Poyraz yeli esme bağrım eziktir,Yolum yurda gider etme yazıktır.Geçti yazım güzellerle yaylada,Şimdi kış mı bilmem hava bozuktur. Havalanmış turnalar da ötüşür,Yol almışlar sahillere yetişir.Eğlen gönül eğlen hava yatışır,Bulutların önü köşel çiziktir. Karac’oğlan der ki: Yolum Mardin’de,Kaldım şu karlı dağların ardında.Bir suna da bu mihricanın derdinde,Yıldız durur yerinde demir kazıktır. KARACAOĞLAN
Pınar nerde ceylanların?Nere gitti seyranların?Fani dünya da pek döngür,Belli nişan verenlerin. Höbek höbek oba yeri,Dağılmış hep dilberleri.Nice döndü bahtın geri,N’oldu yüce eyvanların? Seher yeli gelir geçer,Garip kuşlar konar göçer.Melül melül kumru öter,Boştur yeşil meydanların. Karac’oğlan der: Aç gözün,İzleri var gelin kızın.Kısası da budur sözün,Seni bilsin hayranların. KARACAOĞLAN
Paşam beni kara görme,Kara isem meyil verme.Ala göze siyah sürme,Çekilen kara değil mi? Kuzum bana etme gücü,Yüreğime olur acı.Ak gerdana zülüf ucu,Dokunan kara değil mi? Kırmızı gülün hindası,Melek simalı kendisi.Kabetullah’ın örtüsü,Örtülen kara değil mi? Karacaoğlan direnme,Okuyalım elif name.Ak kâğıda Hak kelamı,Yazılan kara değil mi? KARACAOĞLAN