DOLAR
45,3671
EURO
53,4688
ALTIN
6.895,00
BIST
15.133,54
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Parçalı Bulutlu
26°C
Mersin
26°C
Parçalı Bulutlu
Pazar Parçalı Bulutlu
25°C
Pazartesi Az Bulutlu
24°C
Salı Parçalı Bulutlu
23°C
Çarşamba Az Bulutlu
23°C

Ali UYSAL

ÖYKÜLERİYLE KARACAOĞLAN ŞİİRLERİ

    SUNAYI DA DELİ GÖNÜ SUNAYI – ALİ UYSAL

    Öyküleriyle Karacaoğlan Şiirleri – Ali Uysal

    Yüreği hep dalgalı olurdu. Coşardı, taşardı, kırılırdı, gücenirdi. Çok zor olurdu o yüreği durgun görmek.
    Yine bir gün sevgilisiyle atışmıştı. Gönlünü kırmıştı sevgili. Yüreği ve beyni bulanmıştı. Böylesi durumlarda can yoldaşı sazını vurduğu gibi omzuna düşerdi yollara. Bu gidişin çoğu zaman hedefi olmazdı. Gezip dolaşmak, yeni yerler görmek dinlendirirdi deli gönlünü. Önüne nere gelirse o yöne doğru yol alırdı. Bu kez de öyle yaptı:
    Torosları aşıp Niğde, Bor, Kayseri, Hasan Dağı, Konya; Karaman dolaştı durdu. Yeni güzeller, güzellikler gördü. Hiçbirinin yanından kayıtsızca geçip gitmedi. Saz çalıp türkü söyledi her birine.
    Gönül dünyasında kımıldayıp duran bir güzel vardı. Kim olduğun bilmiyordu. Onu hiç görmemişti. Ne var ki içinde salınıp duruyordu. Yalnızca gözlerinin ala olduğunu biliyordu. Her güzeli tepeden tırnağa inceliyordu. ”Acep ala gözlüsü bu mu ola?” Az sonra anlıyordu o olmadığını.
    Bir yol güney illerine yöneldi. Yüreği kıpır kıprdı; iç dünyası fıkır fıkırdı. Ayrılık acısı da kor gibi içini yakmaya başladı. İçini boşaltmak istedi sazının tellerine:

    Mardin’den de Karacaoğlan Mardin’den
    Çeken bilir ayrılğın derdinden
    Koçhisar’dan Hasan Dağı’n ardından
    Acep gezsem ala gözlüm varmola

    Sıla özlemi içini kasıp kavurmaya başladı. Çok güzeller görmüştü; ama aklı fikri Yörük kızlarındaydı. Yayık yayan, helkesi kolunda suya giden, uzaklardan yörükçe ile oğlakları, keçileri çağıran Yörük kızlarında. Ne dolaşıp duruyordu bu sarp dağlarda! Bir hoş türküyle paylaştı duygularını:

    Gönül ne gezersin sarp kayalarda
    İniver aşağı yola gidelim
    Bir güzel sevmeyle gönül eğlenmez
    Güzeli çok olan ile gidelim

    Nereydi güzeli çok olan il? O biliyordu: Bolkar dağları, Çukurova, Mut yöresi, çevirdi yolunu oralara. Çok özlemişti memleketini; ananın, babanın acı sözleri bal, sılasının karaçalıları gül olmuştu. Deli poyraz gibi, coşkun sular gibi uçtu gitti Toros dağlarından yana.
    Şimdi Silifke ile Mara arasında dolaşıp durmaya başladı. İlkbaharın eşsiz günlerinden biriydi. Bir de Yörük göçüne rastlamaz mı! Sarı keçili Yörükleri Ağlıca yöresindeki kışlaklarından yaylalarına gidiyorlardı. Katarın önünde dünya güzeli bir Yörük kızı vardı. Bu görünüm bir türküyle değerlendirilmeliydi:

    Sunayı da deli gönül sunayı
    ben yoluna terk eyledim sılayı
    armağan gönderdim telli turnayı
    iner gider bir gözleri sürmeli

    Sabahtan uğradım yarin yurduna
    dayanılmaz firkatine derdine
    yıkılası karlı dağın ardına
    aşar gider bir gözleri sürmeli

    Ateş yanmayınca duman mı tüter
    ak gerdan üstünde çimen mi biter
    vakti gelmeyince bülbül mü öter
    öter gider bir gözleri sürmeli

    Karacaoğlan kapınıza kul gibi
    gönül küsüverse ince kıl gibi
    seherde açılmış gonca gül gibi
    kokar gider bir gözleri sürmeli

    Öyküleriyle Karacaoğlan Şiirleri – Ali Uysal

    Yazarın Diğer Yazıları