DOLAR
43,4888
EURO
51,5952
ALTIN
6.788,96
BIST
13.838,29
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Yağmurlu
16°C
Mersin
16°C
Yağmurlu
Cumartesi Hafif Yağmurlu
13°C
Pazar Çok Bulutlu
17°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
16°C
Salı Hafif Yağmurlu
16°C

AŞIK MAHZUNİ ŞERİF SİLİFKE’DE

Mersin kışlası içinde yer alan Askeri Mızıka Okulu bir karar ile 1950’li yılların sonunda Silifke’de bulunan Abidin Paşa kışlasına taşınır. Öğrencileri de kışlaya gelir, eğitimlerine devam ederler.
Bir öğrenci vardır Aşık Mahsuni Şerif. Okulun en başarılı öğrencisidir. Her gün Aktepe’ye gider orada aşağılara kıvrım kıvrım giden Göksu nehrinin akışını izler. Kendi memleketi Maraş’ta yer alan Göksun’u orada bulur. Sular bazen coşkun akar, Göksu bulanır ama mutlaka denize ulaşır. Onun hayalleri de öyle olur. Sazı sözü yaşadığı yörelerde can bulur.
1973 Mayıs ayında Silifke Lisesi müzik kolu konseri vardı. Aşık Veysel’i davet ettik. Müzik öğretmenimiz Özcan Seyhan Gazi Müzik Bölümü’nde okurken derslerine girdiği için onu tanıyordu. Davete olumlu yanıt verdi. Ben Sivas’a gidip onu getirecektim. Ama 21 Mart 1973 tarihinde hakka yürüdü. Biz de hemen o hafta içinde “SENİ UMUTMAYIZ AŞIK VEYSEL” dedik ve anma günü düzenledik.
İşte bunların hazırlığı yapılırken; Özcan Seyhan Silifke Lisesi’nde müzik dersinde: “Çocuklar bu Aşık Mahzuni Şerif var ya, ben onun öğretmeniyim. Kışla içinde Askeri Mızıka Okulu vardı. Mersin’den buraya geldi. 1959 yılları olmalı Ankara’ya taşındı. Müzik derslerine giriyordum. Çok yetenekli bir öğrenci idi. O da okul ile birlikte Ankara’ya gitti.“
Düşündük ki, ABİDİN PAŞA KÖŞKÜ yanında bir müzik okulu varmış. Biz onu son olarak Kız Meslek Lisesi olarak gördük. Okul Silifke Lisesi bahçesindeki binaya taşındı. Sonra bir el onu yıkıverdi. Baktık kışla duvarları da yok oldu. Kimler yıktı, kimler taşlarını taşıdı bilemem.
Bir zamanlar Silifke’de müzik okulu yer alırken bir bilinen yön varmış; yörede var olan kültür. Aydın, Ege, Kıbrıs’tan gelen giden insanların bir araya gelerek oluşturduğu kültür mozaiği müziğe, halk oyunlarına ve tüm folkloruna renk vermiş. Biz bunu özellikle Türkmen Şenlikleri’nde gördük.
Bu şenliklere katılan halk bilimcileri, müzik adamları gördüler. İşte o müzik adamlarının tanısı.
Silifke’de, Kaman’da sanatçı genleri, geniş ses aralıklı gırtlaklar… Kıbrıs, Girit, Aydın yöresinden gelen folklor değerleri, 100’e yakın Taşeli Ezgileri, uzun havalar, kırık havalar, zeybekler ve binlerce yıllık bir geçmişi olan Mengi ve Samahlar.
İşte Silifke, Taşeli kültürüne katkı sunmuş; Özcan Seyhan, Hüseyin Say, Felteş Dede, Topak Mustafa, Gırnatacı Halil, İsmail Çakkan ve onların çocukları ve torunları hala bu geleneği taşımaya devam ediyorlar. İşte bu yüzden Silifke’de bir müzik okulu açılmalı. Konservatuar, Sanat Lisesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, bu yörede yaşayan çocukları, gençleri alıp, onları sanat dünyasının içine bırakmalı.
Aşık Mahzuni nasıl buraların havasını ciğerlerine çekmişse, sanat ruhu coş olmuşsa, o Say Mahallesinin tarihi dokusu içinde yetişen, o inlerin önünde gırnata çalan, keman çalan ya da küçük davulunu çalan çocukların artık nota öğreneceği bir okula ihtiyacı var.
VEYSEL’E MEKTUP / AŞIK MAHZUNİ ŞERİF
Sen bu bahçelerden çok gelip geçtin
Dostlar seni unutur mu Veysel’im
Arılarla çiçeklerde inleştin
Dostlar seni unutur mu Veysel’im
Ne haktan incindin ne de incittin
Taş ile geleni gül ile ittin
Koyunu kurdunan güderek gittin
Dostlar seni unutur mu Veysel’im
Hak nurunu insanlarda aradın
Sabrı tarif ettin derde yaradın
Gönüllerde kaldın gözden ıradın
Dostlar seni unutur mu Veysel’im
Dopdoluydun gezdim dedin beyhuda
Bin göz vermiş sana Cenabı Hüda
Sen dostları unutmadın dünyada
Dostlar seni unutur mu Veysel’im
Kuru laf etmedin Mahzuni gibi
Gözünde berraktı deryanın dibi
Mustafa Kemal’in gerçek talibi
Dostlar seni unutur mu Veysel’im
“DOSTLAR BENİ HATIRLASIN “ / CELAL NECATİ ÜÇYILDIZ
“Dostlar beni hatırlasın.”
Hatırlıyoruz, hey Koca Veysel.
Hatırlıyoruz
Hatırlayacağız da.
Günlerce, aylarca, yıllarca…
Ve asırlarca.
Bir Yunus gibi, Pir Sultan gibi.
Bir Karaca Oğlan, Emrah gibi.
O sımsıcacık toprak kokan mısraların
Dost bağrı yanık, bir öykünün seslenişi.
O mısralarda içten.
Coşkulu, uyumlu ve berrak su gibi.
Güneş gibi, aydınlık yollar.
Hep onda fışkı, hep onda çığrışım…
Boz bulanık, ala karlı
Sivas’ın dağları Banaz ‘da
Asırlar önce Pir Sultan,
Pir Sultan diye ağlamıştı.
Şimdi o dağlar: Veysel Veysel’in şiirlerini yansıtıyor,
Yansıtıyor ağlayarak.
*25.3.1973 Silifke Lisesi’nde anma gününde yazıldı ve okundu.
KİRMEN
Celal Necati ÜÇYILDIZ
Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.