CHP’nin eski Genel Başkanı Hikmet Çetin’in MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi ziyareti, siyasi çevrelerde sıkça konuşulan konulardan oldu ve farklı anlamlar yüklendi. Kuşkusuz devlet adamı kimliğiyle temayüz eden iki şahsiyetin görüşmesi önemliydi. Daha çok tutuklu belediye başkanlarının durumu ve CHP kurultay davasının konuşulduğu ifade edilirken, Hikmet Çetin’in açıklamasıyla görüşme farklı bir boyut kazandı.
Hikmet Çetin şöyle dedi: “Ben hala bugün bile CHP ile MHP’nin koalisyonunun çok başarılı olacağına inanıyorum. Bunu Bahçeli’ye de ima ettim.” Ve Bahçeli’nin sessiz kaldığını ilave etti. Bahçeli, ayak üstü, ölçüp biçmeden konuşan bir lider değil. Elbette sessiz kalacaktı.
Böyle bir durum var mı veya buna ihtiyaç var mı? Bugün için olmadığını düşünüyorum. Ancak, yakın siyasi tarihimize baktığımızda, olmayacak işlerden değil elbet! Nitekim, gelişen şartlara göre bazı iş birliği, birliktelik veya ortaklıkların yaşandığını görüyoruz.
12 Eylül öncesi, MHP Lideri Türkeş’in, kilitlenen Meclis Başkanlığı seçiminde, CHP’li Cahit Karakaş’ın seçilmesini sağlayarak, sorunu çözmesi hatırladığım ilk örneklerdendir.
Yine, 90’lı yıllarda Türkeş, sayısal bir ihtiyaç olmadığı halde, DYP-SHP koalisyonuna destek vererek; hükümeti, SHP listelerinden meclise giren DEP milletvekillerine mecbur olmaktan kurtarmadı mı?
1999 yılında, TBMM’nin ikinci büyük partisi MHP, DSP ile koalisyon kurarak; Başbakan yardımcısı Bahçeli, Başbakan Bülent Ecevit ile 3,5 yıl uyumlu, devlet ciddiyetini ve nezaketi elden bırakmadan çalışmadı mı? Hatta, bu duruşu ile yakın çevresi tarafından şiddetle eleştirilmedi mi?
2014 yılında MHP ve CHP anlaşarak Ekmelettin İhsanoğlu’nu ortak Cumhurbaşkanı adayı göstermediler mi? Doğru adaydı veya değildi! O ayrı bir konu ama birlikte hareket etme zemini bulmadılar mı?
Olmaz demeyin! Siyasette her şey olabilir. Bugünün konusu mu ? Bence değil.
Esasen Türk milliyetçiliğini ve Türk milliyetçilerini dar bir siyasi şablona sıkıştırmak mümkün değildir; her şartta, ülkenin menfaati ve Türk dünyasının ihtiyacına göre pozisyon alabilen bir kabiliyete sahiptir; pragmatik siyasi yaklaşımla değil, devletin ana omurgasını koruma refleksiyle hareket ederler. Öyle de olmalıdır.
Bazı çevrelerce anlaşılmayan veya anlamak istenmeyen konu da budur. Türkeş ve Bahçeli, bu yüzden çok yoğun eleştirilere maruz kaldılar. Türkeş’ e söylenenler, unutulmuş görünse de hafızalarımıza kaydedilmiş durumdadır. Bahçeli’ye söylenenler ise, eleştirinin ötesinde, linç kampanyasına dönüşmüştür.
Türk milliyetçiliği, devletin kuruluş felsefesidir; devletin ana omurgasıdır ve siyaset ötesi bir anlayışı gerektirir. Tabi ki günlük siyasetin…
Siyasi bir değerlendirme yaparken, bu gerçek göz önünde bulundurulmalıdır.
#DevletEbedMüddet
Mehmet Akpınar
Mut, 170925


