DOLAR
32,7876
EURO
35,0929
ALTIN
2.459,68
BIST
10.471,32
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Az Bulutlu
30°C
Mersin
30°C
Az Bulutlu
Pazartesi Açık
30°C
Salı Açık
32°C
Çarşamba Az Bulutlu
31°C
Perşembe Az Bulutlu
31°C

TEKİRALANI’NDA CEM OLMAK

Biz hep Türkmeniz dediler
İlmik, ilmik çul ördüler.
Ala karlı boz ardıçlı
Çadırlarda göründüler. (*)

Uzuncaburç’tan aşağı dikilince ilk molayı tarihi Olba kentinde verdik. Gün ışırken resimler çekildi. Geçmiş tarihte yüz binlerce kişinin yaşadığı, uygarlıklar çizdiği bir kent. Asırlar önce Aksuat su kanalını yapmışlar. Bu kentin insanları aşağılarda, yerleşim yerlerine kadar su götürmüşler. İşte tarihin buluşma noktasından az ilerde Tekir Alanı denilen bir yere vardık. Üç köy burada cem olmuş. Yani toplanmışlar. Kahveleri, fırınları, lokantaları var. İnternet hizmeti veren iki bakkalı, bir camisi var. Yaz kış burada Örenköy, Seydili, Şahmurlu köylüleri bir araya geliyorlar. Ürünler burada pazarlanıyor.
İşte asırlar önce giden sulama kanalından sulu tarıma yıllar önce geçmişler. Bu yetmemiş sulama birlikler kurmuşlar. Üç köyün gücü birleşince Lemas çayı üstüne su tribünü kurmuşlar. Borularla suyu iki yüz, üç yüz metre yukarı çıkarıp Tekir alanına salıvermişler.
Domates, biber, salatalık, taze fasulye, elma, şeftali bahçeleri kurulmuş. Keçi, koyun sürülerinin arkasından koşmayı bırakmışlar. Kırmızı toprağı eşeleyip cennet yaratmışlar. Yıllarca narenciye toplama giden insanlar, kendi tarlalarını cennete çevirmişler.
Tekir Alanında bir araya gelen üç köyün ürettiği ürünleri pazarlamak üzere bir firma gelmiş paketleme fabrikası kurmuş. Yüzlerce işçi çalışmış. Ürünler paketlenmiş dış pazara gitmiş. Üretici memnun. Ama fabrika yönetimi kendi içinde yanlış uygulamaları sunucu iflas etmişler. Fabrika binalarını bir tarikat grubu kurs binası yapmak üzere satın almış, üretim yerine başka amaca hizmet verecek.
Seydili Köyünde yeterli öğrenci var. Uzuncaburç İlköğretim okuluna taşımalı gidiyor. Seydili okuluna kavuşmak istiyor. Ama bütün mevzuat onların okul açmasını engelliyor. Sanki bir el okul açılmasın. Çocuklar başka yerlerde eğitim alsın diyor. Seydili ilköğretim okulu açılırsa, üç köy öğretmenine kavuşacak. Tekir Alanı sohbetleri daha güzel olacak.
1975 yılında Örenköy, Kızılgeçit Köylerinde vekil öğretmenlik yaptığım dönemde bu sohbetleri çok iyi biliyorum. O dönemde Yahya Emmi, Kubul Hacı ve Sarı Memet çok güzel sohbetlerimiz olurdu. Örenköy okulunun bahçesinden aşağılara Kızılgeçit’e bakarken sohbetlerde konuştuğumuz konuları Sarı Memet (Mehmet Uysal) 20-30 yıl süre yaptığı muhtarlık döneminde komşu köyleri ile el ele vermiş. Tekir Alanı ovasını cennete çevirmişler.
İşte orada Yedi Kardeşler söylencesini derlemiştim.
Şimdi Tekir Alanında cem olan üç köy domates şenliği düzenlemek istiyor. Ürettikleri domatesi daha da tanıtmak, pazarlama sorunlarını çözmek istiyorlar. Türkmen geleneklerini yörük çadırlarında göstermek istiyorlar. Çulfalıkları, Istarları tekrar kurup, ala çullarını, kızıl alalarını, ala çuvallarını tekrar dokumak istiyorlar.
Yani Tekir Alanı sorunlarını biliyor. Çözmeye kararlı, inançlı. Ama kadrolar eksik.
Öğretmenlere, aydınlara ihtiyaçları var. Ali Uysallar gelip köylerine sahip çıkmalı.
O Karacaoğlan sevdasını Tekir Alanı sevdası ile birleştirmeli. Şenlik alanı, sahnesi hazır. Bir araya gelip karar verecekler. Onlar emeklerini sergileyecekler. Üretmenin zevkini tadacaklar. Domatesin alı moru, kızıl alanın ala heybenin renk cümbüşü sevdaları dile getirecek. Karaca Oğlan onların gönlünde, Yedi Kardeşler söylencesi onların yüreklerinde, taşları tahta çivilerle bezeyip, yol eylemek. Sonra uzakta olan amaçlarına ulaşmak. Zorları yene yene.
(*) 1975 yılında Örenköy İlkokulunda öğrencilerle birlikte yazdığımız şiir ve türkümüzün bir kıtası.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.