DOLAR
46,0408
EURO
53,0791
ALTIN
6.409,16
BIST
13.694,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Parçalı Bulutlu
27°C
Mersin
27°C
Parçalı Bulutlu
Pazartesi Az Bulutlu
28°C
Salı Çok Bulutlu
28°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
28°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
28°C

İbrahim ARI

YAŞAMDAN İZLER

    İŞİ EHLİNE VERİN!

    Liyakat, liyakat, liyakat…

    Her yaz mevsimiyle birlikte ciğerlerimiz yanıyor…
    Ormanlarımız cayır cayır yanarken, ekran başından çaresizce izliyoruz. Karadan ve havadan müdahaleler çoğu zaman yetersiz kalıyor. Ve ne yazık ki bu eksiklik sadece doğayı değil, insan hayatını da tehdit ediyor. Bu yangınların dumanı sadece gökyüzünü değil, vicdanlarımızı da kaplıyor.

    Günlerdir içimde dönüp duran bir kelime var: Liyakat.
    Evet, belki kulağa kuru bir bürokrasi terimi gibi geliyor ama inanın bana, bugün yaşadığımız pek çok sorunun arka planında bu tek kelimelik eksiklik yatıyor.

    Liyakat, yani işi ehline vermek…
    O işin gerektirdiği bilgiye, tecrübeye ve yetkinliğe sahip insanlara görev vermek. Basit ama hayati bir ilke. Türk Dil Kurumu’na göre “bir kimsenin kendisine iş verilmeye uygunluğu” anlamına geliyor. Ancak uygulamada ne kadar yer bulduğu tartışılır.

    Sadece orman yangınlarında değil; ekonomide, eğitimde, sağlıkta, belediyecilikte, hatta sporda bile aynı sorunu yaşıyoruz. Bir kurumun başına getirilen kişinin neyi bildiğinden çok, kimin tanıdığı olduğu sorgulanıyor. Eğitim sistemi her yıl değişiyor, çünkü gelen her yönetici kendi izini bırakma derdinde. Ekonomide kararlar rasyonel değil, siyasi yakınlıkla atanmış kadroların insafına kalmış durumda.

    Peki sonuç ne oluyor?

    Yönetemeyen yöneticiler, öğretmeyen öğretim sistemleri, çözemeyen çözümler ve tükenen toplumlar…

    Liyakatsizlik sadece o kurumu çökertmiyor, toplumun adalet duygusunu da zedeliyor. İşini bilen değil, yandaş olan, tanıdığı olan kazanıyorsa, gençlerin motivasyonu düşer, nitelikli bireyler başka ülkelere göç etmeye başlar. Oysa tam tersine, bir görev liyakatli bir kişiye verildiğinde hem kurum işler, hem de halk güven duyar.

    Özellikle kriz anlarında; örneğin bir yangında, bir ekonomik sarsıntıda, bir sağlık krizinde, kimlerin görev başında olduğu hayati hale gelir. Deneyimsiz bir el, felaketi büyütür. Ehliyetli bir yönetici ise çözüm üretir.

    Evet, bazen çok karmaşık görünen sorunların çözümü oldukça sade bir ilkeye dayanır: İşi ehline verin.

    Liyakat sadece bir erdem değil, aynı zamanda bir kalkınma modeli, bir istikrar reçetesi, hatta bir adalet ölçüsüdür. Eğer geleceğimizi gerçekten düşünüyorsak, çocuklarımıza yaşanabilir bir ülke bırakmak istiyorsak, bu ilkeye sarılmalıyız.

    Çünkü unutmayalım: Eş-dostla, yandaşla sistem yürümez; liyakatle yürür.

    Yazarın Diğer Yazıları