ÇARE BİLİMDE

Ülke cayır cayır yanıyor. Ekonomik, kültürel ve siyasi… Gören var mı diye sorunca; duymak istediğimiz yanıtı almak zor. Ülkemizde gündem ışık hızı, yetişemiyoruz. Daha dün İzmir’de HDP binasına bir manyak tarafından baskın düzenlendi. Bir güzel parti çalışanı kızımız katledildi. 12 Eylül öncesi de benzer olaylar tırmanmış her mahallede karanlık güçler toplumu ikiye bölerek amaçlarına koşuyorlardı. Üniversitelerde öğrenciler kasıtlı olarak sağ sol çatışmalarına itildi. Her gün kavgalar çatışmalar… Halk bıktırıldı. Gün geldi halk da kutuplaştı. Alevi, Sünni, Kürt, Ermeni, Hıristiyan… Arkasından Çorum, Sivas derken millet iyice bunaldı. Hiç kimse evinde rahat uyuyamaz duruma gelmişti. Patlamaya ramak kalmış; her şey bir kıvılcıma bağlıydı. Artık ihtilalin tüm ayakları tamamlanmıştır. İşte 12 Eylül böyle geldi.
Benzer oyunlar bu gün de katmerli biçimde oynanıyor. Sınır Komşularımızın hiçbiriyle dost olduğumuz söylenemez. İçimiz yetmiyor gibi sınırlarımız Amerikan üsleriyle örüldü.
İçte meydan okuma dışta el avuç ovalama. ABD burnumuzun dibinde YPG’ye tırlar dolusu silahlar veriyor, 150 bin kişiyi askeri eğitimden geçiriyor, Adaları Lozan dışı Yunan silahlandırıyor, kilisesini, okulunu açıyor tındığımız yok. Bu kadar uyku, umursamazlık yetmez mi? ABD isteklerini gıdım gıdım sıralıyor. Önce papaz dedi verdik. S 400 olamaz dediler evet dedik. F 35 hakkımızı gasp ettiler yine… Adamlar yatak odamıza kadar girmişler. Kendileri Afganistan’dan çekiliyor bizi çıkarlarını korumak için bekçi bırakıyor. Yarın başımıza hangi belaları saracağımız bu günden belli.
Nato’ya üye devletler toplantısı sonrası BİDEN ve PUTİN 4 saat başbaşa ne konuştular? Kısaca Ortadoğu’yu paylaştılar. Ortak amaçları Ortadoğu’da küçük küçük devletler oluşturmak. Güçlü kalkınmış devletlerin olmasını her ikisi de istemiyor. Her devlet; devletler arası ilişkilerini kendi çıkarlarına uygun dizayn ederler.
19 yıldır uygulanan hatalı iç ve dış politikalar yüzünden tüm kazanımlarımızı kaybettik. Devlet olarak dostumuz kalmadı. Komşularımızla bile ilkeli bir dostluk kuramadık. Tümüyle kavgalıyız. Kurulan dostluklar zor kazanılır ama kolay kaybedilir. Biz öyle yaptık.
Bir çürümüşlüğün içindeyiz. Neresinden tutarsan eline geliyor. Tedavi reçetesini “MİLLETÇE” yazacağımız günler yakın. Hiçbir şey sanıldığı kadar kolay olmayacak.
Beni üzen yerden yere vuran tek öfke EĞİTİM. Sökük yamanır, ister ferdi, ister milli olsun borç ödenir. Yağlı yavan, yer açlığınızı ötelersiniz. Ama eğitim? Sonraya bırakılacak bir ortaoyunu değil. Yalnız kendinizle değil dünya ile yarışıyorsunuz. Pandemi eğitimin bahanesi olamaz, olmamalıydı. Milyonlarca öğrencimiz internet erişimine, -tablet ve bilgisayardan yoksun kalmıştır. Çocuklarımızın bu eğitim açığının sorumlusu kim? Amacımız suçlu aramak değil; bu açık kapanacak mı? Bizim üniversitemize girip doktor, mühendis olmak için emek üstüne emek veren çocuklarımız beklerken; Katarlı, Suriyeli Öğrenciler aynı okullara sınavsız kayıt yaptırsınlar. Ne güzel değil mi? Bu gidişin sonu ülkemizde Suriyeli, Katarlı Vali, Kaymakam, Belediye Başkanları çıkarsa şaşmayalım.
Daha bugünden tarım alarm veriyor. Mazot, gübre ve ilaç fiatları çıldırmış, üreticilerin alım gücü yok. Yılın kurak gitmiş olması başka dert. Çoğu üretici ekim alanlarından ürün bile alamayacak. Çoluk çocuk ekmek, su, urba ister. Açlık; pekçok ülkeyi tepeden tırnağa içinde biz de olmak üzere sarmış. Devlet erkanımız 20 milyon aç beslemekten söz ediyor. Utanmamız gerekirken adeta övünüyoruz. Buna asgari ücret altında maaş alan emeklimizi de ekleyecek olursak, asıl erimişliği o zaman göreceksiniz. Bu duruma bakarsanız ülke nüfusunun yarısı aç bir ülke olduğumuzu göreceksiniz.
Yaşam hep böyle yoksul olarak mı sürecek? Böyle yarı aç yarı tok yaşamak bize kader mi edildi? Milyonları bulan üniversite mezunları sokaklarda sefilleri oynuyor. Tek nedeni her konuda olduğu gibi hatalı değil uygulanan yanlış, tutarsız politikalardır.
Başta da ifade etmeye çalıştığım gibi içine düştüğümüz bataklıktan çıkmanın yolu bilim, teknoloji, uygulanabilir akılcı politikarla olacaktır.
CEMİL COŞGUN 22.06.2021






Bizim üniversitemize girip doktor, mühendis olmak için emek üstüne emek veren çocuklarımız beklerken; Katarlı, Suriyeli Öğrenciler aynı okullara sınavsız kayıt yaptırsınlar. Ne güzel değil mi? Bu gidişin sonu ülkemizde Suriyeli, Katarlı Vali, Kaymakam, Belediye Başkanları çıkarsa şaşmayalım.”
Yalan haber olduğunu sağır sultan dahi duydu ama sayın yazarın dünyadan haberi yok anlaşılan. Sanal ortamda yazar olmak için insan biraz kendini yeniler, neler olup bitiyor bir bakar.
Yok eğer bu tür yalan haberleri mahsus yazıyorsa; atalarımızın deyişi ile: “Kendi çalar, kendi oynar.”
Çok bilmiş Mustafa ORHAN Bey, Reisiniz Sedat Peker’in açıklamaları için ne diyorsunuz?