DOLAR
43,7402
EURO
51,9082
ALTIN
7.028,50
BIST
14.146,50
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Yağmurlu
16°C
Mersin
16°C
Yağmurlu
Cumartesi Az Bulutlu
18°C
Pazar Parçalı Bulutlu
19°C
Pazartesi Çok Bulutlu
21°C
Salı Hafif Yağmurlu
18°C

Nihat MUSTUL

YAZARIN KALEMİNDEN

    ANTEP / 1

    Yıllardır Mut’ta kar özlemi çekiyorduk. Bir duyduk ki Antep’e kar yağacak! Torunumuz, çocuklarımız, bir de kar; bir adımda bin metreyle ver elini Antep…
    Gelirken, yıllar önce Mut’a yağan üç karı düşündüm. Birincisi 1990’lı yılların başıydı, Kelceköy’de öğretmendim, öyle bir kar yağmıştı ki okula gidememiştik. İkincisinin tarihini tam bilemiyorum, Mut’un içine yine öyle bir kar yağmıştı ki, bata çıka bata çıka evimizden, ara yollardan Topsahası’na kadar gidip gelmiştim. Üçüncüsü 26 Aralık 2021’di ki, bu daha çok dağlara yağmış ve Mut Çıtlık Doğa Grubu olarak Dandı’da kar yürüyüşü yapmıştık.
    İşte bu coşkulara uzak kalmıştık yıllardır.
    En başta her şeyi içine alan bir sınıf çatışması, dolaysıyla bunun yaşamın her alanına yansıması; sömürü, korku, iş kaygısı, hak hukuk, yozlaşma… Bu yüzden kimisinin her şeyden çekinmesi, korkması, bir şeyleri görmemesi, duymaması, ortalıkta görünmemesi, kimisinin zorunlu ya da bilinçlice bir çay içecek bile zamanının bulunmaması, kimisininse inadına haklıyı ve güzeli sahiplenmesi, görmesi, duyması… Ama şu da kaçınılmaz ki, büyük ozanın söylediği gibi çiçekler/ güller koparılmakla ve de görülmezlikle/ sahiplenilmezlikle ilkbahar engellenemez. Oysa bu görmenin ya da görmemenin içinde binlerce psikoloji var, anlayana.
    Ve Antep öylesine büyük bir şehir ki, (kent diyemiyorum) içine bu kadar sözden sonra girebiliyorum ancak. Aslında bütün şehirler böyle, iki anayüz’lü. Hele hele Antep daha bir Ortadoğu şehri.
    Yine de Anteplileri en iyi anlatanlar Antepliler: “Herkes yaşamak için yer, bizse yemek için yaşarık. Biz yedi gün çalışırık, çalıştığımızı bir gün yerik!”
    Gelirken otobanda iki yerde kilometrelerce araç kuyruğu çilesi çektik, yol onarımından o da, üstelik birisi tünelde başladı.
    Yoğun bir his yağıyor alçalmış gökyüzünden gözlerime ve yüreğime şimdiden, dağlardan ve her yerden gelen, doğanın en yumuşacık sesi kulaklarımda, bugünden. Ve hepsi mırıldanıyor, “Yukarıyla aranız burada da iyi”!
    Bir anda bir sorumluluk bir sorumluluk içimde, içimi patlatacak! “Bizim yüzümüzden bu dünyanın, bu doğanın başına gelenler hep.” Arkasından ayağa kalkıyor bir yanım, dikiliyor dimdik, “Senin ne suçun var, bunu yapanlar anamalcılar, talancılar. Senin kusurun olsa olsa, bunlarla yeterince “çay içememek”!

    Dört gündür doya doya kar yürüyüşü yapıyorum, çocuk gibiyim.
    Manava uğradım; elma 80-170, armut 150, ayva 200, limon 100, portakal 40, salatalık 125…
    Daha Antep’in çarşılarına inemedim…
    Dönerken çıtlık kahvesi getireceğim, büyük bir çıtlık ağacının altında MUT ÇITLIK olarak çıtlık kahvesi içeceğiz.

    Sevgiyle, sağlıkla, saybanla…

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.