DOLAR
45,3648
EURO
53,4078
ALTIN
6.886,48
BIST
15.050,08
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Açık
22°C
Mersin
22°C
Açık
Cuma Çok Bulutlu
24°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
26°C
Pazar Parçalı Bulutlu
25°C
Pazartesi Az Bulutlu
26°C

Ali UYSAL

ÖYKÜLERİYLE KARACAOĞLAN ŞİİRLERİ

    BÜLBÜL NE YATARSIN BAHAR ERİŞTİ

    Tüm görkemiyle ilkbahar dağa taşa selam verdi. Toros Dağlarında bahar bir başkadır. Topraktan otlar, ağaçlardan çiçekler fışkırır. Gökte turnalar dizim dizim. Yeni türküler, yeni şarkılar boy gösterir.
    O yine yollarda, dağlarda, koyaklarda, tepelerdeydi. Gökler kadar geniş gönlüne varlıkların biri girip, biri çıkıyordu. Tümünü de sevgiyle besliyordu. Aralarından güzellerini seçmeye çalışıyordu. Güzele doymuyordu gönlü. Toros dağlarının üstünde her varlık güzeldi. Yörenin bu özelliği işini zorlaştırıyor, güzel seçmekte zorlanıyordu. Yaşamının bu zorluğunu bir dörtlüğünde anlatmamış mıydı:
    Karacaoğlan ben bu düşü yoramam
    Açıp defterimi yine düremem
    Gelin iyi kıza kötü diyemem
    Çözümü böyle bulmuştu: Güzelleri seçmekte zorlandığı zaman gönül kapısını açıveriyordu. Tüm güzellikleri dolduruyordu gönüne. Öylesine genişti deli gönlü. Tüm güzellikleri doldursan içine yine de yarısı boş kalırdı. Sevdalı olduğu yalnız kızlar değildi; tüm varlıklara aşıktı.
    İşte bu özellikteki deli gönlü Toros Dağlarının üstüne ilkbahar gelince coşmuştu. İçi içine sığmıyordu. Topraktan otların fışkırması gibi türküler akın etmişti gönlüne. Birbirlerine dolaşıyorlardı. Onlardan birini çalıp söylemeliydi. Çöküverdi bir ulu ağacın dibine. Saz elinde, söz dilinde:

    Bülbül Ne Yatarsın Bahar Erişti
    Karacaoğlan

    Bülbül ne yatarsın bahar erişti
    Ulu sular göl olduğu zamandır
    Kat kat oldu gül yaprağa karıştı
    Gene bülbül kul olduğu zamandır

    Gene bahar oldu açıldı güller
    Figana başladı gene bülbüller
    Başka bir hal olup açtı sümbüller
    Aşıkların del’olduğu zamandır

    Gene bülbül bilir gülün halinden
    Yeter deli oldum yarin elinden
    Aşık aşıp gelir yaya belinden
    Yardan bize gel olduğu zamandır

    Gene geldi türlü baharlar bağlar
    Bülbül figan edip kamuyu dağlar
    Türlü çiçeklerle bezenmiş dağlar
    Ulu dağlar yol olduğu zamandır

    Karac’oğlan der ki geçti çağlarım
    Meyve vermez oldu gönül bağlarım
    Aklıma geldikçe durmaz ağlarım
    Gözüm yaşı sel olduğu zamandır

     

    Öyküleriyle Karacaoğlan / BÜLBÜL NE YATARSIN BAHAR ERİŞTİ – Ali UYSAL

     

    Yazarın Diğer Yazıları