Karşıda Mollağmat Hasan. Öküzden süt sağmış sanki; kayalıkların ve çalılıkların arasını adım adım, basamak basamak, oya işler gibi bahçe yapmış. Kayısı, incir, nar, ayva, armut, bağ, ceviz, avar…
Aramız 50 metre var yok, ama aramızdaki kayaların derinliği yaklaşık 200 metre. Daha kısa anlatımla, uzaklığımız 50 derinliğimiz 200 metre.
Benden yönün yukarısı Pamuklu köyü, aşağısı Dere köyü. Mollağmat Hasan’sa karşıdaki Narlı köyünden.
Aslında araştırmaya ya da sormaya hiç gerek yok, görmeye gerek var. Kesinlikle kendisi köyün en çalışkanlarından birisi. Kayalıklardan yarattığı oyaya bakarak söylüyorum bunu. Belki de birincisi. Kayalıkların arasını nasıl güle dönüştürdüğü bunun kanıtı.
Ben Dere’den Pamuklu’ya gidiyorum. Düz bir bahçede 100 emek varsa, bunun bahçesinde 100 bin emek var. Bunun yargıcı ya da hakemi gözlerimiz. Bu yüzden kim tanımaz ki Mollağmat Hasan’ı, emek ödüllüm kahramanı!
Gözüm ille de bal incirlerde, bir de anam babam ayvasında. İkisi de dallarda sapsarı. Ama o “iyi kap” diye bağırarak 4 tane yeşil ceviz atıyor karşıdan karşıya. Ne yapayım, ben de 40 tane “sağ ol” attım kendisine.
+++
İletişim çağında olsak da, taa İstanbul’a varıp seninle görüşemeden geri gelmek neye benziyor biliyor musun? Etini sütünü, yağını yoğurdunu, peynirini pekmezini, bulgurunu bulamacını hazırlayıp da beş dakika gecikmeyle treni kaçırıp, on gün sonra kalkacak olan tireni beklemeye benziyor.
+++
Daha yeni bir bebek güneş
Giderek çocuk, yetişkin
Giderek dede nine
Ve adım adım yeniden çocuk, yeniden bebek
Aslında güneş bir insan
İnsan bir güneş
İkisi de ağaç
Ağaç ikisi de
Ve her şey hepsi
Hepsi her şey…
Dönüyor dünya
Dönüyor yaşam
Sevgiyle, sağlıkla, yeni yıl dilekleriyle, saybanla…