DOLAR
44,6144
EURO
52,4639
ALTIN
6.812,73
BIST
14.073,79
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Hafif Yağmurlu
18°C
Mersin
18°C
Hafif Yağmurlu
Pazartesi Parçalı Bulutlu
18°C
Salı Çok Bulutlu
20°C
Çarşamba Çok Bulutlu
23°C
Perşembe Az Bulutlu
26°C

Ali UYSAL

ÖYKÜLERİYLE KARACAOĞLAN ŞİİRLERİ

    ELÂ GÖZLERİNİ SEVDİĞİM DİLBER – ALİ UYSAL

    Öyküleriyle Karacaoğlan Şiirleri – Ali UYSAL

    Yatıp kalktığı kara çadırdan uzaklardaydı. Doymak bilmeyen bir iç dünyası vardı. Her canlıyı sever, her sesi dinler, her çiçeği koklar yine de doyuma ulaşamazdı bir türlü.

    Varlığıyla cenkleşerek çıkmıştı evinden. Yörüklerin dünyasında dolaşmaya başlamıştı. Keçi, oğlak melemeleri, gıldırak, gildirek sesleri, çiçeklerin kokuşu, kuşların ötüşü bambaşka bir alemdi o dağların üstü.

    Derken değişik bir ses çaldı kulağını: Diiş, diiiş! Yörük kızlarının oğlak çağırışıydı bu ün. Oğlaklar mıydı çağrılan, başka birileri miydi? Bir belirsizlik olurdu hep bu seste.

    Sesin geldiği yana yöneldi. Çok geçmedi bir bozağacın dibindeydi. Ağacın başında bir Yörük kızı. İki çatal arasına oturmuş tahrayla dal kesiyordu. Kesip aşağı oğlaklara atıyordu. Onlar da kıyır kıyır sesler çıkararak iştahla yiyorlardı.

    Kızı tanıdı. Birkaç hafta önce görüp tanıdığı Döne’ydi. Yanıkmıştı da ona. Aslında biraz da Döne’ye kavuşurum umuduyla çıkmıştı çadırından. Aralarında şöyle bir konuşma geçti:

    — Tanıdım seni; Döne’sin sen.
    — Bunca sevgilinin içinden nahıl (nasıl) tanıyabildin beni?
    — Sen başkasın; unutulmazsın.
    – Bana ne söylemek istersen ordan söyle! Sazınla, sesinle. Ben de bozağacın başından dinlemek istiyorum.

    İstediği tam da buydu; Aklınla bin yaşa Döne. Hemen çöktü bir kayanın üstüne. Her zaman olduğu gibi can yoldaşı sazını okşadı. Tellerini denedi. Koyuverdi sesini boşluğa:

    Elâ gözlerini sevdiğim dilber
    Göster cemalini, görmeğe geldim
    Şeftalini derde derman dediler
    Gerçek mi sevdiğim sormaya geldim

    Gündüz hayallerim, gece düşlerim
    Uyandıkça ağlamağa başlarım
    Sevdiğim üstünde uçan kuşların
    Tutup kanatların kırmağa geldim

    Senin âşıkların gülmez dediler
    Ağlayıp yaşını silmez dediler
    Seni bir kez saran ölmez dediler
    Gerçek mi efendim, sormaya geldim

    Senin işin yiyip içmek dediler
    Yâran ile konup göçmek dediler
    Göğsün cennet, koynun uçmak dediler
    Hak nasip ederse görmeye geldim

    Mail oldum, senin ince beline
    Canım kurban olsun tatlı diline
    Âşık olup senin hüsnün bağına
    Kırmızı güllerin dermeğe geldim

    Karac’oğlan der ki, işin doğrusu
    Gökte melek, yerde hüma yavrusu
    Söyleyeyim sana sözün doğrusu
    Soyunup koynuna girmeğe geldim

    Oğlaklar başlarını kaldırıp kulaklarını diktiler. Kıyırtılarını kestiler. Kuşlar ötmez, dereler akmaz oldu. Doğa sustu. Yalnız Döne susmadı:

    – Sana olmaz demek çok zor Karacaoğlan. Her Yörük kızının gönlündesin; nahıl yeteceksin tümüne? Ağam (ağabeyim) çok huysuz. Bir görürse beni param parça eder. Ne olursun git şimdi.
    – Gideceğim; amma gene geleceğim.

    Ağır adımlarla uzaklaşıyordu Döne’den. Çok uzaklardan bir ses: “Diiiş ! Diiiş! O yana doğru yürümeye başladı. Saz elinde, söz dilinde, güzeller, güzellikler gönlünde!

    ALİ UYSAL

    Yazarın Diğer Yazıları