DOLAR
45,5447
EURO
53,0655
ALTIN
6.675,87
BIST
14.369,13
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Parçalı Bulutlu
23°C
Mersin
23°C
Parçalı Bulutlu
Cumartesi Parçalı Bulutlu
23°C
Pazar Parçalı Bulutlu
24°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
24°C
Salı Parçalı Bulutlu
24°C

Ali UYSAL

ÖYKÜLERİYLE KARACAOĞLAN ŞİİRLERİ

    DÜN GECE DÜN GECE GÖRDÜM DÜŞÜMDE – ALİ UYSAL

    Çukurova, Bulgar Dağı, Silifke, Mut yörelerine bahar gelmiştir. Karlar erimeye, çiğdem, sümbül, menekşe açılıp boy göstermeye, kuşlar cıvıldaşmaya, ağaçlar tomurcuklanıp patlamaya başlamıştır.
    Doğanın bu yapıya ulaşması Yörük obalarının sahilden yaylaya göçlerinin başladığının göstergesydi. Çullar, çuvallar, heybeler gözden geçirilirdi. Develerin havutları onarılırdı. Ses tonlarına göre çanlar hazırlanırdı.
    Hazırlık tamam olunca göç yola çıkardı. Eşine az rastlanan bir yaşam biçimiydi bu göçler. En görkemli deve en önde olurdu. Bu deveyi çekme hakkı obanın en güzel kızınındı. Develerin arkasında keçiler, koyunlar karışık biçimde yerlerini alırdı. Kimi zaman Yörük gençleri atlara binip koşturarak çalım da satarlardı. Bu biçimde göç günlerce uzayabilirdi. Bu süre yaylanın uzaklığıyla ölçülüydü.
    Onlardan biri Karacaoğlan şiirlerinde, türkülerinde bu göçleri yeterince anlatmıştır. Obanın, öndeki görkemli deveyi çekip giden en güzel kızı ölümsüz ozanın sevgilisi olurdu çoğu zaman.

    Havayı da deli gönül havayı
    Ay doğmadan şavkı tutmuş ovayı
    Türkmen kızı katarlamış mayayı
    Çekip gider bir gözleri sürmeli

    Kara çalılar arasında dolaşıyordu Karacaoğlan. Böylesine dolaşmak çiçeklerin kokusunu içine çekmek, kuşların sesini dinlemek hem en büyük zevk hem de esin kaynağı idi.
    Uzaktan bir lümbürdek sesi duydu. Bir Yörük göçü imiydi bu. Zeynep’in obasının göçü olabilir miydi? Zeynep’e sevdalıydı. Hemen sesin geldiği yana yöneldi. Hızlıca yürümeye başladı.
    Kişileri seçebilecek kadar yaklaştı katara. Baş deveyi çeken kızı inceledi. Zeynep değildi. Düş kırıklığına uğramıştı. Hiç kimseye seslenmeden çekip gitti.
    O gece uykusu bölük pörçük oldu hep. Düşler içinde çalkalandı durdu. Gözü yumuluverse Zeynep dikiliyordu karşısına. Ya oğlak suluyordu ya katarın önündeki deveyi çekiyordu.
    Çalkantılar içinde bir gecenin sabahında her zamanki gibi yine doğanın kucağına attı kendini. Geceleyin uykusunu bölen düşlerini ve tüm varlığını saran Zeynep’in sevdasını salıverdi Toros Dağlarının taşına toprağına:

    Dün gece, dün gece gördüm düşümde,
    Göçün çekmiş, gider ili Zeynep’in.
    İnci, mercan gibi ufak dişinde,
    Tatlı tatlı söyler dili Zeynep’in.

    Zeynep pek küçüktür, hâlden bilmiyor,
    Ün eyledim, hiç yanıma gelmiyor.
    Göz görüp de gönül karar kılmıyor,
    Aştı üstümüzden yolu Zeynep’in.

    Yaz gelip de meyveleri yetmemiş,
    Şeyda bülbül konup figan etmemiş,
    Bahçesinde mor menekşe bitmemiş,
    Açılmış goncası, gülü Zeynep’in.

    Sabah olur, seher yeli estirir,
    Siyah zülfü mah yüzünde gezdirir.
    Zalim engel yâri bize küstürür,
    Dolansın boynuma kolu Zeynep’in.

    Bahar olup, seher yeli esti mi?
    Zeynep bizim ile kadem bastı mı?
    Acep bizden umudunu kesti mi?
    Karac’oğlan olsun kulu Zeynep’in.

    Öyküleriyle Karacaoğlan Şiirleri – Ali Uysal

    Yazarın Diğer Yazıları