durup durup ayakkabılarına bakması bundan değil mi? Ayakları, iki büklüm olmuş parmakları bayram ediyordur kesinlikle. Eminim.
Kendisinin işi değildir bu bence, çocuklarının işidir; ya onlar alıvermiştir ya da zorlamışlardır. Yürüyüşü bile değişmiş, gözü gibi bakıyordur onlara. Kim bilir belki bunun üzerine bir iki pencere/kapı bile açmıştır, yepyeni; düşüncelerinde, yaşamında…
Yetmişinden sonra yedi yaşı! Utandı mı ki ilk başta, göstere göstere yürüdü mü ki, kaç adım attığını sayıyor mu ki?..
Bir yıl olduysa bile bugün alınmış gibi…
+++
Ya şu iki kadına ne demeli? Tekli aygıtlarda tek tek, çiftli aygıtlarda birlikte çalışıyorlar. Köy kadını gibi ikisi de. Belki de gelin kaynana, belki de anne kız, belki de iki komşu…
Aslında çok kadın çok istiyor buradaki aygıtlarda çalışmayı, ama utanıyorlar ne yazık ki. Bunlar birbirlerinin utanmalarını da ortadan kaldırıyorlar gibi, bence.
İki gündür görüyorum. Birlikte gelip gidiyorlar. Yalnızca buradaki bu aygıtlarda çalışmak mı, yoksa yürüyüş de var mı? Bunu bilmiyorum.
Yaşı büyük olan daha bir ilginç; başka aygıtlarda daha kısa çalışsa da, pedal çevirme aygıtında hepsinde çalıştığının üç dört katı fazla çalışıyor. Yelekli ve koca/donlu. Genç olansa topuklarına kadar uzanmış yazlık palto giysili. Bana göre ikisinin giysileri de evde, yolda sokakta giydiği giysiler. Ama paltolu olan evde çıkarırdır paltosunu, öyle.
Büyük olan pedal çevirirken, “Bugüne kadar çalışmadığım bütün haklarımı kullanıyorum” der gibi der gibi. “Başkası da çalışacak” diye pek derdi yok. Ne yapsın kadıncağız; hakkına mı sahip çıksın, hak mı çiğnesin!? Belki de ikisini de düşünecek yetide değil.
Ama gördüğüm kadarıyla burada çalışma utancını aşmış ikisi de.
Bir de, kendi aralarında öyle tatlı konuşuyorlar ki…
Okusalardı bunlar, daha doğrusu okutulsalardı, bu durumlarından kaç basamak yukarıda olurlardı acaba, kim bilir?
Ben hangi aygıtta çalışıyorsam, içimden sayarak çalışıyorum. Bu yüzden de kimseyle pek konuşamıyorum.
Durmadan söyleştiklerine göre, sayıyla çalışmıyorlar bence.
Köyde oturuyorlarsa böyle spor aygıtları yoktur, Mut’ta oturuyorlarsa, göçünce bu çalışmalarını sürdürecekler mi acaba?
Yarın da gelirseler, üçünü de onurlandırıcı ikicik söz söylerim herhalde.
Söylerim!..

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.