Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Yağmurlu
13°C
Mersin
13°C
Yağmurlu
Salı Hafif Yağmurlu
13°C
Çarşamba Az Bulutlu
11°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
12°C
Cuma Az Bulutlu
13°C

Ali UYSAL

ÖYKÜLERİYLE KARACAOĞLAN ŞİİRLERİ

    KARACAOĞLAN KARA ÇALILAR İÇİNDE

    A+
    A-

    Şu Yüce Dağların Karı Eridi
    Sel Oldu Gidelim De Bizim Ellere
    Yaylamızı Lale Sümbül Bürüdü
    Gel Oldu Gidelim De Bizim Ellere

    Nazlı Olur Güzellerin Eyisi
    Deli Gönül Güzellerin Delisi
    Gayrı Bizim Elin Kara Çalısı
    Gül Oldu Gidelim De Bizim Ellere

    Karacaoğlan Der Ki Gelir Yazları
    Güzel Kimden Aldın Sen Bu Nazları
    Ananın Babanın Acı Sözleri
    Bal Oldu Gidelim De Bizim Ellere

    Kara çalıyı tanır mısınız sevgili okurlar? Tüm özellikleriyle tanıdığınızı sanmıyorum. Tanımanız için o çalılar içine palazınızın ya da oğlağınızın kaçması gerek. Siz de peşinden koşacaksınız. Karaçalının dikenleri ayaklarınıza batacak. Bacaklarınızı kanatacak. Şalvarınızı yırtacak.
    Bunlar da yetmez tanımanız için: Gurbete düşmeye görün. Köyünüzün özlemiyle yanar tutuşursunuz. Her şeyini öyle bir özlersiniz ki; ama ille de o kara çalılar. En iyisi bu özlemi o büyüleyici anlatımıyla Karacaoğlan’a bırakalım:

    Nazlı Olur Güzellerin Eyisi
    Deli Gönül Güzellerin Delisi
    Gayrı Bizim Elin Kara Çalısı
    Gül oldu gidelim bizim ellere

    Karaçalılar içinde mor menekşeler biter. Bugünkü parklarda görülen hercai sözcüğüyle anlatılanlara hiç bezemez. Uzaklardan duyulur kokusu. Ne kokudur ama! Yeryüzünde onu anlatabilecek bir dil yoktur; ancak yaşanabilir.
    İşte beş yüz yıl önce zamanın elimizden ve gönlümüzden çekip alamadığı Karacaoğlan bu karaçalılar arasında yaşadı. Ayağının basmadığı toprak, değmediği taş kalmadı Toros Dağları üstünde.
    Dolaşmak, gezmek, yeni yerler görmek Karacaoğlan’ın yaşam biçimidir. Yine bir gün karaçalılar arasında gezinirken hoş bir koku duyumsar. Uzun uzun soluyarak kokunun yönünü bulmaya çalışır, bulur da! Kokudan yana yürümeye başlar. Yürüdükçe yol kısalır, koku yoğunlaşır.
    Çok geçmeden kara çalıların birinin içinde menekşelerle kucaklaşır. Menekşeler sere serpe yayılmıştır çalıların içine. Tümünün de boynu eğridir. Doyumsuz güzelliği bir süre seyreder. Burnu menekşelerin kokusuna, gözleri güzelliklerine, beyni de anlamına odaklanır.
    Bu duyguyu anlatmadan duramaz ölümsüz ozan. Anlatım aracı da her zaman söz ve saz. Alır sazı eline. Menekşenin baygın kokusuyla birlikte yanık bir ses yayılır çevreye. Yolunuz bir gün o ellere düşerse menekşe kokusuyla karışık o sesi duyar gibi olursunuz.

    KADİR MEVLÂM SENİ ÖĞMÜŞ YARATMIŞ

    Kadir Mevlâm seni öğmüş yaratmış,
    Çiçekler içinde birdir menekşe.
    Bitersin güllerin harı içinde,
    Korkarım yüzüne batar menekşe.

    Yaz gelir de, heveslenir bitersin,
    Güz gelince başın alır gidersin.
    Yavru niçin boynun eğri tutarsın?
    Senin derdin benden beter menekşe.

    Senin meskenindir kayalar sengi,
    Kokusu menekşe, güldür irengi.
    Aradım dünyayı, bulunmaz dengi,
    Güzel yatağında biter menekşe.

    Bakmaz mısın Karac’oğlan halına?
    Garip bülbül konmuş gülün dalına.
    Kadrin bilmeyenler alır eline,
    Onun için eğri biter menekşe.

    Öyküleriyle Karacaoğlan Şiirleri

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.