DOLAR
45,5892
EURO
52,9677
ALTIN
6.575,50
BIST
14.029,54
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin
Az Bulutlu
24°C
Mersin
24°C
Az Bulutlu
Çarşamba Hafif Yağmurlu
21°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
23°C
Cuma Hafif Yağmurlu
24°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
23°C

Mehmet AKPINAR

İMBİKTEN SÜZÜLENLER

    ‘İNSAN’ OLMAK

    Çocuk olsaydım; masum, gülümseyen, oyuncaklarıyla sevinen… Yoksa da kendisi yapıp eyleyen; kah çamurdan, kah ağaçtan…
    Nehirde ağacı sal; karada değneği at, eski teli çember yapıp koştursam… Düşler kursam, düşlerde mutlu olsam… Tek derdim kırılan oyuncağım olsa, varsın yırtık pırtık olsun ayakkabım. Saf, temiz, çıkarsız, hesapsız, sevgi dolu emsallerim doldursa etrafımı.

    Bir dağ başında çoban olsaydım; temiz hava, soğuk su, çan ve kuzu sesi arasında dolaşsaydım. Saatım, radyom olmasa; güneşin doğuşu, batışı yönüm; yoldan geçen oduncu habercim olsaydı. Geceleri ay ışığım olsa, yıldızları sayarak uyusaydım. Kuru soğan, sarı çökelek, çavdar ekmeği azığım olsa, mataramdan suyu yudumlasaydım. Mikropsuz, virüssüz, hormonsuz, doğal; hijyen kelimesini hiç duymasaydım.

    Haberim olmasaydı dünyadan, savaştan, cinayetten, ihanetten… Sadık bir çoban köpeği sahiplenirdi beni ve kuzularımı; kaygısız, korkusuz uyurdum geceleri. Ne yapayım ben füzeleri…

    Enflasyon, TEFE, TÜFE’ de neymiş!? Ya Ekonomik büyüme!? Büyüyen kuzularımı, genişleyen sürümü, helke helke sütümü bilseydim tek.

    Ağıla kuzu katmayı bilseydim de, adam satmayı görmeseydim. Yabani hayvanlardan bile korkmazken, insanlardan korkar hale gelmeseydim. Alaca hayvanları otlatsam da, alası içinde insanlarla aynı sofraya oturmasaydım.

    Kuzunun kuzuyla koklaştığını, koçun koçla güpüştüğünü görseydim de, arkadaşın, kardeşin birbirinin ayağına dolaştığını görmeseydim.

    Çocuk gibi masum kalsam da; bunca yalanı, dolanı, hileyi, riyakarlığı, saygısızlığı, bizans oyununu görmeseydim.

    Aşk, kaval sesi gibi yanık, saf ve temiz kalsaydı. Fuhuşun adı aşk yaşamak olmasa, nikahın yerini seviyeli birliktelik almasaydı.

    Ama ne her daim çocuk, ne de öyle çoban kalabiliriz. Dağ başındaki çobanın dünyadan haberi olduğu gibi, haberi çocuktan alıyoruz.

    Televizyon, internet, mobil telefon, sosyal medya tüm hayatımıza girmiş, mahremiyeti ortadan kaldırmıştır. Teknoloji bir taraftan konforu yükseltir, hayatı kolaylaştırırken, diğer tarafta önlenmesi güç zararlar vermeye başlamıştır. Çocuk kalmak, çoban olmak çare olmadığına göre, birlikte mutlu yaşamak için ‘insan’ olmak zorundayız.

    Sevgi, dostluk, yakınını gözetmek, kul hakkına riayet, güzel ahlak, çalışmak ve üretmek düsturumuz olmalıdır.

    Önce insan, önce ‘insan’ olmak…

    ETİKETLER:
    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.