DOLAR
43,7292
EURO
51,9346
ALTIN
7.071,59
BIST
14.180,69
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Yağmurlu
14°C
Mersin
14°C
Yağmurlu
Cuma Yağmurlu
15°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
18°C
Pazar Parçalı Bulutlu
19°C
Pazartesi Çok Bulutlu
21°C

Ali UYSAL

ÖYKÜLERİYLE KARACAOĞLAN ŞİİRLERİ

    YÜRÜ BİRE YALAN DÜNYA

    A+
    A-

    Elinde saz, dilinde söz köşe bucak dolanıp duruyordu. Denilebilir ki en sevdiği yaşam biçimiydi bu. Her canlının, her varlığın yeri vardı uçsuz bucaksız gönlünde. Ne var ki deli gönlünün baş köşesi hep kızlarındı.
    Gözleri bayırları, tepeleri, dağları tarıyordu. Birilerini arar gibiydi, kulakları kirişteydi: Duymak istediği sesler vardı. Köpek havlaması, eşek anırması, horoz ötmesi gibi. “Neden?” derseniz o sesler yörük çadırlarını imlerdi hep.
    Böylesine yoğun bir arayış içindeyken uzaklardan bir ses çaldı kulaklarını. Aradığı seslerden hiçbiri değildi. Olsundu. Sesin her biçimi ilgisini çekerdi. Yönünü o yana çevirdi. Yürüyüşünü hızlandırdı. Yaklaştıkça sesin niteliği belirleniyordu. Sözlü, besteli ağıttı sesler. Orda bir ölen var demekti.
    Sese iyice yaklaştığında çağıllı bir koyakta dört çadır gördü. Üçü üç direkli biri sarı keçili çadırıydı. Koyak mahşer yeri gibiydi. İçine bir karanlık çöktü. Koyağa inmek istemedi. Tepede kimsenin göremeyeceği bir yer bulup çöktü. Bir kadın en çok çığlık atıyordu. Peşi sıra ağıtlar sıralıyordu. Ölen oğlanın anası olmalıydı. Ağıtları bellemek istedi başaramadı. Ağıtlara hayran kaldı.
    Töreni ne kadar süre izledi kendi bile bilemedi. İç dünyası alt üst olmuştu. Neden sonra doğruldu yerinden. Hedef gözetmeden yürümeye başladı. Aradığı bir ardıç ağacıydı. Altına oturup içindeki duyguları dökecekti çevreye. Çok geçmede buldu aradığını. Artık söz can yoldaşı sazınındı:

    Yürü bre yalan dünya
    Sana konan göçer bir gün
    İnsan bir ekine misal
    Seni eken biçer bir gün

    Ağalar içmesi hoştur
    O da züğürtlere güçtür
    Can kafeste duran kuştur
    Elbet uçar gider bir gün

    Aşıklar der ki n’olacak
    Bu dünya mamur olacak
    Haleb’i Osmanlı alacak
    Dağı taşa katar bir gün

    Yerimi serin bucağa
    Suyumu koyun ocağa
    Kafamı alin kucağa
    Garip anam ağlar bir gün

    Yer yüzünde yeşil yaprak
    Yer altında kefen yırtmak
    Yastığımız kara toprak
    O da bizi atar bir gün

    Bindirirler cansız ata
    İndirirler tuta tuta
    Var dünyadan yol ahrete
    Yelgin gider salın bir gün

    Karac’oğlan der nasıma
    Çok işler gelir başıma
    Mezarımın baş taşına
    Baykuş konar öter bir gün

    Öyküleriyle Karacaoğlan Şiirleri – Ali Uysal

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.