
ADLİ YIL BAŞLADI
Yargıda toplu izin kullanımı anlamına gelen ve 20 Temmuz’da başlayıp 43 gün süren adli tatil, 1 Eylül itibarıyla sona erdi. Adli Yılın başlaması nedeniyle, Mersin Barosu Mut Temsilciliği’nce Atatürk Anıtına çelenk konuldu ve basın açıklaması yapıldı. Mersin Barosu Mut Temsilcisi Av. Mehmet Türkmen, yargı ve avukatlık mesleğinin sorunlarına değinerek, “Hukuk ve adalet toplumun ortak güvencesidir. Hukuk devleti; bağımsız ve tarafsız bir yargı ile özgür, etkin ve güçlü bir savunma makamının varlığıyla mümkündür” dedi.
Mersin Barosu Mut Temsilciliği, 2026-2027 Adli Yıl açılışı nedeniyle tören düzenledi. Hükümet Caddesi üzerinde bulunan Atatürk Anıtında düzenlenen törene, Mersin Barosu Mut Temsilcisi Av. Mehmet Türkmen ve baroya kayıtlı avukatlar katıldı. Mersin Barosu Mut Temsilcisi Av. Mehmet Türkmen’in Atatürk Anıtı’na çelenk koyması ile başlayan törende, saygı duruşunda bulunuldu ve basın açıklaması yapıldı.
“YARGI VE SAVUNMANIN, BASKI VE MÜDAHALELERLE KARŞI KARŞIYA BIRAKILDIĞI BİR SÜREÇTEN GEÇİYORUZ”
Mersin Barosu Mut Temsilcisi Av. Mehmet Türkmen, açıklamasında, hukuk ve adaletin toplumun ortak güvencesi olduğuna vurgu yaparak, “Yeni adli yılın başlangıcında, yargının kurucu unsurlarından biri olan savunmanın temsilcileri olarak; mesleğin onurunun, kişi hak ve özgürlüklerinin, hukukun üstünlüğünün ve adil yargılanma hakkının korunmasının yaşamsal önemini bir kez daha kamuoyuna hatırlatma sorumluluğundayız” dedi.
Hukuk devletinin; bağımsız ve tarafsız bir yargı ile özgür, etkin ve güçlü bir savunma makamının varlığıyla mümkün olduğunu söyleyen Mut Baro Temsilcisi Türkmen, “Ancak bugün, yargı bağımsızlığına yönelik ciddi sorunların yaşandığı ve savunma makamının çeşitli baskı ve müdahalelerle karşı karşıya bırakıldığı bir süreçten geçiyoruz. Yürütmenin yargı süreçleri üzerindeki etkisinin artması, yargı kararlarının uygulanmasında yaşanan sorunlar ve ölçüsüz tutuklama uygulamaları, yurttaşların hukuka ve adalete duyduğu güveni ciddi biçimde zedelemektedir. Tutuklama tedbirinin istisnai bir koruma tedbiri olmaktan çıkarılarak adeta bir cezalandırma aracına dönüştürüldüğü bir tabloyla karşı karşıyayız” şeklinde konuştu.
“GECİKEN YARGILAMALAR, TOPLUMUN ADALETE OLAN GÜVENİNİ ZEDELEMEKTEDİR”
Yargılamaların makul sürede sonuçlandırılamamasının, yargının en temel sorunlarından biri olduğunu belirten Türkmen, şunları söyledi: “Özellikle Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde uzun süredir sonuçlanmayı bekleyen dosyalar, hak arama özgürlüğünün etkin kullanılmasını güçleştirmekte; geciken yargılamalar, yalnızca taraflar bakımından değil, toplumun adalete ve hukuk sistemine duyduğu güven bakımından da ciddi sonuçlar doğurmaktadır. Adaletin gecikmesi, çoğu zaman adaletin etkinliğini ve anlamını zedelemektedir. Yargıya duyulan güvenin güçlendirilmesinin yolu, bağımsız ve tarafsız bir yargının yanı sıra, öngörülebilir, etkin ve makul sürede sonuçlanan bir yargılama sisteminden geçmektedir. Yargıtay ve istinaf incelemelerinde dosyaların yıllarca beklemesi, hak arayan vatandaşın adalete erişimini fiilen zorlaştırmamalıdır.”
“SAVUNMANIN VE TOPLUMSAL MUHALEFETİN CEZALANDIRILMASI, ASLINDA ADALETİN YARGILANMASIDIR”
Türkmen, yeni Adli Yıldan temel hedef ve beklentilerini ise şöyle sıraladı: “Yargının iş yükünü azaltacak yapısal çözümlerin hayata geçirilmesi, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılması ve her şeyden önemlisi, vatandaşın adaletin zamanında ve eşit şekilde tecelli edeceğine olan güveninin yeniden güçlendirilmesi olmalıdır. Çünkü hukuk devletinin en güçlü teminatı, yalnızca adaletin varlığı değil, adaletin zamanında gerçekleşmesidir. Yalnızca mesleğini ve görevini yerine getiren avukatlar değil; gazeteciler, seçilmiş belediye başkanları ve demokratik ve anayasal haklarını kullanan gençlerimiz de gözaltı ve tutuklama tedbirleriyle karşı karşıya bırakılmakta, bu uygulamalar hukuk devleti ve kişi hak ve özgürlükleri bakımından ciddi endişelere yol açmaktadır. Savunmanın ve toplumsal muhalefetin cezalandırılması, aslında adaletin yargılanmasıdır.”
