
Bir başımayım. Düşünüyorum. Dingin de değilim. İçimde çağlayan dereler, ipil ipil esintiler… Nereden başlasam, nasıl bir başlangıç yapsam iyi olur? Ya da vazgeç; faydası olmayacak şeylerle zamanı boşa harcama diyorum. Beğeni olsa da, olmasa da yazmaya artık kararlıyım, inadına yazacağım.
Birey olarak kendimi solda gören biriyim. Atatürkçü, laik ve Cumhuriyetçiyim. Varlığımı; Atatürk‘e, onun silah arkadaşlarına, vatan uğruna can veren şehitlerimize ve gazilerimize borçlu olduğumun bilincindeyim.
Yıllardır CHP’nin neden iktidar olamadığını sorup soruşturuyorum. Herkes kendisince bir şeyler söylüyor. Şu yaştayım, oy veriyorum, rahmetli Ecevit sayesinde yarım yamalak bir iktidar yüzü gördük o kadar. Ona da emperyalist ve yerli işbirlikçiler fırsat vermedi. Doğmadan öldürdüler. Toplumsal politikalar üretme yerine, ayrı ayrı sol partiler kurarak iktidardan uzaklaştılar.
İktidarı sürekli eleştirerek, yapılan soygun ve talanları anlatarak iktidar olmayı hedeflediler. Devletin kaynaklarının yandaşlara nasıl peşkeş çekildiğini, yapılan tüm otoyol, köprü, tünel ve şehir hastanelerini devlet garantili diye diye kara delikler açıldığını, geleceğimizin bir elin parmakları kadar müteahhitlere ipotek edildiğini söyledik. Eğitimi, tarımı, hayvancılığı bitirdiklerini, küçük esnafı haritadan silmek üzere olduklarını, dış politikada dar boğazı bırak; dost devlet bırakmadıklarını anlattık durduk. İktidara; barolardan, sendikalardan, sağlık örgütlerinden, Anayasa Mahkemesi‘nden, kısaca sivil toplum örgütlerinden elini çek dedik. Hepsi doğru ve yerinde. Ancak bu politikalar toplumda ses getirmedi.
Daha çarpıcı politikalar üretilmeli:
Başa dönecek olursak: Bu ülkenin kaynakları hiç kimsenin özel kaynağı değildir. Alınan, toplanan vergileri bana harcama yetkisi verildi diye kafasına göre harcayamaz. Her şey yasalar çerçevesinde olmalıdır. Kısaca yapılacak politikalar toplumu sarsmalı. Toplum ben de böyle düşünüyorum diyebilmelidir.
Eğitim, toplu taşıma, sağlık, sosyal yardımlarla yoksul insanlarımızı devletçe kucaklayacak parti iktidar olur. Laf ebeligini bırakalım. Gerçek sosyal politikalar üretelim. Güven verme, hak, hukuk ve uygulama. Toplumsal adaleti nasıl gerçekleştireceğinizi genele anlatın, anlatılmalı…
‘Biz Kürt, Alevi, Roman, Gayri Müslim, herkesi ayrımsız kucaklıyoruz’ demekle olmuyor. Eğip bükmeden açık olalım. İçimizde, birlikte yaşadığımız bu insanların istekleri nedir, tespitler yapılmalı, gerekli reformlar derhal yapılmalıdır. Müslümanlara ayrılan kaynak onlara da ayrılmalı, ya da kökten kesilmelider. Her topluluk kendi inançları ile ilgili kaynağı yine kendileri karşılamalıdır.
Tüm yukarıda anlatmaya çalıştıklarım bireyseldir. İlgili uzmanlar bir araya getirilerek planları hazırlamak zor değil. 83 milyon yurttaşımızı bir arada, el ele yaşatmanın gereğini yapmak hedefimiz olmalıdır.
İnsanları, insanca ve özgür yaşamayı seviyorum.
CEMİL COŞGUN
15.10.2020