DOLAR
49,6918
EURO
55,7233
ALTIN
6.384,76
BIST
11.116,99
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Açık
25°C
Mersin
25°C
Açık
Pazartesi Çok Bulutlu
26°C
Salı Hafif Yağmurlu
23°C
Çarşamba Yağmurlu
24°C
Perşembe Yağmurlu
20°C

Seval KADIOĞLU

HAYATA VE İNSANA DAİR

    BAŞARIYA SIKIŞAN ÇOCUKLUK

    Çocuklar, sonu görünmeyen uzun bir yarış pistinde koşuyor. Biz yetişkinler ise onları çoğu zaman bir çocuk gibi değil, sürekli bitiş çizgisine yetişmesi gereken yarışçı gibi görüyoruz.

    Sürekli birileri ile kıyaslıyoruz. Niyetler iyi olsa da, “Hadi artık, daha yüksek puan almalısın, daha başarılı ol, en iyisi ol” sözlerini dilimizden eksik etmiyoruz.

    Aslında bu çocuklar sadece pistte koşturmuyor, sırtlarında görünmez çantalar da taşıyorlar. Peki bu çantanın içinde neler var? Ailelerin beklentileri, sürekli birileri ile yapılan kıyaslamalar, hayal kırıklıkları, tükenmişlikler ve yaşanamayan çocukluk…

    Yapılan kıyaslamalarla örnek olmak isterken, aslında çocuklarımızı ne kadar yetersiz hissettirdiğimizi görmüyoruz. Akademik kaygı ile hareket edilerek çocuklarımıza yıllar sonra dahi unutamayacakları izler bırakıyoruz.

    Başarı çıtasını yükseltmenin, mutlu bir çocuk yetiştirmek ile aynı şey olmadığının ne kadar farkındayız? Bugün gururla sosyal medyada paylaştığımız başarı madalyalarının, birincilik belgelerinin arkasında yarım kalmış bir çocukluk yok mu? Bedeli çocukluk olan bir başarı, gerçekten bir başarı sayılır mı? Peki kazanan kim?

    Çocukların temel ihtiyacı çantalarına görünmez yükler koyarak ağırlaştırmak değil; omuzlarındaki bu ağır yükü bir nebze de olsa hafifletmektir. Çocukların en temel ihtiyacı koşulsuz kabul edilmek, sevilmek, anlaşılmak, duygularının fark edilmesidir. Hata yapsa da, başarısız olsa da onu seven, sarıp sarmalayan bir ailesinin olduğunu bilmektir.

    Bu çocukların mutlu olması için sen ne kadarını yapıyorsun peki? Okul öncesi dönemden itibaren başlayan mükemmel olsun başarılı olsun telaşı çocuklarımızın çocukluklarını yaşamaya engel olmuyor mu sizce de?

    Ailenin, okulun, çevrenin sürekli başarı beklentisi içerisinde olması, daha fazlasını istemesi, hataya sıfır tolerans ile yaklaşılması ve hatta bazı ilişki örüntülerinde sevginin başarı ile ilişkilendirilmesi çocuğun ruh sağlığına ve gelişimsel sürecini zedeleyen unsurlar olduğunu zihnimize kazımak gerekir.

    Ebeveynler olarak “çocuğu başarıya mı hazırlıyoruz yoksa hayata mı?” sorusunu unutmamamız dileğiyle…

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.