Her kurum kendi kuralları içinde işlemelidir. Siyasi müdahaleler, ilk bakışta cazip gelse de, uzun vadede hep zarar vermiştir. Bunun en çarpıcı örneği Sosyal Güvenlik Kurumudur. Emeklilik şartları ve özellikle emeklilik yaşı üzerinde çok fazla oynanmıştır. Çalışma hayatına başladıktan sonra ilk müdahaleyi merhum ÖZAL yaptı ve emekliliğe kademeli yaş sınırı getirdi. ÖZAL siyaseten tasvip ettiğim bir lider değildi ama getirdiği uygulama, SGK’nın (SSK, bağ kur ve emekli sandığı) ayakta kalması açısından doğru bir karardı. “Mezarda emeklilik” , “Çankaya’nın şişmanı, işçi düşmanı” sloganları sıkça kullanıldı. Sayın Özal seçim kaybetse de Çankaya’ya tırmandı. Devrin ana muhalefet lideri merhum Demirel, bu durumu çok iyi kullandı ve Özal’ı yerden yere vurdu. Başbakan olur olmaz ilk işi emeklilikte yaş sınırını kaldırmak oldu. Artık, Türkiye genç emekliler ülkesi idi. Bu popülist politikalardan herkes memnun görünüyordu. Bu haliyle SSK ayakta kalamazdı. Avrupa ülkelerinde 60’lı yaşların konuşulduğu bir dönemde, ülkemiz 38 yaşında emekli olunabilir hale geldi. Ne güzel! Sistem, merhum Demirel’i iktidar yapmıştı ama SSK’nın çöküşü o yıllar başlamıştı.
Sonraki yıllarda, emekliler konusunda gelişen olumsuzluklara uzun uzun değinmeyeceğim. En son yapılan yanlış uygulama EYT oldu. Seçime giderken muhalefetin gazına gelen ve kamuoyu baskısına dayanamayan Erdoğan emeklileri yaşa takılmaktan kurtarıverdi ama fatura yine emeklilere kesildi. SSK kendi kuralları içinde işlemedi; hazine yardımı ile yürüyen bir kurum haline geldi. Bugün, EYT’ten emekli olanlar da dahil, emekliler mutlu değil. Emeklilik yaşı itibariyle baktığımızda ise, itiraz ettiğimiz yılların da ötesinde, bugün yaş sınırı 65’tir.
2000’li yılların başında, çalışırken aldığına yakın maaş alan emekliler, bugün ancak yarısını alabilir hale gelmiştir.
İktidarın önündeki en önemli sorunların başında emeklilik konusu gelmektedir. 15 milyonu aşan emekli kitlesinin göz ardı edilmesi düşünülemez. Nitekim son yerel seçimlerde kendini göstermiştir. Hükümet bu durumun farkında olmakla birlikte, en düşük emekli maaşı ve asgari ücret tartışmalarından kurtularak, henüz bir çözüm ortaya koyabilmiş değildir. Gözler yine seçime çevrilmiştir.
Yakın tarihin seyri içinde, siyasi mülahazalarla emeklilik sistemi üzerinde oynamanın sonucu budur.