20 yıldır, ama az ama çok, yazları, güzel Mut’umuzun şirin yaylası Sertavul’ da geçiriyorum. Sertavul’ u seviyorum. Sahili İç Anadolu Bölgesine bağlayan karayolu üzerinde olması ayrı bir avantaj sağlıyor. Geçmiş yıllarda dar, yokuş ve tek şeritli yolda ulaşım işkence idi. Şimdilerde yol çift şerit, virajlar mümkün olduğunca yumuşatılmış; sürücüler ağır aksak giden bir tankerin arkasına takılıp kalmaktan kurtulmuş, yolculuk ayrı bir zevk haline gelmiş. Bir de akaryakıt fiyatları yüksek olmasa!.. Yine de yolun rahatlığına bakıp fazla hız yapmamak lazım; hala tehlike arz eden yerler var, o yüzden özellikle yola yabancı olanlar, dikkatsiz davrananlar ara sıra kaza yapabiliyorlar.
Sertavul uzun yıllar Mut ilçemizin Narlıdere Köyüne bağlı bir mevki olarak kaldı. Muhtar yazları yaylaya çıkar, gücü yettiğince hizmet almaya çalışırdı. O zamanlar nüfus azdı, sulama suyu vardı, hatta suyun sırayla verilmesini sağlayan civan tutulurdu. Son yıllarda münferit bazı yerler dışında sulama suyu kalmadı, kaynaklar içme suyu şebekesine bağlandı; civan görülmez, duyulmaz oldu. Bir de koruma bekçisi görünürdü arada; ne iş yaptığı bilinmez, bir derde çare olmaz halde. Ne bahçeleri ne evleri koruduğu hiç duyulmadı. Kimsenin de ondan bir hizmet beklediği yoktu. Koskoca Sertavul’ u tek başına yaz kış nasıl koruyacaktı zaten.
Sonraları İlçe belediyesinin mücavir alanına alındı Sertavul. Lâkin belediyenin sınırlı imkanları içinde fazlaca hizmet alamadı o yıllar. İmardan, yapılaşmadan Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü mü yoksa Belediye mi sorumlu ve yetkili olduğu anlaşılamadan çarpık yapılaşma devam etti uzunca bir süre.
Büyükşehir Belediye Yasasının çıkmasıyla birlikte 2014 yılından itibaren hem Büyükşehir Belediyesinin hem de ilçe Belediyesinin hizmet alanına girdi Sertavul. Hala Narlıdere Mahallesine bağlı bir mevki olsa da adı konmuş bir caddesi, bir sokağı olmasa da vatandaş telefonda Enerjisa’ ya yol tarif etmekten yorulsa da hizmet almakta bir kolaylık sağlanmış oldu.
İkindi vakti yürüyüşler yapılır Sertavul’ da. Pek de güzel olur. Ben de yürüyorum arkadaşlarımla. Bizim yürüyüşümüz sadece spor değil elbet; hem sohbet muhabbetle hem çevreyi gezip görmekle hem de eş dost ziyaretiyle geçer.
Neler gördüm, neler göremedim?
Her yere önemli ölçüde parke yapıldığını gördüm, ziyadesiyle mutlu oldum. Eksik kalan yerler de var tabi ki. Özellikle nüfuzlu ailelerin, zenginlerin yurt tuttuğu yerlere özen gösterilmiş olması dikkatimi çekmedi değil. Bir de eski yerleşim yerlerinin yolları dar olduğundan ulaşımın ve hizmet götürmenin sıkıntılı olduğu…
Özellikle yaylalarda asfaltın ömrü kısadır; yapıldığında pırıl pırıl, iki yıl sonra delik deşik olur. Parke daha kalıcı bir hizmet. Burada bir eksikliği de ifade etmek isterim. Asfalt yapılıyor, parke yapılıyor; ama şarampol yetersiz olduğu ve kıştan önce yeterli bakım yapılmadığı için ömrü kısa oluyor.
Kabul etmeliyim ki çöpler düzenli toplanıyor, bu yıl içme suyunda da bir sıkıntı yaşandığı duyulmadı. Ama kanalizasyon ciddi bir sorun, yaylanın tam ortasından geçen dere hala koku saçıyor.
Kurban Bayramı’nı yaylada geçiriyor, çirkin manzaralar görüyoruz. İnsanlarımız ve kasaplarımız daha bir duyarlı olsa ve nispi bir iyileşme görülse de mezbaha olmadan sorun çözülmez.
Bir de Enerjisa var; telefon kadar yakın, yetkilisine ulaşılamayacak kadar uzak . Planlı mı plansız mı bilinmez, ama olmadık zamanda elektrik kesintisiyle karşı karşıya kalıyoruz.
Yıllar önce doktoru, hemşiresi varken şimdilerde bir sağlık kabini bile yok; bir hastan olsa iğne yaptıracak kimse bulamıyorsun. Her hizmetin vatandaşın ayağına ulaştığı bir dönemde, basit bir sağlık hizmetinden yoksun kalmak anlaşılır gibi değil.
Evet yürüyorum; bu yıl henüz hizmet kervanına rastlamadım. Belki var da ben görmedim, bilmiyorum.
Gözümüz yollarda…Yürüyoruz…


