BİR: GÜNEŞ VE DÜNYA
Kimisi sanıyor ki, ya da bunu zerrecik bile düşünmüyor ki, güneş dönüyor; sabah doğuyor, akşam batıyor. Oysa tam tersine, dönen dünyadır; dönerken güneşi gören yüzü gündüz, görmeyen yüzü gecedir.
Bizim kuşak öğretmenler bunları ilkokulda deneyler yaparak anlatırdı öğrencilere.
Bunun adı da bilimsel eğitimdi.
Ne yazık ki şimdi okullar bilimsel eğitimden uzaklaştı, dinsel eğitime dayandı.
Bu yüzden de gün gün Ortadoğululaştık, ortaçağlaştık…
İsteniyor ki okullarda bilim olmasın, felsefe olmasın, fen olmasın, güneş mi dönüyor dünya mı, bilinmesin, güneş beyinleri ışıtmasın, çocukların/insanların beyni, dünyanın güneşi görmeyen yüzü gibi hep karanlık kalsın, kimse düşünmesin, sorup sorgulamasın…
İnansın, inançlı olsun yeter.
İşte bu yüzden tek kurtuluşumuz bilimsel ve laik eğitim.
İKİ: YAZAR VE KİTAP DUYARLILIĞI
Bu konuda Mut’u, Silifke’yi ve Anamur’u örnek veririm hep.
Yaşanılan somut örnekler var çünkü.
Bakın Anamur, üç dört ay aralıklarla iki kez yazar ve kitap şenliği, imza günleri yaptı.
Kitap ve yazar duyarlılığı konusunda Anamur’la Silifke birbirine daha yakın. Ne yazık ki Mut onlardan epeyce uzak.
Tabi bunun sosyal, kültürel ve denizsel nedenleri var.
Aslında yalnızca Mut böyle değil, tüm Türkiye böyle. Okuma oranımız çok düşük.
İsteniyor ki okumayan bir toplum olalım. Ne yazık ki biz de buna çok çabuk teslim oluyoruz.
Anamur’da gördüm, yazarlara poşet poşet kitap imzalatanlar vardı, kaç tane öğretmen sınıfını yazarlarla tanıştırmaya getirmişti…
Ama inanın ki Mut da tümüyle boş değil, Mut Çıtlık İmza Günlerinde gördüm, görüyorum, yazarlara kitap imzalatan, az da olsa poşet dolusu kitap alan duyarlı insanlar var.
Şimdi kalkıp da bütün Türkiye böyleyken kim ne diyebilir ki Mut’taki başta öğretmenlere, savunmanlara, sağlıkçılara, eczacılara, mimarlara, mühendislere, muhasebecilere, iş insanlarına…
Oysa bir toplum yazarını, sanatçısını, kitabı önemsemiyorsa, bu duyarlılıkta değilse, inanın ki o toplum hiçbir sorununu sağlıklı çözemez, karanlıktan kurtulamaz.
Ben yine de ortaya kendimi seriyorum. 25 bin lira emekli maaşım var. (Ön lisansı bitirmediğim için benim emekli maaşım düşük) Yıllık 300 bin lira yapar bu. Evim kira değil. Bir yılda bu 300 bin liranın 500/1000 lirasını kitaba niye ayıramam ki, ya da ayırmıyorum ki?.. Eğer bunu yapmıyorsam toplumsal olumsuzluklara, kara cehalete söz söyleme hakkım nasıl olsun ki!?..
Kitap okumak, inanın ki insanın kendisine yaptığı en büyük yatırımdır.
Sevgiyle, sağlıkla, kitapla, duyarlılıkla, saybanla…