Bugünkü şairimiz Ali Yüce, Hataylı. İsterseniz kendi diliyle kendisini tanıyalım önce:
Bu arada Hatay’ın bilgesi Duran Yaşar, Ali Yüce’yle ilgili iki kitap gönderdi bana. Birisinin yazarı kendisi, birisinin hazırlayanı. Sağ olasın diyorum ben de kendisine.
“On sekiz yaşıma dek köyde çobanlık, ırgatlık yaptım. Keçileri kurt boğdu, kötü söz yedim, sille yedim. Bir kilo unluk için sabahtan akşama dek sırtımda taş çektim. ….. Bir hasır parçasının üstünde başladı öğrenimim. Öte dünyayı karış karış dolaştım. Hatay Fransızlardan kurtarıldığı zaman Atatürk’ü öğrendim. ….. Yeni abc ile köyümde açılan Gece Mektebinde tanıştım. ….. Hocadan doyasıya falaka yedim. Öte dünyadan kaçıp bu dünyaya ayakbastım. Köy Enstitüsüne köyden kaçarak girdim ve bu girişim dünyaya gerçek gözlerimi açışım oldu…”
ŞİMDİ ONUN ŞİİRLERİNDEN TADIMLIKLAR:
Dilimin uygarlığıdır şiir
Sevmek gönlümün uygarlığı
Nice öldürürseniz ölmem
Çiçekli ve kuşlu bir havada
Toprağa kahkaha dolmuşum…
***
İki Müslüman asker
Allah Allah diyerek cephede
Birbirini öldürse
Hangisi şehit olur Tanrım
Cehennemde hangisini yakarsın
Senin işin zor vallahi Tanrım
***
Ben ulusumun halkımın oğlu
Mustafa Kemal Atatürk
Savaşta asker barışta öğretmen
Okulumuz halk okulu
Dersimiz bağımsızlık efendiler
En güzel dersimiz bağımsızlık
Anladık mı efendiler
***
Yanar Ali Yüce’m
Yanar ışıtır
Işıtır abovv…
***
Sen ne biçim uygarlıksın
Parmağın tetiğe yapışık
Sevgiyle, sağlıkla, şiirle, saybanla…