Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Yağmurlu
10°C
Mersin
10°C
Yağmurlu
Pazar Az Bulutlu
14°C
Pazartesi Az Bulutlu
17°C
Salı Hafif Yağmurlu
14°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
14°C

Mehmet AKPINAR

İMBİKTEN SÜZÜLENLER

    DÜNDEN BUGÜNE MEDYA

    Medya; kitlelerle, iletişim sağlayan radyo, televizyon, dergi ve gazete gibi basın ve yayın organlarının tamamını ifade etmektedir.

    Son yıllarda, yazılı basın ve radyo etkinlik açısından televizyonların gerisinde kalmıştır. Sosyal medya ise günlük hayatımıza çok hızlı girdi. Ancak bu yazımızın konusu değil.

    1980 öncesi gazeteler daha yaygın ve etkiliydi. Televizyon siyah beyaz ve tek kanaldı. Gece saat 24.00′ da istiklal marşı okunarak kapanırdı. Sabahleyin ekmekle birlikte gazete alınır, kahvaltının ardından ilanlarına kadar okunurdu. O yıllarda, kişiler okuduğu gazeteler ile değerlendirilir, yan cepler de dünya görüşünü simgeleyen gazeteler taşınırdı.

    Lise yıllarında “Bizim Anadolu” Gazetesi alır, aşık atışmalarını, tarihi menkıbeleri ilgiyle okurduk. Üniversite yıllarında, yerini “Hergün” Gazetesine bıraktı.
    Sol kesim, “Cumhuriyet” ve “Yeni Ortam Gazetesi ile fraksiyonlarına göre farklı dergiler okurlardı. Ilımlı Sol kesim, “Milliyet” Gazetesi; sağ ve sol liberal kesim ve muhafazakârlar “Hürriyet, Günaydın, Tercüman” ve benzeri gazeteler alırlardı. Gazeteler keskin bir kamplaşma aracı olmuştu.

    Ankara’da “Kurtarılmış Bölge” diye ifade edilen bir semtte oturuyordum. Bayii’nden, Hergün Gazetesi’ni bir başka gazetenin içine koyarak alırdım. Böylesine dikkatli davranmama rağmen günün birinde, ikisi eli zincirli dört kişi sokakta etrafımı çevirdiler; ellerinden mucize eseri kurtuldum. Üniversitedeki yoldaşlarına bildirmişler; tehdit edildim ve o mahalleyi terk etmek zorunda kaldım. Benzeri Olayları, Cumhuriyet ve Yeni Ortam Gazetelerini okuyanların da yaşamış olması, o devrin acı gerçeğidir.

    90’lı yıllarla birlikte özel televizyonlar yayın hayatına girdi, devletin yanı sıra sermaye grupları da yerini aldı. Gazetelerle anılan medya gruplarının, televizyonlarla birlikte sayıları hızla arttı. Artık her gazetenin televizyonu var ve mensubu bulunduğu medya ekseninde yayın yapmaktadır.

    Esasen ana özellikleri itibariyle dünden bugüne medyanın tutumunda bir değişiklik olmadı. Kutuplaşma devam etmektedir. Muhalif medya, iktidara yakın medya grubuna “Yandaş Medya” derken, iktidar da buna karşılık “Candaş Medya” ifadesiyle hitap etmektedir. Kim tarafsızdır, kim objektif davranır; tartışılır.

    Medya konusunda toplumda öyle bir kamplaşma var ki; Halkçı TV’yi izlemeye tahammül edemeyen bir kesim olduğu gibi, Bengitürk TV’yi hiç izlememiş olanlar var.
    A Haber’i her şeyi toz pembe gösteriyor, mutluluk kanalı diye mizah konusu yapanlar olduğu gibi, NOW TV’ ye yalancı ve yaygaracı diyenler var. Örnekler çoğaltılabilir.

    Herkes kendi TV’sine inanıyor ve onun diliyle konuşuyor. Günümüzde insanlar, kendi dünya görüşünde olmayanlarla, toplumsal konuları enine boyuna konuşamaz haldedir.

    Bir başka husus; haber sunucularının, haberden çok kendi yorumlarını konuşuyor olmalarıdır. Mizahla sululuğu, ciddiyetle saldırganlığı ayıramayanlar da işin cabası.

    Siyah – beyaz Televizyonların, seviyeli haberlerini özler oldum.

    “Benim televizyonum iyidir. Tak tak tak… ITT Schaublorenz”
    Böyle bir TV reklamı vardı hatırladınız mı?

    MehmetAkpınar
    Mut, 270225

    Yazarın Diğer Yazıları