DOLAR
44,0876
EURO
51,0549
ALTIN
7.329,85
BIST
13.200,38
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Açık
19°C
Mersin
19°C
Açık
Perşembe Açık
20°C
Cuma Az Bulutlu
19°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
19°C
Pazar Hafif Yağmurlu
17°C

DİYABET GÖZ SAĞLIĞINI TEHDİT EDİYOR

DİYABET GÖZ SAĞLIĞINI TEHDİT EDİYOR
A+
A-

Türk Oftalmoloji Derneği (TOD), 14 Kasım Dünya Diyabet Günü ile ilgili yaptığı açıklamada diyabetin en çok görüldüğü Avrupa ülkesinin Türkiye olduğuna dikkat çekerek diyabetinin varlığından habersiz hastaların görme kaybı yaşama riski olduğunu açıkladı.
Türk Oftalmoloji Derneği Tıbbi Retina Birimi Başkanı Prof. Dr. Sibel Çalışkan Kadayıfçılar, ‘Dünya Diyabet Günü’ ile ilgili açıklamalarda bulundu. Diyabetin sinsi bir şekilde en çok zarar verdiği organlardan birinin göz olduğunu belirterek, diyabet hastalarının gözlerinden şikayetleri olmasa bile yılda en az bir kez göz doktoruna gitmeleri gerektiği konusunu vurguladı. Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) 2024 rakamlarına göre, Türkiye’de 20-79 yaş aralığında tespit edilen yaklaşık 7 milyon diyabet hastası bulunduğunu, bu rakamın toplam yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 16.5’ine denk geldiğini ve diyabet görülme oranının Avrupa ülkeleri içinde en yüksek Türkiye’de olduğunu ifade etti.

Kör kalma riski çok yüksek

Sibel Çalışkan Kadayıfçılar, diyabetin basit gelip geçici görme değişikliklerinden, kalıcı görme kaybına kadar geniş bir yelpazede gözlerimizi etkileyeceğini belirti. Diyabetli hastalarda kataraktın daha sık ve daha erken yaşta görüldüğünü ve bazı hastalarda çift görme şikayetine yol açabileceğini ifade etti. En ciddi sorunun ise görmeyi sağlayan retina tabakasında diyabetik retinopati adı verilen, kan damarlarında hasarlanma ve anormal yeni kan damarlarının oluşması ve bu damarlardan göz içine kanama sonucu görme kaybı gelişmesi olduğunu söyledi.

Diyabet göz açısından sinsi bir hastalık

Diyabetik makula ödemi ise diyabetik retinopatinin seyri sırasında herhangi bir zamanda zayıflayan damarlardan sızan kan ve sıvının makula adı verilen görme merkezinde birikmesidir bilgisini veren Kadayıfçılar şöyle devam etti: “Diyabet göz açısından sinsi bir hastalıktır. Kontrolsüz diyabette hastanın gözlük dereceleri hızla değişebilir. Hasta üç-dört ayda gözlüğünü değiştirme ihtiyacı duyuyorsa, kan şekerini kontrol etmek gereklidir. Erken yaşta katarakt yapabilir. Diyabetin süresi uzadıkça diyabetik retinopati nedeniyle görme kaybı riski de artar. Diyabete eşlik eden diğer risk faktörleri; yüksek tansiyon, yüksek kolesterol düzeyleri, obezite, böbrek hastalığı, kansızlık, uyku apnesi ve gebeliktir. Diyabetik makuler ödemin belirtileri ise bulanık görme, renkleri soluk görme, cisimlerin şekillerini ve boyutlarını farklı görme, düz çizgileri dalgalı ya da kesik görmedir. Diyabetik hastalarda görme bozukluğu ve kalıcı görme kaybına neden olabilen diyabetik makuler ödem, hastaların yaşam kalitesini belirgin şekilde bozar ve hem hastalığın kendisiyle hem de diyabetle başa çıkmayı zorlaştırır. Diyabetik makuler ödem özellikle üretken çağdaki insanlarda görüldüğünde hem bireyin kendisi hem de toplum açısından büyük bir yüke neden olmaktadır.”

Erken tanı hayati önem taşıyor

Prof. Dr. Sibel Çalışkan Kadayıfçılar hem dünyada hem de ülkemizde diyabetli hastaların yaklaşık yüzde 50’sinin tespit edilebildiğini, diyabet hastalarının birçoğunun göz muayenesi sırasında diyabet hastası olduğunu öğrendiğini sözlerine ekleyerek, “Her hastalıkta olduğu gibi diyabetik retinopati ve diyabetik makula ödeminde erken tanı ve erken başlanan tedavi büyük önem taşımaktadır. Erken tanı için diyabet hastalarının düzenli olarak göz muayenesine gitmesi gerekir. Göz bebeğini büyülterek yapılacak göz dibi muayenesi elzemdir. Tanıyı destekleyecek olan optik koherens tomografi ve gerektiğinde fundus floresein anjiografi gibi tetkiklerle retinopatinin derecesi saptanacak ve gerekirse tedavi başlanacaktır. Göz açısından tedaviye erken başlamak görme kaybını önleyebilir ve hatta görmeyi arttırabilir. Tedavide diyabetle ilişkili metabolik bozuklukların da düzeltilmesi önemlidir. Kan glukoz düzeylerinin, kan basıncının, serum lipidlerinin, kalp ve böbrek fonksiyonlarının mümkün olduğunca normal değerlerde tutulması amaçlanmalıdır. Bunun yanı sıra düzenli egzersiz, sigaradan uzak durma ve sağlıklı bir kiloda kalma ile pek çok risk faktörü değiştirilebilir” dedi.