Vakti zamanında, Toros Dağları’nın eteğinde, Göksu’nun sesinin geceyle karıştığı zamanlarda, kına geceleri yalnız eğlence sayılmazdı. Kına; kızın eline değil, kaderine yakılırdı. O gece ağlamayan gelinin evine bereket uğramaz, gülerek çıkan gelinin evi uğursuz olur derlerdi. Mut’ta, kavakların rüzgârla konuştuğu bir köy vardı. O köyde bir kız büyüdü; saçları iğde çiçeği...