DOLAR
43,2642
EURO
50,8626
ALTIN
6.764,00
BIST
12.851,49
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Hafif Yağmurlu
10°C
Mersin
10°C
Hafif Yağmurlu
Cuma Parçalı Bulutlu
12°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
11°C
Pazar Az Bulutlu
14°C
Pazartesi Az Bulutlu
17°C

Ali UYSAL

ÖYKÜLERİYLE KARACAOĞLAN ŞİİRLERİ

    ŞU YALAN DÜNYAYA GELDİM GELELİ – ALİ UYSAL

    A+
    A-

    Yaşam, boşa geçirilmemsi, içinin doldurulması, dolu dolu yaşanması gereken bir armağandır kişiye. Karacaoğlan bu armağana hiç ihanet etmemiştir. Kusursuz olarak hakkını vermiştir: Mevlana’nın deyimiyle “her gün bir yerden göçmüş, her gün bir yere konmuş, bulanmadan, donmadan akıp gitmiştir. ”Dilediği dala konmuş, dilediği çiçeği koklamıştır.
    Böylesi bir yaşam, ömrü olumlu yönde etkiler. Karacaoğlan bu nedenle uzun yaşamıştır. Ne var ki her başlangıcın bir de sonu vardır. Bu son yaklaştığında Karacaoğlan durumun ayırdında olamamıştır. Seksen doksan yaşlarında bile başında gençlik çağının kavak yelleri esip durmuştur. Hatta on beş yaşında bir kız emmi dediğinde “Bir kız bana emmi dedi neyleyim!” diye çığlık atmıştır.
    Oysa yaşamın doğal akışını, doğal yasalarını hiçbir güç değiştiremezdi. Karacaoğlan da bu kurala boyun eğmek zorunda kaldı. Duygularında, düşüncelerinde, yaşam biçiminde belirgin değişimler görülmeye başladı. Yaşamının bu dönemi Karacaoğlan’a yakışmıyordu. Yaşam çizgisinde yürüyüşü Onunla örtüşmüyordu.
    İyimser olmayan düşüncelerle yürüyordu Mut yöresinde. Kolunda helkeleri Yörük kızları geçiyordu yanından yöresinden. Kimileri de yayık yayıyordu. Oğlak, keçi melemeleri birbirine karışıyordu. Toros Dağlarının eski etkileri nerelerdeydi şimdi!
    Böylesi düşler içindeyken uzun geçen ömrünü sorgulamaya başladı: ”İşte geldim gidiyorum. Yaşamla çok sorunum olmadı. tüm davam kızlarla, güzellerle.”
    Bir ağacın dibine kurulup bir türkü çalıp söyledi:

    Karacaoğlan der ki hazeller ile
    Döküldü yaprağım gazeller ile
    Bir davamız kaldı güzeller ile
    Ancak davamızı Mevla’m aralar.

    Bu türkü içindekileri dökmeye yetmemişti. Ömür boyu yaşadığı mutlulukları, çektiği çileleri düşündü. Şerit gibi geldi geçti gözlerinin önünden yaşantısı. Yüreğinin acılarla kaplı bölümünü türkülere dökmeyi diledi canı. Duygularla dolup taştığı böylesi anlarda zorlanmazdı hiç. Türküler saçılıverirdi çevreye. Saz da eşlik ederdi sesine. Telli saz sanki kendiliğinden öterdi; iş düşürmezdi Karacaoğlan’a:

    ŞU YALAN DÜNYAYA GELDİM GELELİ

    Şu yalan dünyaya geldim geleli
    Tas tas içtim ağuları, sağ iken
    Kahbe felek vermez benim muradım
    Viran oldum, mor sünbüllü bağ iken

    Aradılar, bir tenhada buldular
    Yaslandılar, şıvgalarım kırdılar
    Yaz bahar ayında bir od verdiler
    Yandım gittim, ala karlı dağ iken

    Farımaz da deli gönlüm farımaz
    Akar gözlerimin yaşı kurumaz
    Şimden geri benim hükmüm yürümez
    Azil oldum, güzellere bey iken

    Karac’oğlan der ki, bakın geline
    Ömrümün yarısı gitti talana
    Sual eylen bizden evvel gelene
    Kim var imiş, biz burada yoğ iken

    ÖYKÜLERİYLE KARACAOĞLAN ŞİİRLERİ – ALİ UYSAL

    Yazarın Diğer Yazıları