DOLAR
43,3630
EURO
51,2979
ALTIN
6.945,51
BIST
12.992,71
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Az Bulutlu
12°C
Mersin
12°C
Az Bulutlu
Cumartesi Hafif Yağmurlu
10°C
Pazar Az Bulutlu
14°C
Pazartesi Çok Bulutlu
17°C
Salı Yağmurlu
13°C

Nihat MUSTUL

YAZARIN KALEMİNDEN

    KÜÇÜCÜK YAŞAM KESİTLERİ / 76

    “Bir kızım var, Mut’ta öğretmen. Kızımınsa iki kızı var, onun birisi de öğretmen. Yazın yayladayım, kızımdan bir telefon:
    “Baba, benim kızların dengesi biraz bozuluk, birisi büyü yaptırmış bunlara, yayla yolunda bir hoca varmış, büyü çözdürmeye geldik buraya, işimiz bitince yanına varacağız.”
    Yarım saat sonra bir telefon daha:
    “Baba kuyruk çok burada, yaklaşık 20 kişi var daha, bugün olmaz. Başka bir zaman varırız yanına.”
    “Peki kızım, ben kara cahil birisiyim, inanmıyorum böyle şeylere, sen bir öğretmensin, inanıyor musun bunlara?”
    “İnanıyorum baba.”
    “Ne yapayım, diyecek bir söz bulamadım.”
    +++
    “Tarsus’ta çalışırken zaman zaman Adana’ya giderdim, gezmeye. Yine öyle bir gün, Adana Otogarındayım. Bir baktım bir adam; esmerce, orta yaşlarda… Yuvarlak, küçük cep aynaları var ya, işte elinde böyle bir ayna, öbür elinde de küçücük bir makas, bıyığını kesiyor…
    Yaşamımda fotoğraflayamayarak kaçırdığım, öylesine eşsiz ve doğal görüntülerinden birisiydi bu.”
    +++
    Dizlerinden duramaz ve de yürüyemez olmuştu adam. Sonunda ameliyat oldu, ikisinden de. İşte bu ameliyattan yirmi gün sonra yeniden hastanedeydi, kontrol için. Kontrolünü olmuş, hastanenin bahçesinde, ana giriş kapısına yakın bir yerde dinleniyordu.
    Öyle kalabalıktı ki hastanenin içi, sanki kentin tümü hastaydı ve de buradaydı. Bu yüzden de arı kovanı gibiydi kapının önü, onlarca insan giriyordu çıkıyordu.
    İşte bu onlarca insanın içinde bir insana takıldı adamın gözleri. İki bastonla zor zoruna yürüyen bir adamdı bu da. Ama kendisi gibi kilolu değildi.
    Kapıdan girip gözükmez oluncaya kadar, bakakaldı adamın arkasından.
    +++
    Bir arkadaşım gurbetteki oğlumu sordu. “Her gün görüşüyoruz” dedim. Şimdiki gurbetliğe ne var; telefon var, sosyal medya var, var oğlu var.
    Tabi bu, yıllar önce beş altı arkadaşla çalışmak için Almanya’ya gidişimizi ve izimizin üstüne geri dönüşümüzü anımsattı.
    Şöyle ki, İstanbul’a varınca bindik bir trene. Hepimiz yataklı mataklı bir kompartımandayız. Türkiye’yi geçip de Bulgaristan sınırına girdik ya, artık her yer Bulgaristan bayrağı. Başladık hepimiz çocuk gibi hüngür hüngür ağlaşmaya!

    Sevgiyle, sağlıkla, saybanla…

    Yazarın Diğer Yazıları