Ülkemizde, yaklaşık 2,5 milyon memur emeklisi, 3 milyon BAĞ-KUR emeklisi ve 10,5 milyon SSK emeklisi olmak üzere toplam 16 milyon emekli var. Ve 1,6 çalışana bir emekli düşüyor. Son 40 yılda emeklilik yaşı konusundaki popülist politikalar ve son olarak EYT uygulaması ile emekliler çıkmaz sokağa girmiş durumdadır. Geçmiş yıllarda emeklilik sisteminde, emekli aleyhine yapılan değişiklikler; enflasyonu karşılamayan zamlar ile SGK’nın giderleri artarken gelirlerinin yeterince artmaması mevcut tabloyu ortaya çıkarmıştır.
Bu gerçek ortadayken “ev genci” olarak ifade edilen; okumayan, çalışmayan, iş aramayan ve ailesinin imkanları ile yaşayan 4,6 Milyon insan kitlesinin olduğu ifade edilmektedir. Diğer taraftan evliliklerin azalması ve doğurganlık oranının düşmesi, çalışan iş gücü aleyhine gelişen bir tablodur. Artık gelecek yıllarda dış ülkelerden iş gücü getirilebileceği konuşulmaktadır. Bütün bunlar emeklilik sisteminin işlevini kaybettiğinin ve çıkmaz sokağa girdiğinin işaretidir.
Üzerinde durulması gereken bir başka husus da sistemin (sistemsizliğin) kendi içinde adaletsiz olmasıdır. BAĞ-KUR ve SSK emeklilerinde prim gün sayısı ve miktarının neredeyse anlamı kalmamıştır. Konu, en düşük emekli maaşı ve asgari ücret üzerinden konuşulur olmuştur. Geçmişte daha iyi durumda olduğu kabul edilen memur emeklisi maaşı da asgari ücretin altında kalmıştır. 3600 gün prim ödeyen bir SSK emeklisi ile 35- 40 yıl çalışan ve 14000 gün prim ödeyen bir 657 emeklisi mühendisin maaşı farkı olması gerekenin çok altındadır. Ayrıca kariyer meslek gruplarından olan mühendisler, zaman içerisinde dengi mesleklerin gerisinde kalırken, diğer memur emeklileri onlarla aynı düzeye getirilmiştir. Yani ülke kalkınmasının motor gücü olan mühendisler yıllar içerisinde göz ardı edilmiştir.
Sistem neresinden tutarsan elinde kalmaktadır. Bu yetersizliğin ve adaletsizliğin sonu hayra alamet değildir.
Ülkenin gündemini “Terörsüz Türkiye” çağrısı ile seçime 3 yıl varken cumhurbaşkanı adaylığı tartışması doldurmuş ve emeklinin hali unutulmuş görünmektedir. Bayram ikramiyesinin de beklenen düzeyde olmayacağı çıkan cılız seslerden anlaşılmaktadır.
Her seçim arifesinde, diğer yıllara göre bir miktar fazla artış yaparak sorun çözülmez. Radikal ve kalıcı tedbirlere ihtiyaç duyulmaktadır. Muhalefet olmanın konforu içinde, bir çözüm formülü ortaya koymadan, desteksiz atışlarla da sorun çözülmez.
Maalesef bu konuda iktidar gereğini yapmazken, muhalefet de güven vermemektedir.
Ülke olarak elbette çok sorunlarımız, sıkıntılarımız var ama hiçbir mazeret başarının yerini tutmaz.
Çıkmaz sokaktan kurtulmanın bir yolunu bulmak zorundayız. Hadi bakalım!
MehmetAkpınar
Mut, 070325