DOLAR
8,4548
EURO
9,9713
ALTIN
483,77
BIST
1.427
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Gök Gürültülü
27°C
Mersin
27°C
Gök Gürültülü
Cuma Parçalı Bulutlu
31°C
Cumartesi Az Bulutlu
32°C
Pazar Az Bulutlu
32°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
32°C

2021’E 5 KALA

10.12.2020
0
A+
A-

Tarım üreticilerinin işi zor. Benim köyümde daha da zor. Paçasından akan yoksulluğu görenin içi yanar. Sağda solda küçük pınarları da içme suyu olarak alınınca, şartlar daha çetin hale gelmiş. Dünü nasılsa bu günü de aynı. Kurtuluşlarının tek çaresi Devlet Baba. Okuyarak kapağı atabilen hem kendini hem de geleceklerini kurtarıyor. Şimdi öğretmeni, avukatı, savcısı, hakimi, doktoru, ebesi ve hemşireleri var. Geri kalanlar, susuz tarım üretimine devam ediyor.

Ülkemin 42 bin köyü vardı .Şimdi kaç bilmiyorum. Hepsi mahalle olup gitti. Hepsinin derdi birbirini kovalar. Her mahalle sakini çetin şartlar altında yaşam mücadelesi veriyor. Amele, çiftçi, dar gelirli herkes; kazancının bir kısmını ihtiyaçlarına, bir kısmını da kefin parası olarak yastık altı yaparlar. Ölümüne sıkışmayınca bu birikimlerine dokunmazlar. Varoş yaşamında savurganlığa yer yok . Her aile birimkimleriyle bir üst noktaya, daha çağdaş bir yaşamı solumak için binecek bisiklet, motor, elden düşme taşıt arayışına girerler. Girdiler de. Uzun vadede akılları durduracak faizler ödeyerek başlarını sokacak derme çatma binalarda oturma şansını yakaladılar.

    Kolay olmadı bu işler. Mutlu yaşaması gereken yıllar bomboş geçti. İsteyerek bir kahkaha bile atamadan bu dünyadan göçüp gitti birçoğu. Kalanların saçları ağardı, yüzlerinde kıvrımlar oluştu. Her kıvrımın hikayesinden romanlar yazılacak kadar buruk geçen yıllar…

Bu güne kadar değişen ne? Tüm köyler (mahalleler) ne kadar değişebilir? Belki bir çok yerlerde değişimler yaşandı. Köy Meydanındaki toplu kullanılan çeşme evlere girdi. Keza elektrik, televizyon gibi teknoloji kullanımı arttı. Hala 25 kilometre uzaktan eşeğine heybeyi atıp güğümlerini su ile doldurup evlerine taşıyanlar yok değil.

Gece kondular da öyle. Geliştirilmiş teknolojiyi kullanacak ekonomik güce sahip değiliz. Milyonlarca evde yeterli televizyon yok. Teknolojik alt yapı olmayınca yalnız eğitim değil geleceğimiz çöktü. Küresel iklimin sopasını seller, depremler, doğa katliamı, kuraklıkla yiyoruz… Tüm bu korkuları yaşarken bir de insan kanını donduran pandemi… Çile, çile üstüne geliyor. Eski tüm alışkanlıkları bıraktık. Batırık, çiğköfte, kısır partileri yok. Çok sevdiklerini bile yemeğe ve çaya davet edemiyorsun. Ölümlere eskiden kader diyorduk. Kader olmaktan çıktı ölüm. Çok yakınında sinsice duruyor. Sonuç getirmeyen lokal tedbirlerle ölümlerin üstesinden gelinemeyeceği görüldü.

Tarih ezelden beridir boşuna mı yazmış? Hanedanlar yaşar, köleler, işçiler, üretim emekçileri ölür. Perde önünde timsah gözyaşı döken sermaye sahipleri, açıkça bizlerle oyun oynuyor. Oysa pandemi uyandırdı bizi. Uyurken bile vergi ödeyen bizler, vergilerin nerelere nasıl kullanıldığını, kimlerin af kapsamına alındığını gördükçe çıldırıyoruz. Bunca milyon dolarlar nasıl çizilir? Bizim yiyecek ekmeğimiz, içecek suyumuz yok.

Sokağa çıkma yasağı konulanlara bütçede verecek para yok. Her yıl gömlek bile değiştirmeyen halkımızın yöneticileri milyarları bulan sıfır araba değiştirirken para çok. Bizlere bakma. Kuru, yavan yeriz. Eti zaten sormayın. Master Şef sofralarında gördüğümüz yetmez mi? Yeterki ödediğimiz vergilerin % 85’ini tüketenler sağlıklı olsun, vitaminsiz kalmasınlar. Onlar veliinimetlerimiz, başkesenlerimiz… Onlar olmasa bizler ne yaparız?…

     Köyden, mahallelerden, kentlerden 2021 bütçesine geldik. Seneye, 250 milyar dolar açıkla başladığımızı ekranlarda gördük. Yıllık ödeyeceğimiz faiz 180 milyar, 300 milyar dolar yeni borçlanma. Biz 2021’e girmeden iflastayız. Eskiden çoraplarımızın ökçesi delinse, pantolon dizden parçalansa yamayla kurtarırdık. Bizim bütçenin delinmedik yeri kalmamış. İçinde bulunduğumuz şartlarda uygulanan ekonomik modelle Karadelik kapanmaz. Hepimiz şapkamızı çıkarıp önümüze koymalıyız. Çözümde birleşmek zorunda olduğumuzu görelim. Benim dediğim doğru inadı, bizleri faize, enflasyona, yok yurduna kondurdu. Kurtuluş ve çaresi var mı, var?

    Öncelikle: komşularımızla barışı, sıfır sorunu sağlamalıyız. İçte ve dışta güven. Sıkı bir ekonomik politika. Bu güne kadar yapılan özelleştirilen, üretim ve istihdam yaratan kuruluşları kamulaştırmak. İnsan hak ve özgürlükleri önündeki tüm engeller kaldırılmalı. İçte ve dışta güven temini mutlak gerçekleştirilmeli. Her şeyde şeffaflık ve LİYAKAT.

10.12.2020

Cemil COŞGUN

Yazarın Diğer Yazıları
REKLAM ALANI
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.