Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Az Bulutlu
21°C
Mersin
21°C
Az Bulutlu
Cuma Hafif Yağmurlu
22°C
Cumartesi Yağmurlu
18°C
Pazar Hafif Yağmurlu
16°C
Pazartesi Yağmurlu
15°C

Nihat MUSTUL

YAZARIN KALEMİNDEN

    KÜÇÜCÜK YAŞAM KESİTLERİ / 30

    Not: Burada anlatılanların hiçbirisi kurgu değildir.

    “Tanıdığım bir akrabam var. Adı Ali. Yıllardır ceviz, sumak, nohut, yerfıstığı gibi kuru yiyecekler alıp satar. Özellikle de köylerden alır bunları. Ne olduysa heveslendim bu akrabama, ben de başladım bu işe.
    Cevizi bol olan birbirine yakın üç köy var. Ortadaki köy de onun köyü. İkimiz de ilçede oturuyoruz. Bindim aracıma, birinci köye vardım önce. “Ceviz 3 lira” dedim köylülere. Dört çuval ceviz aldım. Arkasından geldim bunun köyüne. Bu da oralardaymış, benim de geldiğimi duymuş. “Ali 3,5 liradan aldı” diye vermedi köylüler. Ne yapayım, ben de “3,5” dedim. İki çuval da oradan aldım.
    Üçüncü köye bir geldim ki, bizim akraba 4 liraya çıkarmış cevizi. Benim ceviz alıp satma işim de böylece bittiiii!..”
    +++
    “İlkokulu bitirdim. “Yoksuluz, seni okutamam” dedi babam. Tanıdığımız bir terzi vardı, onun yanına çırak verdi beni. Başladım terzinin yanında çalışmaya…
    Ustam kahveye çok giderdi, oyuncu birisiydi, yıktı mı güler yüzle gelir, yıkıldı mı suratı asık olurdu.
    Soğuk bir kış günüydü. Bir ilkokul öğrencisi dükkânın penceresine dayanmış, camı kıracakmış gibi cama sürtünüp duruyordu. Dışarı çıkıp çocuğa bir iki bağırıp çağırdım. Tam o sırada da usta gelmesin mi! Suratı asık, belli ki yenilmiş, “Çocukla uğraşmak yakışır mı sana” diyerek iki tokat yapıştırdı suratıma.
    Ertesi sabah yine aynı saatte evden çıktım. Öğleye doğru usta evimize varmış, evde de annem varmış:
    “Muhammet gelmedi bugün, bir durum mu var?”
    “Yoo, sabah gittiydi!”
    Akşam aynı saatte eve vardım. Annem sordu, dükkânda olduğumu söyledim. Sen misin işe gitmeyen, sen misin yalan söyleyen, iki tokat birinden iki tokat birinden, dört tokat da annemden yedim.
    Diyeceğim o ki, ertesi yıl ortaokula başlattılar beni.”
    +++
    İsmail’in kayısı bahçesi vardır. Kayısı budatmaktadır. Budayıcılar da Çivi Köyündendir. Bir ara şunu anlatır budayıcının birisi:
    “Taa geçenlerde anamı getirdim köyden. Köyde tek başına, yaşı da epeyce var. On gün olmadan “Ben gidecem” diye tutturdu durdu! “Yahu ana, rahatın iyi değil mi? Bir ay bari kal!”
    “Yok guzum yok, ölen çok burda. Moralim bozuluyor burda benim, ben gidecem!”
    Gitti kadın, durduramadık!”

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.