Müdür, ziyaretine gelen muhtarla, makam odasında otururken “Reis geliyor!” diye haber verdi sekreter. Müdür derhal kapıya çıktı. Bir hışımla merdivenden üst katlara tırmanan Reis’in peşi sıra koştu. Selamsız sabahsız tuvalet dahil tüm odalara tek tek bakan Reis, ani bir hareketle geri döndü, müdür odasına daldı; odada bekleyen muhtara –muhtar şaşkın halde- ters ters baktı, homurdandı, her kimse aradığını bulamamıştı. Merdivenden inerken müdür yine peşi sıra takip etti. Dairede tadilat olduğu için merdiven kenarındaki çiçekler tozlanmıştı, “Ne bu toz toprak!” diye bağırdı. Mutlaka ters bir şey söylemeli idi! Müdür hiç şaşırmadı.
Reis ne arıyor ne bulacağını sanıyordu? Ona göre, dairede bir suçlu saklanıyor; müdür, ya bundan habersiz ya da yataklık yapıyordu?! Öyleyse güvenlik kuvvetleri ne güne duruyordu? Müdür, günler sonra öğrendi vaziyeti! “Bir önceki dönemin müdürü, sık sık gelip gidiyor, iş takibi yapıyor.” diye haber uçurmuş içerideki ajanları. Yakalasa ne yapacaktı acaba? Her vatandaşın kamu kurumlarına gelip gitmeye hakkı yok mu? “Bu nasıl bir paranoya, böyle mi yapılmalı! Ben müdür değil de eşekbaşı mıyım?” diye söylendi müdür ve devam etti:
“Ne günlere kaldık ey gazi hünkâr, eşek vezir oldu katır mühürdar!”
@kpınar