“YARGISAL MÜDAHALELER, HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNÜN KORUNMASI BAKIMINDAN CİDDİ BİR TEHDİT OLUŞTURMAKTADIR”
Baroların bağımsızlığına yönelik yargısal müdahalelerin yalnızca baroların yönetim yapısına ilişkin bir mesele olarak değerlendirilemeyeceğini söyleyen Türkmen, “Bu müdahaleler, savunma hakkının ve hukukun üstünlüğünün korunması bakımından da ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Baroların mesleki ve toplumsal konularda görüşlerini özgürce ifade etmeleri nedeniyle hedef alınması ve yönetimlerine müdahalede bulunulması, demokratik hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmamaktadır” dedi.
Meslektaşlarının, mesleklerini özgürce ve güven içinde yerine getirmelerini engelleyen baskıların yanı sıra, giderek ağırlaşan ekonomik koşullar ve mesleğe yönelik saldırılar nedeniyle de ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu dile getiren Türkmen, “Avukatların ekonomik ve mesleki güvencelerinin zayıflatılması, savunma makamının etkinliğini doğrudan etkilemekte; savunmanın güçsüzleşmesi ise adil yargılanma hakkının hayata geçirilmesini güçleştirmektedir” ifadelerini kullandı.
“NİTELİKLİ HUKUK EĞİTİMİNİN SAĞLANMASINA YÖNELİK KALICI DÜZENLEMELERİN HAYATA GEÇİRİLMESİ GEREKMEKTEDİR”
Mesleki sorunlara değinen Baro Temsilcisi Türkmen, şöyle konuştu: “Plansız ve ihtiyaç analizinden uzak biçimde artırılan hukuk fakülteleri ve kontenjanların, hukuk eğitiminin niteliği ve mesleğin geleceği açısından önemli bir sorun oluşturduğunu her fırsatta dile getirmiş olmamız, bu konuda Türkiye Barolar Birliği ve barolarla iş birliği içerisinde gerekli kurumsal girişimler yapmamız ses getirmiştir. Devlet üniversiteleri ve vakıf üniversitelerindeki kontenjanların azaltılmasını ve hukuk fakültelerine girişte başarı sıralamasının yükseltilmesini olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyoruz; ancak bunun yeterli olmadığını düşünüyoruz. Nitelikli hukuk eğitiminin sağlanmasına yönelik kalıcı düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerekmektedir. Avukata yönelik artan şiddetin son bulması, serbest çalışan avukatların iş alanlarının genişletilmesi, bağlı çalışan avukatlar için mesleğin onuruna uygun bir ücret rejimi oluşturulması, stajyer avukatlara destek sağlanması, kamu avukatlarının özlük haklarının düzenlenmesi, zorunlu müdafilik ödemelerinin artırılması ve adli yardım ödeneğinin yükseltilmesi hayati önem taşımaktadır. Türkiye Barolar Birliği’nin ve baroların ısrarlı taleplerini içeren bu düzenlemelerin yalnızca meslek için değil, toplumun adalete erişim hakkı için de kritik önemde olduğunu hatırlatıyoruz.”
“YENİ ADLİ YIL, BÜTÜN YURTTAŞLARIN ADALET MÜCADELESİNİN YILI OLMALIDIR”
Yeni Adli Yılın, yalnızca yargının kurucu unsurları olan avukat, hakim ve savcıların değil, bütün yurttaşların adalet mücadelesinin yılı olması gerektiğini ifade eden Türkmen, “Yeni adli yılın; bağımsız yargının güçlendiği, baroların özerkliğinin güvence altına alındığı, yargı mensuplarının ve toplumun tüm kesimlerinin adaletle buluştuğu bir yıl olmasını diliyoruz” temennisinde bulundu.
Bugünün ayrıca 1 Eylül Dünya Barış Günü olduğunu anımsatan Mersin Barosu Mut Temsilcisi Av. Mehmet Türkmen, basın açıklamasını, “Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Yurtta Sulh, Cihanda Sulh’ sözünü rehber alan bir mesleğin mensupları olarak, bu evrensel vizyonu kararlılıkla savunduğumuzu bir kez daha belirtiyor, silahların sustuğu, tüm coğrafyalarda kalıcı barışın ve adaletin hüküm sürdüğü bir dünya temenni ediyoruz” diyerek tamamladı.
Adli Yıl açılış töreni, basın açıklamasının ardında toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
Mehmet Gürbüz