Nazım Bursa Hapishanesindedir. Denetleyici gelir hapishaneye. Nazım’ın orada olduğunu öğrenince, merak eder Nazım’ı, çağırtır odasına. Nazım kapıyı çalarak girer içeriye:
“Buyurun, beni çağırmışsınız.”
Denetici beş on saniye bakar Nazım’a:
“Gördüm, tamam, gidebilirsin.”
Nazım, 5-10 metre gider ki, birden geri döner, kapıyı yeniden çalar:
“Ömer Hayyam’ı tanır mısınız siz?”
Tanımaz olur muyum, bütün dünya tanır onu.”
“Peki onun dönemindeki İran şahını?”
“Nerden bileyim onu!”
Nazım döner gider.
Denetici pot kırdığını anlar. Özür dilemek için Nazım’ı yeniden çağırır. Ama Nazım gelmez.
+++
Yazar değil ama yazarların kitabını eşekle köy köy dağıtan Ürgüplü kütüphaneci. Onu Ürgüp halkı hiç unutmaz, hatta “Eşekli Kütüphaneci” diye anıtını bile yapar. Ama Ürgüp kaymakamları kimdir, unutulur gider.
+++
Yazarları/şairleri, onların imza masalarını yok sayanlar, görmeyenler, görmezlikten gelenler, herkesten söz edip de onlardan bir tek bile söz etmeyenler, günler yıllar geçecek, ne yazık ki sizler unutulup gideceksiniz ama o yazarlar yazdıkları kitaplarla yıllar ve yıllar hep yaşayacaklar. İnanın ki böyle…