DOLAR
32,2305
EURO
34,8596
ALTIN
2.422,52
BIST
10.792,53
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Az Bulutlu
25°C
Mersin
25°C
Az Bulutlu
Cumartesi Hafif Yağmurlu
25°C
Pazar Az Bulutlu
24°C
Pazartesi Açık
25°C
Salı Açık
26°C

KELCEKÖY

KELCEKÖY
20.04.2020
A+
A-

KELCEKÖY

Genel Bilgi

Köyün 2005 yılı nüfus sayımına göre 257’si kadın, 267’si erkek olmak üzere nüfusu 524; hane sayısı 170’dir. İl merkezine 170, ilçe merkezine 5 km uzaklıktadır. 1982 yılında kadastro çalışmaları tamamlanan köy, 3726 dönümdür.

Halkın ana geçim kaynağı tarım olup, kayısı ve zeytin üretimi yapılmaktadır. 2006 yılı sonu itibariyle yaklaşık 168 sığır, 67 koyun, 152 keçi, 5 at, 764 tavuk, 1 hindi ve 4 kaz mevcuttur.

Köyün, köy konağı, içme suyu, su deposu ve umumi WC’si ile 5 km asfalt yolu vardır.

 

KELCEKÖY – BEKİR ÇOBAN

Bizim Köyün, KELÇEKÖY’ümüzün Eski Unutulmayan Aileleri ÇINAR ve Dalları …..

Ömer Kiya ve Köyün Çocukları 

Bizim köyde çalışmak bir adetti eskiden, topraği ekmekti, topraktan ürün almak onların yaşamıydı. Hele hele tembellik nedir bilmezlerdi bile.

Bunu geçenlerde köyün kahvesine gittiğimde Ömer Kiya vardi, o anlatıverdi. Ömer Kiya 85 yaşlarında, döneminde 9 yıl askerlik yapmış Önce Diyarbekir, sonra Yemen’e gönderilmiş, ordan da tekrar Anadolu’ya Istanbul’a gelmiş. Askerliği bitincede köyüne geri dönüp 3 dönem muhtarlık yapmış. Kiya diye çağrılmasının nedenide budur, o dönemlerde muhtarlar Kiya diye çağrılırmış. Geldiğinde köyüne bebek bıraktığı çocuğu 10 yaşına basmış. Çocuklarını tanıyamamış, hali ile çocukları da babalarını bilememişler. Yıllar sonra bir adam geliyor ve bu senin baban deniyor. Alışmak kolay olmamış tabiii.

Neyse zaman geçmiş ve Ömer Kiya uzun yıllar ayrı kaldığı köyüne tekrar adapte olmuş. Giderken bıraktığı kaysı ve zeytin fideleri de çocuklari gibi kocaman oluvermişler.

Bizim Köy’de en iyi kaysı yetişir, bir o kadar da zeytin, incir, üzüm, nar ve elma. Dağlarda ise çukurçanak, melengiç, murt gibi yabani yetişen bitkiler bile insan sağlığına bire birdir. Kısaca bizim köyde her bişey yetişir. O kadar verimlidir ki topraklar, verdikçe verir. Sen istemesen bile verir. Hatta köyün çocukları oynarken karnı acıktığında yolda giderken muhakkak bir bahçeye dalar veya tarlaya girer, göz hakkı dediğimiz payını alır. Ama bazen göz hakkı fazlası da olur, o da yan ceplere doldurulur ki yolda yürürken yenmeye devam edilir.

Köyümün çocukları, o kadar mutlu ki onlarda hep üretmeyi bilirler. Çünkü anneleri, babaları tarafından öğretilmiştir. Üretmek onların bir parçası olmuştur. Oyuncaklarını bile kendileri yaparlar. Evela köyün çeşmesindeki hortum araklanır, çember yapılır sonra çemberi kavrayacak biçimde şekil verilmiş tel kamışa takılır düz yolda çevrilir. Hatta bazen yarışı bile yapılır. Yeterki canımız sıkılmasın köyde. Bir keresinde hatırlarım kahvehane sahibi Ramazanın eski arabasından çıkan lastik tekeri yürütmüştü Abdıraman, lastiğin içine suyu doldurmuş sağdan soldan, zeytinden koparılmış 2 uzun sopayı çaprazlamasına lastiğin içine sokup meydan’dan yokuş aşağı koşturarak teker çeviriyordu. Düsüp dizlerini ve avuç içlerini de parçalamiştı. Oyunlarımız uğruna neler yaşamadık ki, hepsi birer hatıra belleklerimizde.. 

Yaz aylarında hava sıcakmı sıcak olurdu, köyde o kadar bunalırdık ki mezarlığın altından geçen yoldan soğuk pınara inerdik. Pınarın hemen yanında da kocaman bir Çınar. Çınar ki ne çınar, her bir dalı tek kişilik döşek sanirsin. Boylu boyunca uzan ve uyu. Bazen tabi düştüğümüzde olurdu.. Düşer düşmez kafayı vurduğumuz yere baktığımızda akan pekmezi görünce koparırdık yaygarayı. Bugünlerde de berbere gittiğimizde saç kestirirken ortaya çıkan harita gibi çizimlerde ondandır. Bütün bunlar hep çocukluğumuzun anılarıdır. Anlat anlat bitiremezsin. 

Geçenlerde bizim Recebin kahvesinde Ömer Emmi (Kiya) oturmuş televizyon seyrederken çayını yudumluyordu. Bir taraftan da küfürü basıyordu izlediği haberlere.

“ Ne oldu Ömer emmi, kim kızdırdı seni? “ diye sorduk mu, başlardı söylenmeye. Siz yeterki sorun Ömer Emmiye, bir başladı mı ne anlatır bir bilseniz. Yaşayan tarih derim ben kendisine.. Ayaklı tarih, oturun karşısına bizim köyde ne oldu diye bir bir anlatsın. Birde öyle bir anlatımı vardır ki Ömer Emmi’nin sanki tekrar o günleri yaşar, hisseder ve hissettirir. Yanlış gördüklerine agzına geleni sayıverir. Yeter ki haksızlıkları tespit etsin, anında lafını söyler, kimseden esirgemez. 

Yalnız yaşar Ömer Emmi, eşi Dikici Hasan’in kızı Ayşe 20 yıl once onu yalnız bırakmış, göçüp gitmiş bu dünyadan. Arada bir ona da beni yalnız bıraktın buralarda diye söylenir ama, bilir ki olum Allahin emri, hemen tovbesini ceker.

Tövbe Tövbee, Tövbe Tövbeee… Ömer ÇETİN (Kiya) eşi Ayşe ÇETİN Kızı Şerife KOCA, Durmuş Ali ÇETİN Eşi Şadiye ÇETİN Çocukları Safiye ÇOBAN, Mehmet ÇETİN,Ayşe Özer,Osman ÇETİN, Sıdıka MOR ve Hasan ÇETİN.. Biz torunları ……

Bekir ÇOBAN – 22 Temmuz 2011

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.